Lotus Yayınları
Muharrem Şirin
Bir 1 kişi görseli olabilir

Felsefe öğretmeni.

TODAİE’de Kamu Yönetimi Yüksek Lisans Programında okudu.

Ankara’da yaşamaktadır.

Eserleri:

Felsefenin Kısa Hikayesi, Karikatürlerle

Filozof Kedi, Mişa

Can Kuş, Gümüş

Saklı Dünya, Bir Düş Ülkesi

Epiktetos

55 yılında Hierapolis, Frigya’da doğmuş 135 yılında hayata gözlerini yuman Yunanlı filozoftur. Stoa felsefesinin önemli düşünürlerinden Epiktetos muhtemelen  köle olarak doğdu. Kuzeybatı Yunanistan’daki Nicopolis’e sürülene kadar Antik Roma’da yaşadı, hayatının büyük bölümü Nicopolis’de geçti ve orada da öldü. Şayet bir isim verilmişse, ailesince verilen ismi bilinmiyor. Epiktetos sözcüğü Yunancada en basit anlamıyla “kazanılmış, elde edilmiş” anlamına geliyor.

Kaya üzerine kendi el yazısıyla yazdığı şiiri dışında geriye yazılı eser bırakmamıştır. Öğrencilerinden Arrian sözlerini kelimesi kelimesine yazıya döktüğünü ifade etmiştir.

Hyong-O Kim

(Korece: 김형오, d. 30 Kasım 1947), Güney Koreli yazar ve politikacı. 1992-2012 yılları arasında Yeongdo Ulusal Meclisi’nin uzun süreli üyesiydi. Milletvekilliği kariyeri boyunca 2008-2010 yılları arasında Ulusal Meclis Başkanı olarak görev yaptı.

Sunam-ri,Goseong-eup’tad oğan Kim,  Goseong İlköğretim Okulu ve Kyungnam Lisesi’negitti. Seul Ulusal Üniversitesi’nde diplomasi alanında lisans ve siyaset bilimi alanında yüksek lisans derecesi alıp vermiştir. Kyungnam Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdürdü ve siyaset bilimi alanında doktora derecesiyle mezun oldu.

Mezuniyetin ardından Kim, ülkenin ana muhafazakar gazetelerinden Dong-a Ilbo‘da çalıştı. Daha sonra 1978-1982 yılları arasında Diplomasi ve Ulusal Güvenlik Akademisi’nde araştırmacı olarak çalıştı.  Siyasi kariyeri dışında, 1999’da A Stone Wall House ve Wave Roar (돌담집 파도소리), 2012’de Sultan ve İmparator (술탄과 황제) gibi çeşitli denemeler ve romanlar yazdı. 2016’da genişleterek ve düzenleyerek yeni bir hale soktuğu Sultan ve İmparator romanını Yeniden Yazılan Sultan İmparator adıyla yayımladı.

Kim aynı zamanda Pusan Ulusal Üniversitesi’nde başkanlık profesörüydü. Merhum Kim Koo’yu onurlandıran bir sivil toplum kuruluşu olan Vatansever Kim Koo Için Anma Hizmetleri Derneği’nin görevdeki Başkanıdır.

Prof. Dr. Tevfik Erdem
Bir Tevfik Erdem görseli olabilir
Prof. Dr. Tevfik Erdem

Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Sosyoloji bölümünden 1991 yılında mezun oldu. Yüksek Lisansını 1996 tarihinde Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Bölümünde “Sivil Toplum ve Türkiye Gerçeği” adlı teziyle aldı. Doktorasını Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Bölümünde “Yoksulluk üzerine sosyolojik bir çalışma ‘Ankara kent yoksulları’ adlı teziyle 2003 yılında tamamladı. Ankara Hacı Bayram Veli (Gazi) Üniversitesi, İİBF, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Temel ilgi alanları milliyetçilik, Kürt milliyetçiliği, yoksulluk ve sivil toplumdur. Sosyoloji, Milliyetçilik, Türkiye’nin Toplumsal Yapısı gibi dersleri vermektedir. Bir kısmı yayımlanmış birçok saha araştırmasında araştırmacı ya da proje yöneticisi olarak görev yapmıştır. Başlıca eserleri: Feodalite’den Küreselleşmeye (editör), Milliyetçilik (editör) ve Sosyoloji Notları’dır.

Stefan Zweig
Stefan Zweig (Çizim: Neslihan Zeybek)

Viyana’da, 28 Kasım 1881’de dünyaya gelen Stefan Zweig, annesi Ida Brettauer ve babası Moritz Zweig’in teşvikleriyle küçük yaştan itibaren ciddi bir eğitimle yetiştirilmiştir. Özellikle edebiyat alanında kendini yetiştiren Zweig, İngilizce, Yunanca, İtalyanca, Latince ve Fransızcayı da öğrendi. Lise çağlarında şiire ilgi duydu; Alman şair Rilke’den oldukça etkilenerek kendi şiirlerini yazdı.

Stefan Zweig için yazmak bir tutku olmuştu; sürekli yazıyordu. Öğrendiği yabancı dilleri edebiyat alanında çevirilerde kullandı. 1901’in sonlarında Paul Verlaine’le Baudelaire’in şiirlerini Fransızcadan Almancaya çevirdi. Viyana ve Berlin Üniversiteleri’nde felsefe eğitimi alan Zweig, bir süre sonra dünyanın birçok yerine seyahat etme fırsatı buldu.

1907-1909 yılları arasında Seylan, Gwalior, Kalküta, Varanasi, Yangon ve Kuzey Hindistan’ı, 1911’deyse New York, Kanada, Panama, Küba ve Porto Riko’yu gezen Zweig, 1914’te de Belçika’ya, şair Emile Verhaeren’in yanına gitti. Ancak bu sıralarda I. Dünya Savaşı patlak verince Belçika’dan Viyana’ya dönüp orduya katıldı. 1914 – 1917 yılları arasında Viyana’da savaş karargâhında savaş arşivinde memur olarak görev aldı. Savaşın ilk zamanlarında bir gazeteci ve yazar olarak savaştan yana gibi görünse de içine sinmeyen bu durum, Galiçya’ya gidip cephedeki acıya tanık olunca savaş karşıtı olmasına neden oldu. Bu durumda savaşa olan tavrını en azından pasif olarak gösterdi. 1916 yılında “Babil Kulesi”, 1918’de de “Zorlama” isimli yazılarıyla savaş karşıtı fikirlerini kamuoyuna sundu. 1917 yılında, “Yaremya” adlı yazısı ve özellikle “Yabancı Ülkedeki Dostlarıma” girişiyle yazdığı kınama dolu mektubuyla savaşa karşı tavrını iyice gösterdi. I. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle Avusturya’ya gelip Salzburg’a yerleşti. Burada Frederike von Winternit’le tanıştı ve bir süre sonra onunla evlendi. Frederike, iki çocuklu dul bir kadındı.

Salzburg’da geçen yılları, Stefan Zweig için edebiyat alanında en verimli zamanları oldu. Yaklaşık yirmi yıl boyunca burada satın almış olduğu villada birçok eserini hayata geçirdi. Salzburg’daki yaşamı ona ünlü isimlerle arkadaşlığı da getirmişti. Hayranı olduğu Hugo von Hofmannstahl, ayrıca Romain Rolland, Thomas Mann, H. G. Wells, James Joyce, Paul Valery, Arthur Schnitzler, Franz Werfel, Richar Strauss gibi birçok ünlü isimle dostluklar kurdu.

Honore de Balzac, Charles Dickens, Fyodor Dostoyevski üzerine incelemeler yazmaya başlayan Zweig, 1925 yılında Friedrich Hölderlin, Heinrich von Kleist ve Friedrich Nietzsche’yle çalışmalarına devam etti. 1927’de Münih’te, Karmaşık Duygular ve Yıldızın Parladığı Anlar adını verdiği kitaplarını yayımladı. 20 Şubat 1927’de “Rilke’ye Veda” başlıklı konuşmasını yaptı ve 1928’de Lev Tolstoy’un 100. doğum günü kutlamalarına katılmak için Sovyetler Birliği’ne gitti. Biyografik yazılarına ayrıca, Emile Verhaeren, Marceline Desbordes-Valmore ve yakın dostu Romain Rolland’ın incelemelerini de ekledi. Giacomo Casanova, Stendhal ve Lev Tolstoy üzerine incelemeleri 1928’de yayımlandı.

Nazilerin iktidara gelmesiyle birlikte, Yahudi asıllı olan Stefan Zweig, kara listeye alındı. 1933’te Naziler, ideolojileriyle bağdaşmayan kitapları meydanlarda törenlerle ateşe veriyorlardı. Yakılanların arasında onun kitapları da vardı. Bir anda parmakla işaret edilen Yahudilerden biri olmuştu.

1934 yılına gelindiğinde Gestapo, Stefan’ın villasına baskın düzenledi ve arama yaptı. Evinde silah bulunmadığı için tutuklanmasa da artık Hitler yönetimi tarafından resmen istenmeyen adam durumuna getirilmişti. Bu sebeple Stefan Zweig, ülkesini terk edip Londra’ya yerleşmek zorunda kaldı. Bu süreçte savaş karşıtı düşüncelerini daha da etkili bir şekilde yazmaya devam etti. Rotterdamlı Erasmus’un Zaferi ve Trajedisi adlı eserini bu dönemde yazdı.

1937 yılında eşinden boşanan Zweig, bir yıl sonra sekreteri Lotte Altmann’la Portekiz’e gitti. Lotte de bir Yahudi’ydi. 1939 yılında da İngiltere’nin Bath şehrine taşındı, 6 Eylül 1939’ da Lotte ile evlendi. Sabırsız Yürek ya da diğer adlarıyla Tehlikeli Merhamet, Acımak isimli romanını bu dönemde yazdı.

Stefan Zweig savaşa, nefrete, aşağılanmaya ve tüm kötülüklere oldukça karşıydı. Dünyadaki barış ve düzen dengesinin yitirilmesi onu derinden yaralıyordu. Bu duygu ve düşünceler içerisindeyken şöyle demişti: “Çok büyük bir felakete sürüklendiğimizin farkında olduğunuzu sanıyorum. Edebiyat yaşamımız yok olacak!” Kısa bir süre sonra bu dedikleri bir bir gerçekleşmeye başladı.

Arkadaşına yazdığı mektupta şöyle diyordu:

“Bir nefretin çift taraflı ağırlığıyla yere serilmiş durumdayım. Savaşa neden olan Almanya’ya duyduğum nefret ve savaşın galibi olan Avusturya’daki Yahudilere duyduğum nefret benim gibi insanları yok edecek; yaşamak için birazcık hava bile bırakmayacaklar. Peki, nereye kaçmalı? Dünya bize kapılarını kapatacak, bense yabancı ve düşman olarak hor görüleceğim bir devletin tutsaklığında yaşamayı istemiyorum.”

1940’ta İngiliz vatandaşlığına kabul edilen Zweig, Hitler’in Batı’ya doğru ilerlemesi nedeniyle karısıyla birlikte önce New York, ardından Arjantin, sonra Paraguay ve en sonunda Brezilya’ya gitti. Aralık ayında New York’a geri döndü. Burada Amerigo – Tarihi Bir Hatanın Öyküsü adını verdiği kitabını yazmaya başladı, çok geçmeden de eser yayımlandı. 1941’de de Brezilya – Geleceğin Ülkesi adlı kitabını yayımladı ve hemen ardından Brezilya’ya yerleşmeye karar verdi. Petropolis’e yerleştikten sonra, burada Satranç isimli dev eserini yazdı. Montaigne üzerine incelemesine başlamıştı ki en önemli eserlerinden biri olan Dünün Dünyası – Avrupa Anıları adlı kitabını da yazdı.

Dünyanın gidişatı Zweig’ı oldukça olumsuz bir şekilde etkilemeye devam ediyordu. Umutsuzluk içindeki günlerinde teselliyi Goethe, Homeros ve Shakespeare’de aradı. İşte tam bu sırada karşılaştı Montaigne’nin Denemeler’iyle. Montaigne, ölüm karşısında özgür olmayı istiyordu. Bu hâldeyken ne dediğini anlamak çok zor olmadı. Yalan değildi ya, Stefan da Nazilerin zulmü karşısında tek çâre ölümü görüyordu. 22 Şubat 1942 tarihinde Stefan Zweig karısıyla birlikte “Veronal” adlı ilacı içerek intihar etti. Ölmeden önce yazdığı mektupta intihar nedeni olarak Hitler’in yarattığı kaosun ve faşist düzenin kalıcı olacağına inandığını ve bu inanç sebebiyle büyük bir umutsuzluk, karamsarlık hissettiğini dile getirmiştir.

Stendhal (Marie-Henri Beyle)
Stendhal (Çizen: Neslihan Zeybek)

Asıl adı Marie-Henri Beyle’dir.23 Ocak 1783’de Grenoble’da doğdu. Vercorlu eski bir aileden gelen babası Chérubin-Joseph Beyle, Dauphiné parlamentosunda avukattı.

Çeşitli ülkelerde gittiği salonlarda kadınlar aykırı düşünceleri sebebiyle ona çılgınca aşık oldular. Bu arada birbiri ardına romanlar yazdı.

Son olarak elçi olduğu küçük Civitavecchia kentine döndüğünde, sağlığı bozulmuştu.

Geçirdiği yeni bir felç yüzünden, 23 Mart 1842’de Paris’te elli dokuz yaşındayken öldü.

Jack London
Jack London (Çizen: Neslihan Zeybek)

San Francisco’da 12 Ocak 1876’da doğup Kaliforniya’da 22 Kasım 1916’da hayata gözlerini kapayan Jack London kırk yıllık kısa sayılabilecek hayatına ellinin üzerinde kitabı sığdırmıştır.

Bebeklik adı John’dur. Babası William Chaney bir astrologtu. Annesi Flora Wellman spiritüalist bir müzik öğretmeniydi. Doğumundan sonra bakımı eski bir köle olan Virginia Prentiss’e verilmiştir ve bu kadın, bir süre Jack London’a annelik yapmıştır.

Annesi Flora Wellman, Amerikan İç Savaşı gazisi John London’la evlendiğinde adı sonradan Jack diye anılacak John da onlarla yaşamaya başladı.

İlkokulu Oakland’de okudu. Berkeley Üniversitesinde eğitim gördü. Fakat üniversite eğitimini maddi zorluklar nedeniyle tamamlayamadı.

Kırk yıllık hayatına otuz gün hapse girmesine neden olan serseriliğinden altın avcılığına uzanan farklı maceraları sığdırmış; iskorpit hastalığına yakalanarak dört dişini kaybetmiş, ardından iyileşmiştir.

Günde on iki – on sekiz saat arası yoğun bir mesaiyle konserve fabrikasında çalışmış, ağır çalışma koşullarından usanarak küçük bir tekne alıp istiridye korsanı olmuştur.

Serseriliği denizcilik hayatından sonraya denk gelir. Japonya seyahati ardından hint keneviri fabrikası ve elektrik santralinde ağır çalışma koşullarında çalışmıştır. Serserilik ve ardından başladığı lise eğitimi hayatının duraklarıdır.

Yazarlıktan çok büyük paralar kazanmış, iki evlilik yapmış ve çiftlik satın almıştır. Yazarlıktaki başarısını “İtalyan işçilerin verimsizliği” gerekçesiyle çiftlik işinde sürdürememiştir.

Ölüm sebebi tam olarak bilinmemektedir. Çalkantılı yaşamının ardından ölümü hakkında da “intihar” iddiaları ortaya atılmıştır. Aşırı morfinden öldüğü iddiaları yanında inme ya da kalp krizi nedeniyle hayatını kaybettiği de öne sürülmüştür. Ölüm raporunaysa böbrek yetmezliği nedeniyle vefat ettiği yazılmıştır.

Başlıca eserleri:

Açlar Ordusu

Âdemden Önce

Alaska Kid

Alın Teri

Altta Kalanlar

Atalarının Tanrısı

Ateş Yakmak

Ay Vadisi

Beyaz Diş

Beyaz Sessizlik

Buck’ın Maceraları

Büyük Serüven

Can Yoldaşı

Cinayet Şirketi

Dehşet Ülkesi

Demir Ökçe

Demiryolu Serserileri

Deniz Kurdu

Direniş

Doğu Yakası

Dönek

Düş Ülkelerine Yolculuk

Güneş Çocuğu

Halk Avcısı

İstiridye Korsanları

Japon Kıyılarında Dehşet

John Barleycorn

Kaptan David Grief

Kıyametten Sonra

Kız, Kar ve Kan

Kızıl Veba

Kurt Dölü

Martin Eden

Meksikalı Devrimci

Midas’ın Müritleri

Ormandan Gelen Ses

Seçme Öyküler

Sevgili Jerry

Sevginin Katıksızı

Şampiyon

Tanrılar ve Köpekler

Uçurum İnsanları

Uzak Diyarlarda

Vahşetin Çağrısı

Yanan Günışığı

Yıldızlar Korsanı

Yol

Prof. Dr. Remzi Demir

Bir Remzi Demir ve gülümsüyor görseli olabilir1963 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Atatürk Lisesi’ni bitirdikten sonra, 1980-81 Eğitim ve Öğretim Yılı’nda Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Bilim Tarihi Kürsüsü’ne girdi. 1984’te bu kürsüden mezun oldu. 1984-85 Eğitim ve Öğretim Yılı’nda, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Felsefe Bölümü, Bilim Tarihi Anabilim Dalı’na araştırma görevlisi olarak atandı. Yüksek lisans ve doktora tezlerini, Prof. Dr. Sevim Tekeli’nin danışmanlığın-da hazırladı: 1987’de, Câbir İbn Eflâh’ın Islâhü’l-Mecistî Adlı Eseri başlıklı yüksek lisans tezini, 1991’de ise, XVI. Yüzyılın Ünlü Astronomu Takiyüddin’in Desimal Sistemi Trigonometri ve Astronomiye Uygulaması başlıklı doktora tezini savundu ve doktor unvanını aldı. 1994 yılında bilim tarihi yardımcı doçentliğine atandı; ardından 1997’de doçentliğe ve 2003’de ise profesörlüğe yükseltildi. 2001-2002 Eğitim ve Öğretim Yılı’nda araştırma izni alarak dokuz aylığına İsviçre’nin Lozan şehrine gitti ve bu süre içerisinde, Lozan Üniversitesi Genel Kütüphanesi ile yerel kütüphanelerde, özellikle Aydınlanma Dönemi Fransız Düşüncesi’nin Türkiye’ye girişine ilişkin araştırmalarda bulundu. 2006-2008 yılları arasında Bilim Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürüttü ve bu görevi sırasında bilim tarihi ile ilgili kongre, sempozyum, çalıştay ve konferans gibi çeşitli bilimsel etkinliklerin gerçekleştirilmesine katkıda bulundu. Bir süre Felsefe Bölümü Başkanlığı ve dört dönem de Fakülte Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. 2015 yılında, meslektaşı Prof. Dr. Melek Dosay Gökdoğan ile birlikte ülkemizde Bilim ve Teknoloji Çalışmaları’nın tanınmasını sağlamak ve bilimsel düşüncenin toplumun muhtelif katmanlarına yayılmasına katkıda bulunmak maksadıyla Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde tezsiz yüksek lisans eğitimi verecek Bilim ve Toplum Çalışmaları adında yeni bir anabilim dalının kuruluşuna öncülük yaptı. Hâlen Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde, Felsefe Bölümü, Bilim Tarihi Anabilim Dalı’nda çalışan Demir, araştırmalarını özellikle Osmanlı Dönemi Türk Bilim Tarihi ile Türk Felsefe Tarihi üzerinde yoğunlaştırmış bulunmaktadır.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Türkiye’de Yeni Din Algısının Doğuşu (1839-1938)

Bilim ve İktidar

Bilim ve Toplum

Bilim ve Tarih

Bilim ve Felsefe

Philosophia Ottomanica : Osmanlı Felsefesi

Nerede Hata Yaptık?

Prof. Dr. Mustafa Gündüz

mustafagunduz

Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, EPÖ, Eğitimin Tarihi ve Sosyal Temelleri Programında Yüksek Lisans (2001) ve aynı bölümde “II. Meşrutiyet Dönemi Eğitim ve Modernleşme Aracı Olarak Süreli Yayınlar: Türk Yurdu, İçtihad ve Sebilü’r-Reşad” başlıklı teziyle doktora derecesi aldı (2005). 2006-2011 arasında Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde görev yaptı. Şu anda Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümünde Eğitim Tarihi Profesörü olarak görev yapmaktadır. Temel araştırma alanı, Türk eğitim tarihinin Tanzimat sonrası gelişmeleri olup, dönemin eğitim sorunları ve öncü eğitimcileri üzerine çalışmalar sürdürmektedir. Beşi telif, beşi yayına hazırlama niteliğinde eğitim tarihinin farklı konularını muhtevi kitapları ve birçok makalesi vardır.

2014-15’te TÜBİTAK bursuyla, “19. Yüzyılda Ortadoğu Ülkelerinde Eğitim ve Modernleşme” başlıklı projeyi yürütmek amacıyla Princeton Üniversitesi Near Eastern Studies Bölümünde  ‘Visiting Fellow’ statüsünde görev yapmıştır.

Eserlerinden bazıları için bak.: https://acischools.academia.edu/MustafaGÜNDÜZ

Yazarla iletişim için: mstgndz@gmail.com

Telif Eserleri

II. Meşrutiyet’in Klasik Paradigmaları, İçtihad Sebilü’r-Reşad ve Türk Yurdu’nda Toplumsal Tezler

Osmanlı Mirası Cumhuriyet’in İnşası, Modernleşme, Eğitim, Kültür ve Aydınlar

Bir Eğitimci Olarak Ahmed Cevdet Paşa

Osmanlı Eğitim Mirası, Klasik ve Modern Dönem Üzerin Makaleler

Komşuluk Kültürü

 

Yayına Hazırlama Çalışmaları

İçtihad’ın İçtihad’ı, Doktor Abdullah Cevdet’ten Seçme Yazılar

Bir Abdülhamid Müdafaanamesi,

31 Mart Olayına Popüler Bir Yorum

Eğitimci Bir Jön Türk Lider, Ahmed Rıza ve Vazife ve Mes’uliyet Eserleri

Mustafa Satı Bey ve Fenn-i Terbiye, Türkiye’de İlk Eğitim Bilimleri Kitabı 2C.,

Prof. Dr. Alaattin Karaca

alaattinkaraca

1963’te Çorum’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu ilde yaptı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu (1985). Aynı Üniversitede Yeni Türk Edebiyatı Alanında yüksek lisans ve doktorasını tamamladı. 1986-1995 yılları arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Araştırma Görevlisi olarak çalıştı. 1995’te Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ne geçti. 1997-2000 arasında Tunis I Üniversitesi Manouba Edebiyat Fakültesi’nde görev yaptı. 2011’de Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne Profesör olarak atandı. Hâlen bu Üniversitede çalışmaktadır. Şair İsmail Safa, yazar Ercümend Ekrem Talu, İkinci Yeni Şiiri ve şairleri, Necip Fazıl’ın Adnan Menderes’e yazdığı mektuplar, çağdaş Türk romanları ve şiiri üzerine çalışmalar yaptı. Uzun süre gazetelerde kitap tanıtım yazıları yayımladı. Dergâh, Ayane, Hece, Kitap-lık, Hürriyet Gösteri, Türk Dili, Türk Edebiyatı gibi dergilerde yazdı. Karaca, evli ve üç çocuk babasıdır, orta düzeyde Arapça, iyi düzeyde Fransızca bilmektedir.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Necip Fazıl Adnan Menderes İlişkisi

Thomas Paine

Thomas-Paine

(d. 9 Şubat 1737 – ö. 8 Haziran 1809), ABD’li siyasi aktivist, yazar, siyaset kuramcısı ve devrimci. Düşünceleriyle Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nı ve Fransız Devrimi’ni etkilemiştir.

Hayatı ve etkisi

Paine, İngiltere’nin Norfolk bölgesindeki Thetford’da doğmdu. 13 yaşında okuldan ayrılarak bir korse yapımcısı olan babasının yanında çalışmaya başladı. Birçok iş değiştirdikten sonra vergi memuru oldu. Londra’da tanıştığı Benjamin Franklin’in önerisi üzerine 37 yaşında Amerika’ya göç etti. Bu dönemde Amerikan kolonileri ile İngiltere arasındaki ilişki bozulmaya, kolonilerde bağımsızlık düşüncesi yeşermeye başlamıştı. Amerika’da siyasetle yakından ilgilenen Paine, köleliğin kaldırılmasını ve Amerikan kolonilerinin İngiltere’den ayrılmalarını savunan yazılar yazdı. 1776’da yayımlanan Common Sense (“Sağduyu”) adlı yapıtı Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nin hazırlanmasında etkili oldu. George Washington’a göre Common Sense “insanların düşüncelerinde önemli bir değişime yol açmıştır”.

Amerikan Bağımsızlık Savaşı sırasında çeşitli kamu görevlerinde bulunan Paine, 1787’de Avrupa’ya geri döndü. İngiltere ve Fransa’da krallıkların devrilerek yerine cumhuriyetlerin kurulması için mücadele etti. 1789 Fransız Devrimiyle beklentilerinin bir bölümü gerçekleşmiş oldu.

1791-92’de İnsan Haklan (The Rights of Man) adlı kitabını iki bölüm olarak yayımladı. Bu kitapta cumhuriyet yönetimini savunarak İngilizler’i monarşiyi yıkmaya çağırdı. Halkın eğitilmesini, yoksullara yardım edilmesini, işsizlere devletin iş alanları açmasını, emekli aylığı verilmesini ve gelire göre artan oranda vergi alınmasını istedi. Bu kitabı yüzünden İngiltere’de vatana ihanetle suçlanan Paine, bu arada Fransa’da Ulusal Meclis’e seçilmişti. Fransa’ya giderek meclis çalışmalarına katıldı ve monarşinin kaldırılması yönünde oy kullandı. Ne var ki, Kral XVI. Louis’nin idamına karşı çıktığı için Maximilien Robespierre yönetimi sırasında gözden düştü ve bir yıla yakın süre hapsedildi.

Paine’in hapisteyken yazdığı Age of Reason (1794, “Akıl Çağı”) adlı kitabının ikinci bölümü 1796’da yayımlandı. Bu kitapta Tanrı’ya inandığım, ama yürürlükteki dinsel uygulamalara karşı olduğunu belirttiği için dinsizlikle suçlandı. 1796’da yazdığı son büyük kitabı olan Tarımsal Adalet’te (Agrarian Justice) toprak mülkiyetindeki eşitsizlikleri eleştirdi. 1802’de ABD’ye dönen Paine yaşamının son yedi yılını bu ülkede geçirdi ve New York kentinde öldü.

Thomas Paine, 1784 yılında yayımladığı, The Age of Reason (Akıl Çağı) adlı kitabında, Tevrat ile İncil’in eleştirisine girişirken, “Tek bir Tanrı’ya inanıyorum… Yeryüzü yaşamı ötesindeki mutluluğa inanıyorum; insanlar arası eşitliğe ve sevgiye inanıyorum ve şuna da inanıyorum ki, dinsel görevler adil olmayı, hemcinslerimizi mutlu kılma çabalarını kapsar…” diyerek sözlerine başlar. Hemen arkasından “kutsal” diye biline gelen kitapların Tanrı yapısı değil, insan yapısı şeyler olduğunu söyledikten sonra yaylım ateşine geçer. Örneğin, bu kitaplar hakkındaki görüşlerini sergilerken, her şeyden önce belirttiği şudur: “Eski Ahit’in müstehcen hikayelerle, şeheviliklerle, gaddarlıklarla, intikamcılıklarla dolu sayfalarını okuduğumuzda, bu kitabın Tanrı sözleri olmaktan çok, şeytan sözleri olduğunu söylemenin daha uygun olduğunu anlarız.” Fakat, bunu da yeterli bulmaz ve ekler: “…Bu kitapları Tanrı kitapları olarak benimsemeyi Yaradan’a karşı saygısızlık sayarım.”

Bugün hala uygar ülkelerin kitaplıklarında baş köşeyi işgal eden bu kitabın yazarı için Napolyon Bonapart vaktiyle şöyle demiş: “Yeryüzünün her bir kentine Thomas Paine’in saf altından yapılmış heykelinin dikilmesi gerekir.”

( http://tr.wikipedia.org/wiki/Thomas_Paine )

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Sağduyu

Suzan Çataloluk

suzancataloluk

Tokat’ta doğdu. İlk ve orta okulu İstanbul’da okudu. Erzurum Atatürk Lisesi’ni, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi, Hacettepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Ana Bilim Dalında yüksek lisans yaptı. Daha sonra Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi haline gelen Gazi Eğitim Enstitüsü’nde resim eğitimine başladı.

Hakimlik ve öğretim görevliliği mesleklerini icra etti.

Halen Bursa’da yaşamakta, edebi eserler kaleme almakta ve sanat faaliyetleri ile iştigal etmektedir.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Yusuf Adası

Prof. Yusuf Akçura

yusufakcura

Yusuf Akçura, Kazanlı Yusuf Akçura (Tatarca: Yosıf Aqçura; d. 2 Aralık 1876 Ulyanovsk, ö. 1935 İstanbul), Türkçülük akımının önde gelen temsilcilerinden olan Tatar yazar ve siyaset adamı.

Türk Tarih Kurumu’nun kurucu üyelerindendir. İkinci dönem TBMM’de İstanbul milletvekili, 1935’te Kars milletvekili olarak mecliste yer almıştır. 1904 yılında yayımladığı Üç Tarzı Siyaset adlı makalesi Türkçülük akımının manifestosu kabul edilir.

Akçura’nın Türkçü düşünce tarihindeki yeri, çağdaşı olan Ziya Gökalp’in gölgesinde kalmıştır fakat Mustafa Kemal Atatürk’ün çalışma arkadaşı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürel yapısının oluşmasında katkıları olmuştur.

Yusuf Akçura’nın Türkçü fikirleri, Sovyetlerin çökmesi ve Orta Asya’daki Türk Devletleri’nin bağımsızlıklarına kavuşmalarıyla yeniden güncellik kazanmıştır.

Yaşamı
2 Aralık 1876’da Moskova’nın doğusundaki Ulyanovsk’ta (eski adıyla Simbir) dünyaya geldi. Kazan’a göç etmiş Kırım Türkleri’nden aristokrat bir ailenin mensubu idi. Babası çuha fabrikası sahibi fabrikatör Hasan Bey, annesi Yunusoğulları’ndan Bibi Kamer Banu Hanım idi. 2 yaşında iken babasını kaybetti ve annesi ile birlikte yedi yaşına gelmeden İstanbul’a göç ettiler. Annesi, İstanbul’da Dağıstanlı Osman Bey ile evlendi. Osman Bey, Yusuf’un eğitimi ile yakından ilgilendi, onu asker olmaya teşvik etti.

Kuleli Askeri Lisesi’nde öğrenim gördükten sonra 1895 yılında Harbiye Mektebi’ne girdi. Harbiye yıllarında Necip Asım Yazıksız’ın, Veled Çelebi’nin, Bursalı Tahir Bey’in Türkçülüğe ait yazıları ile İsmail Gaspıralı’nın Bahçesaray’da yayımlanan ve bir ara İstanbul’da da dağıtılan Tercüman Gazetesi Türkçülük fikirlerinin oluşmasını etkiledi. 1897’de Malumat Dergisi’nde yayımladığı “Şehabettin Hazret” adlı ilk makalesini Rusya Türkleri ile Osmanlı Türkleri’ni tanıştırma amacıyla kaleme aldı.
Fizan Sürgünü
Okulun 2. sınıfında iken Türkçülük hareketlerine katılmaktan dolayı 45 gün ceza aldı. Erkân-ı Harbiye sınıfına ayrıldıktan sonra askeri mahkeme tarafından müebbet olarak Fizan’a sürgün edildi ve askerlikten uzaklaştırıldı. Fizan’a sürgün edilen diğer 83 kişi ile beraber 1899’da Trablusgarp’a ulaştı. Onları Fizan’a gönderecek yol parası bulunamadığından Trablusgarp’ta hapsedildiler. İttihat ve Terakki Partisi’nin girişimleri sonucu bir süre sonra şehir içinde serbest dolaşma izni aldı ve bazı resmi görevler aldı. Aynı yıl, kendisiyle birlikte sürgün edilmiş olan Ahmet Ferit Bey (Tek) ile Fransa’ya kaçtı.

Paris yılları
Akçuralı Yusuf, Paris’te üç yıl Siyasal Bilgiler Okulu’na devam etti. Türkçülük fikirleri yaşamının bu döneminde olgunlaştı. Okulda, Albert Sorel gibi ulus öğetisinin üzerinde ısrarla duran profesörlerden ders almıştı. Eski bir Jön Türk olan Türk mülteci Dr. Şerafettin Mağmumi’nin telkinleri de Akçura’nın görüşlerinde etkili oldu. “Osmanlı Devleti Kurumlarının tarihi Üstüne Bir Deneme” adlı tezini vererek okuldan, üçüncülükle mezun oldu.

Kazan yılları

1903 yılında, İstanbul’a dönmesi yasak olduğu için amcasının yanına Kazan’a gitti ve dört yıl kaldı. Tarih, coğrafya, ve Osmanlı Türk Edebiyatı öğretmenliği yaptı. Ahmet Rıza’nın çıkardığı Şuray-ı Ümmet ve Meşveret gazetelerinde adsız yazıları yayımlandı.

Kazan’da iken yazdığı ve onu Türk siyasal hayatında meşhur eden Üç Tarzı Siyaset isimli dizi makalesi 1904 yılında Mısır (Kahire)’da yayımlanan “Türk” adlı gazetede çıktı. Türkçülük akımının manifestosu olarak kabul edilen 32 sayfalık makalesinde Akçura, Osmanlı İmparatorluğu’nun tekrar toparlanabilmesi için üç ana görüşün bulunduğunu (Osmanlıcılık, İslamcılık, Türk Milliyetçiliği)ve bunlar arasında en uygununun Türk Milliyetçiliği doktrini olduğunu savundu.

Akçura, İstanbul’a geldiği 1908’e kadar Kazan’da siyasel ve kültürel faaliyetlerde bulundu. Türkçülük fikrini yaymak üzere “Kazan Muhbiri” adlı bir gazete çıkardı. Gaspıralı İsmail Bey, Alimerdan Bey, Abdürreşit Kadı İbrahimof gibi Türkçülerle birlikte 1905’te “Rusya Müslümanları İttifakı” adında büyük bir parti kurdu. Kuzey Türkleri bu parti sayesinde ilk kez Rus meclisi Duma’ya temsilci gönderdi. Akçura, seçimler bitene kadar hapiste tutulmuştu.

1907’de Rusya’da meclis dağıtılmış, kanunlar Rus olmayanlar aleyhine değişmişti. Bu gelişmelere karşı yayın yapan Akçura tutuklanmak için arandığı sırada Osmanlı Devleti’nde II. Meşrutiyet’in ilan edildiğini öğrendi. Bunun üzerine işlerini tasfiye edip 1908 yılının Ekim’inde İstanbul’a gitti.

İstanbul’da siyasi faaliyetleri
İstanbul’a geldikten sonra Darülfünun’da ve Mülkiye Mektebi’nde öğretmenlik tarih dersleri verdi. Bütün ısrarlara rağmen İttihat ve Terakki Partisi’ne girmedi. 25 Aralık 1908’de İstanbul’da, Ahmet Mithat, Emrullah Efendi, Necip Asım, Bursalı Fuat Raif, Feylesof Rıza Teyfik ve Ahmet Ferit (Tek) ile birlikte Türk Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı. Türk milliyetçilik esasına dayalı ilk dernek olan Türk Derneği’nin ömrü kısa oldu, yerine 18 Ağustos 1911 ‘de Türk Yurdu Derneği kuruldu. Mehmet Emin (Yurdakul), Ahmet Hikmet, Ağaoğlu Ahmet, Hüseyinzade Ali Bey, Doktor Akil Muhtar Bey ile birlikte Akçuralı Yusuf da kurucular arasında yer aldı ve derneğin yayın organı olan Türk Yurdu Dergisi’ni 17 yıl boyunca idare etti. 1912’de kurulan Türk Ocağı’nın kuruluşunda da aktif rol aldı.

Yusuf Akçura, Rusya’daki Türklerin haklarını korumak için de büyük bir siyasi örgüt kurdu. “Rusya Mahkumu Müslüman Türk-Tatarların Hukukunu Müdafaa Cemiyeti” adlı örgüt, 1916’da kuruldu. Çeşitli Avrupa ülkelerinde Rusya’daki Türklerin haklarını dile getiren konferanslar verdi. 1918 yılında Rusya’daki Türk esirleri kurtarmak için Hilâl-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) temsilcisi olarak Rusya’ya gitti ve bir yıl kaldı.

Milli Mücadele Yılları
1919 yılında yurda döndüğünde arkadaşı Ahmet Ferit (Tek) Bey’in kurduğu siyasi bir parti olan Milli Türk Fırkası’na katıldı. Aynı yılın sonunda İngilizler tarafından tutuklandı. 1920’de hapisten çıkınca Ahmet Ferit Bey’in eşi Müfide Ferit’in kızkardeşi Selma Hanım ile evlendi ve Milli Mücadele’ye katılmak üzere Anadolu’ya geçti. Hariciye Vekâleti’nde(Dışişleri Bakanlığı) Genel Müdür olarak görev yaptı. 1923 yılında İstanbul mebusu seçilerek meclise girdi.

Tarih Çalışmaları
1925 yılında Ankara Hukuk Mektebi’nde siyasi tarih dersleri vermeye başlayan Yusuf Akçura, Mustafa Kemal’in kültür ve politika danışmanı olarak çalışmaktaydı. 1931’de Atatürk tarafından Türk Tarih Kurumu’nun kuruluşunda görevlendirildi ve ertesi yıl kurumun başına getirildi. 1. Türk Tarih Kongresi’ni yönetti. 1933 Üniversite Reformundan sonra İstanbul Üniversitesi’nde Siyasi Tarih profesörü oldu.

Yusuf Akçura, Kars milletvekili iken 11 Mart 1935’te geçirdiği kalp krizi sonucunda İstanbul’da öldü. Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi.

Görüşleri
Birinci Türk Tarih Kongresi’nde sunduğu tebliğden:


Tarih mücerret bir ilim değildir. Tarih hayat içindir; Tarih milletlerin, kavimlerin varlıklarını muhafaza etmek, kuvvetlerini inkişaf ettirmek içindir.

Eserleri
Şurayı Ümmet’te Çıkan Makalelerim
Üç Tarz-ı Siyaset
Siyaset ve İktisat
Türkçülüğün Tarihi

Kaynaklar
Dr. Cemal Avcı, Yusuf Akçura Hayatı, Eserleri ve Etkileri Uluslararası IV. Türk Kültürü Kongresi Bildirileri (4-7 Kasım 1997), Ankara, 2000, Cilt 3, Sayfa 85-89
Sami Yavrucuk ‚ Türkçülüğün Teorisyeni Yusuf Akçura Yeniçağ Gazetesi
Türk Tarih Kurumu web sitesi Prof. Yusuf Akçura sayfası
Kemal Şenoğlu, “Yusuf Akçura, Kemalizmin İdeoloğu” İstanbul, Kaynak Yayınları, 2009
Türkçülüğün Tarihi, Yusuf Akçura, Kaynak Yayınları, 3. baskı, 2008.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Yusuf_Akçura

(Wikipedi’den alınmıştır.)

Martin Buber

Martin-Buber

Martin Buber (1878-1965), Yahudi filozof ve din düşünürüdür. Önemli dinsel varoluşçulardandır. Viyana’da doğmuş, çoçukluğunu rabbanik literatürün çok iyi bilinen bir âlimi olan büyükbabası Solomon Buber’in yanında geçirmiştir.

1896-1900 yılları arasında Viyana, Leipzig, Berlin ve Zürih Üniversitelerinde Felsefe ve Sanat Tarihi dersleri aldı.

1904’te Cusa’lı Nicholas ve Jacob Boehme üzerine tezi ile Viyana’dan felsefe doktoru unvanını aldı. Wilhelm Dilthey onun hocasıydı. Aynı dönemde geleneksel Musevilikten ayrılmış, yeni oluşan Siyonist harekete etkin bir biçimde katılmıştır. 1901’de Siyonist bir dergi olan “Die Welt” dergisinin editörlüğüne atandı.

1916’da Alman Yahudi dergisi olan “Der Jüde”yi yayın hayatına soktu. 1924-1933 arası Frankfurt am Main Üniversitesinde Musevî Dini ve Ahlak Felsefesi kürsüsünde Profesör olarak dersler verdi. 1920’de Franz Rosenzweig ile birlikte yetişkin Yahudilerin eğitimi için “Freies Jüdisches Lehrhaus” enstitüsünü kurdu ve 1938’e kadar buradaki etkinliklerine devam etti. 1938’de Filistin’e göç ettikten sonra Kudüs’teki Hebrew Üniversitesinde Sosyal Felsefe profesörlüğüne atandı. 1952-1957 arasında A.B.D.’de birçok üniversitede ve çeşitli öğrenci gruplarına konferanslar verdi. Bunun yanında o, Filistin’de Yahudiler ile Araplar arasında uzlaşmanın güçlü bir savunucusuydu.

1965’de Kudüs’te öldü.

Buber’in Avrupalı Yahudi gençliği üzerinde oldukça büyük bir etkisi olmuştur. Bunun yanı sıra Will Herberg, Arthur A. Cohen ve Eugene B. Borowitz gibi Yahudi teologları; Paul Tillich ve H. Richard Neihbuhr gibi Hıristiyan teologları üzerinde güçlü bir etki bırakmıştır. Onun ilişki ve diyalog felsefesi, R.D. Laign, Irwin Yalom ve Leslie Farber gibi psikiyatristleri; Gabriel Marcel, Phillip Wheelwright, Ernst Becker, Gadamer gibi filozofları ve antropolog Victor Turner’i önemli ölçüde etkilemiştir.

Dr. Galip Çağ

galipcag

Yrd. Doç. Dr. Galip Çağ

1979 yılında Adapazarı’nda doğdu. Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde lisans öğrenimi tamamladıktan sonra, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeniçağ Anabilim dalında yüksek lisans ve sonra da Tarih Anabilim dalında doktora yaptı. Sakarya Üniversitesi’nde bir süre Okutmanlık yaptıktan sonra Çankırı Karatekin Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümünde Siyasi Tarih Anabilim dalında Avrupa ve Balkanlar Siyasi Tarihi dersleri verdi. 2014 Yılında Gazi Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne geçti. Osmanlı Balkanları üzerine birçok çalışma kaleme aldı. Ayrıca bir de öykü kitabı hazırladı. Hâlen Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesidir. İngilizce ve Makedonca bilmektedir.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

İbn Haldun Umranında Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu

Uluslararası İlişkiler ve Tarih

J. F. Michaud

michaud

JOSEPH FRANÇOIS MICHAUD

(19 Haziran 1767-30 Eylül 1839)

Legion de Honour Sahibi Tarihçi, Yazar

Fransız tarihçi ve yazardır. Albens şehrinde doğmuş Bourg-Bresse’de eğitim görmüştür. Edebiyatla meşgul olmuş, Fransız inkılabının olduğu zamanda ihtilalin getirdiği yeniliklere muhalif kanatta yer almıştır. 1791’de kendi güvenliği bakımından riskli olan Paris’e gelerek burada gazetecilik yapmaya başlamıştır. 1796’dan itibaren çeşitli yayınlarından dolayı askeri mahkeme tarafından takibata uğramış ve gıyaben yargılanarak ölüm cezasına çarptırılmıştır. 1800’den sonra gazeteciliği bırakarak, kitaplar yazmaya başladı. Kardeşi ve çalışma arkadaşlarıyla birlikte çeşitli yayınlar yapmaya başladı. 1811 yılında Histoire des Croisades’in ilk cildini neşretti. Legion de Honour ünvanını aldı. 1830-1831’de Suriye ve Mısır’a giderek, bölgede Haçlılarla ilgili araştırmalar yaptı. Beraberinde kaşif arkadaşı Jean Joseph François Poujoulat da vardı. Doğu Günlüğü, Biblioteque des Crouisades gibi yayınlar yaptı. Doğu gezisinin ardından 1832’de öldü. Arkadaşı çalışmalarını tamamladı. Böylece 6 ciltlik Haçlı Seferleri Tarihi 1840 yılında yayınlandı. Daha sonra bu baskı 1856’da eklerle beraber yenilenmiştir. Haçlı Seferlerinin İlginç Olayları adıyla yayınladığımız eseri bu eserin içindeki çarpıcı noktaları sunmaktadır.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Haçlı Seferlerinin İlginç Olayları

Prof. Dr. Abdüllatif Tüzer

abdullatiftuzer

1973 Kaş doğumludur. 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Pascal’da Fideizm ve Gazali Açısından Bir Değerlendirme” adlı tezle yüksek lisansını, 2006 yılında aynı enstitüde “Bir Felsefe Problemi Olarak Dini Tecrübe” adlı tezle doktorasını tamamladı. Halen Muş Alparslan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde öğretim üyesi olarak görevini sürdürmektedir.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Din ve Rasyonalite

Kimim Ben: Otantik Olmak (Çeviri)

Tanrı Tutulması (Çeviri)

Pierre Loti

pierreloti

Pierre Loti, asıl adı Louis Marie Julien Viaud (14 Ocak 1850 – 10 Haziran 1923), Fransız romancı. Pierre Loti isminin yazara, kimi kaynaklara göre öğrencilik yıllarında; kimi kaynaklara göreyse, 1867 yılında yaptığı Okyanusya seferi sırasında, Tahitili yerliler tarafından verildiği söylenir. “Loti”, egzotik iklimlerde yetişen egzotik bir çiçeğin ismidir.[1]

1850 yılında Fransa’nın Rochefort kentinde Protestan bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. 17 yaşında Fransız Deniz Kuvvetleri’ne girdi. Denizcilik eğitimini tamamladıktan sonra 1881’de yüzbaşı oldu ve ilerleyen yıllarda da terfi ederek albaylığa kadar yükseldi. Ortadoğu ve Uzakdoğu’da bulundu. Bir deniz subayı olarak romanlarında konu ettiği yabancı kültürünü pek çok yer gezerek tanıma fırsatını buldu. Bu yolculuklarında edindiği deneyimlerini ve gözlemlerini daha sonra kitaplarına yansıttı.

1879’da ilk romanı olan ve o dönemin Osmanlı Türkiye’sinden kesitler veren[2] Aziyadé ‘nin (Aziyade) yayınlanmasının ardından 1886’da Pécheur d’Islande’la (İzlanda Balıkçısı)’nı yayınladı. Loti, kendini edebiyat çevresine kabul ettirmiş bir yazar oldu. Daha sonraki yıllarda her yıl bir kitabı çıktı ve kitapları geniş kitlelerce okundu. 1891 yılında Fransız Akademisi’ne seçilen yazar 1910 yılında Légion d’Honneur nişanını aldı.[3] İzlenimci bir yazar olan Pierre Loti’nin oldukça yalın bir dili vardı. Edebiyattaki bu izlenimciliği kişiliğini de derinden etkiledi. Derin bir umutsuzluğu dile getiren yapıtlarında aşkın yanı sıra ölüm duygusu da geniş yer alıyordu. Bütün bu umutsuzlukla birlikte içinde duyduğu insanlığa karşı şefkat ve acıma duygusunu yapıtlarına yansıttı.[4]

1^ http://www.hurriyet.com.tr/agora/article.asp?sid=4&aid=996 Emre TÜRKER – 31 Mayıs 2004, Pazartesi
2^ Gelişim Hachette c.7,s.2501
3^ NTV-MSNBC – 30 Ağustos 2007, Perşembe
4^ a b AnaBritannica Ansiklopedisi, c.14, s.601

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Kudüs

H. Erdal Yalt

erdalyalt

1950’de Bursa’da doğdu. İlkokulu Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde okudu. On üç yaşında ailesiyle beraber Fransa’ya gidip iki yıl kaldı. Türkiye’ye dönünce Saint-Benoît Fransız Lisesi’ni bitirdi. Babasının da etkisi ile edebiyata ilgi duymasına ragmen, öğrenimine değisik bir konuda, mühendislik dalında devam etti. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden elektrik mühendisi olarak mezun olduktan sonra Türkiye’de çesitli sirketlerde çalıstı. İlk romanı Rakkas Masalı,KENT KİTAP tarafından 2005 yılında yayımlandı. Ardından Körfez Canavarı ve Yakhan adlı kitapları okuyucuyla buluştu.
H. Erdal YALT 1998 yılından beri, ABD’de yaşamaktadır.

 

 

W. G. Palgrave

wgpalgrave

WILLIAM GIFFORD PALGRAVE (1826–1888)

1826–1888 yılları arasında yaşamış Araplar ve Arabistan konusunda uzmanlaşmış İngiliz seyyah ve yazardır. Akademik eğitimini İngiltere’de tamamladıktan sonra Hindistan’a gitmiş ve burada askeri görevlerde bulunmuştur. Ardından kısa bir süre İngiltere’ye dönmüş ve burada çok kalmayarak Suriye’ye hareket etmiş ve Şam’da bulunan Fransız Cizvit misyonerlerin arasına katılmıştır. Esas amacı misyonerlik faaliyetlerinden çok İngiltere adına Arabistan topraklarında casusluktur.

Fransız misyonerlerin çalışmalarını kendisine örnek alarak, Katolik misyonerlerle beraber Şam’da uzun seneler yaşamış ve İslamiyet’i, Arapçayı, Arap gelenek ve kültürünü Araplar kadar çok iyi öğrenmiştir. En büyük hedefi bütün Arabistan’ı dolaşmak ve Avrupalıların nüfuz edemedikleri Arap bölgeleri hakkında yaşayarak araştırmalar yapmaktır. Fransız misyonerlerden doktorluk ve ilaç imali eğitimini almış, ismini de bir Arap ismi ile değiştirerek Avrupalılar tarafından az bilinen bölgeleri keşfetmeye yönelmiştir. 1862–1863 yılları arasında bir yıl süre ile yaptığı Arabistan yolculuğunda elde ettiği verileri 1865 yılında İngiltere’de kitap haline getirmiştir. Birçok otorite tarafından döneminin en önemli Arap ve Arabistan kâşifi olarak nitelendirilmektedir.

Başka bir açıdan bakıldığında Fransızları, Arapları ve Türkleri kandırmış bir casustur.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Arabistan’da Bir Yıl (1862-1863)

Dr. Haktan Birsel

haktanbirsel

1987 Kara Harp Okulu mezunudur. 1988’de Kıbrıs’ta meslek hayatına adım atmıştır. 2013 yılında emekli olana kadar ordu içerisinde farklı görevlerde bulunmuş 200’den fazla takdir ve mükafat almıştır. 2011 yılında yazdığı “Lozan’dan Avrupa Birliği Sürecine Türkiye’de Azınlık Politikaları” adlı teziyle Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nde doktorasını tamamlamıştır. Halen İzmir’de Katip Çelebi Üniversitesi’nde öğretim üyesidir. Uluslarası politika alanında kitapları ve çeşitli konularda tercüme eserleri vardır.

 

Prof. Dr. Kenan Gürsoy

profkenangursoyKenan Gürsoy felsefe alanında çalışmalar yapan bir akademisyendir. 2000-2009 yılları arasında Galatasaray Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı ve anılan tarihler arasında zaman zaman Fakülte’nin Felsefe Bölümü Başkanlığı görevlerini sürdürmüştür. 2009-2014 yıllarında Türkiye Cumhuriyeti’nin Vatikan nezdindeki Büyükelçisi olarak görev yapmıştır.

Hayatı

1950 tarihinde Ankara’da dünyaya geldi. Babası, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi eski öğretim üyelerinden Prof.Dr. Kemal Tahir Gürsoy; annesi ise,son dönem Osmanlı maarifçi ve mutasavvıflarından Kenan (Rifai) Büyükaksoy’un kızı Hikmet Kainat Büyükaksoy’dur. İlkokulu, İstanbul Hırka-İ Şerif İlkokulu’nda, ortaokul ve lise eğitimlerini ise, Saint Benoit Fransız Lisesi’nde gerçekleştirdi (1970). Yükseköğrenimini ise, Fransız Hükümeti’nin Türkiye’de Fransızca eğitim öğretim yapan okullardan mezun, başarılı öğrencilere verdiği dört yıllık öğrenim bursuyla Fransa’da Rennes Üniversitesi ve Paris, Sorbonne Üniversitesi’nde tamamladı. (1970-1974)

Yurda dönüşünde, askerlik görevinin hemen sonrasında, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde asistan olarak göreve başlamış(1977).; bu üniversitede sırasıyla Felsefe Doktoru (1979), Yardımcı Doçent (1982) ve Sistematik Felsefe-Mantık alanında Doçent (1983) unvanlarını almıştır. Bu arada, bir yıl daha Fransa’da Paris Nanterre Üniversitesi-Felsefe Bölümü’nde araştırmalarda bulunmak üzere görevlendirilmiştir (1981-1982). 1984 yılı Kasım ayından itibaren ise, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nde, Felsefe Tarihi Anabilim dalında Doçent olarak vazifeye başlamış; 1989 yılı Ocak ayında, burada profesör olmuştur. 1994 Ekim’inden itibaren aynı anabilim dalının başkanlığını yapmıştır. 1997 yılında Galatasaray Üniversitesi‘nde göreve başlamıştır. 1999’da Üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü olmuş bu görevi Haziran 2002 tarihine kadar devam etmiştir.2000-2009 yılları arasında Galatasaray Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlığını yürütmüştür. 2005-2009 yılları arasında TRT 2 kanalında yayınlanan Düşünce İklimi programını sunmuştur. 15 Eylül 2009 tarihinde ise Türkiye’nin Vatikan büyükelçisi olarak atanmış ve 15 Ekim 2014 tarihine dek bu görevi sürdürmüştür.

Eserlerinden de anlaşılacağı gibi, daha çok Türk Tasavvufu, Varoluşçuluk Felsefesi, Fenomenoloji, Etik ve Karşılaştırmalı Dini Etik gibi konular üzerinde çalışmıştır. Türk Kültür hayatında ve Milli Eğitim sistemimizde felsefi tutum ve düşüncenin yaygınlaşması için uğraş verenlerden biri olmaya gayret etmiştir. Yurt içinde ve yurt dışında (Azerbaycan, Kazakistan, İtalya, Vatikan, İspanya, Fransa gibi ülkelerde) pek çok seminer ve toplantıya katılmış, konferans vermiş, lisans üstü seviyede tamamlanmış ve halen sürmekte olan doktora ve yüksek lisans tezlerine danışmanlık yapmıştır.

(http://tr.wikipedia.org/wiki/Kenan_Gürsoy)

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Maurice Merleau-Ponty’de Algı Problemine Giriş

Antoine de Saint-Exupéry

saint-exupery

(29 Haziran 1900 – 31 Temmuz 1944)

Fransa’nın Lyon şehrinde doğdu. Beş kardeşin üçüncüsüydü. Aristokrat bir aileye mensup olan Exupéry dört yaşındayken babasını kaybetti. Babasının ardından aile hızla yoksullaştı. Anneleri kültürlü bir kadındı. İlk öğretmenleri anneleri oldu. Exupéry okulda başarılı değildi. Ödevlerle arası yoktu, sürekli ceza alıyordu. Uçaklarla 12 yaşında tanıştı. Evlerinin yanındaki hava alanına gizlice girer uçakları yakından seyrederdi. 12 yaşındayken bir pilot onu uçağına aldı ve uçurdu. Kardeşi François’in ölümü onu ve ailesini çok sarstı. Liseyi bitirdikten sonra pilot olmayı çok istediği halde annesini kırmamak için denizcilik okuluna kaydoldu. 19 yaşında Ecole des Beaux-Arts’ta mimarlık fakültesine girdi. 21 yaşında orduya çağrıldı. Eğitimini yarıda bırakıp askere gitti. Askerlik görevini Fransız Hava Kuvvetlerinde teknisyen olarak yaptı. Strasbourg şehrinde pilotluk eğitimi aldı. Askerliğin ardından ailesinin isteği üzerine Paris’te bir ofiste kamyon satıcısı olarak çalışmaya başladı. Ticaret yaşantısında başarısız oldu. Bu arada yazı yazmaya da başlamıştı.

1926 yılı hayatında bir dönüm noktası oldu: Tekrar uçmaya başlamıştı. Toulouse ve Dakar arasında posta servisi yapan uçağın pilotu olarak göreve başladı. İlk kitabı Güney Postası’nı bitirdi. Burada ilk uçuş deneyimlerini anlatıyordu. Aynı şirketin Arjantin bölge sorumluluğuna getirildi. Gece Uçuşu adlı romanı Arjantin’deki yaşantısını anlatır. Paris’te evlendi. 35 yaşındayken uçağı arıza yaptı ve Tunus’ta çöle zorunlu iniş yaptı, kayboldu. Dört günlük zorlu çöl macerası ardından bir bedevi tarafından bulundu. İspanya İç Savaşı boyunca Fransız gazetesi adına muhabir olarak görev yaptı. Havacılık alanında birçok buluşa imza attı. Gece uçuşlarını düzenleyen cihazların geliştirilmesinde katkı sağladı. II. Dünya Savaşı başladığında Fransa, Almanya’nın işgaline uğradı. Komutanları Exupéry’ye sağlık durumunun savaş şartlarına uygun olmadığını söylemesine rağmen o askere yazıldı. Fransa’nın yenilgisi üzerine ABD’yi gitti. Buradayken yazdığı Dünya ve İnsanlar ile Savaş Pilotu adlı iki kitabı New York’ta çok tutuldu. En önemli eseri Küçük prens‘i de bu dönemde yazdı. Savaşın getirdiği yıkımın ortasında dünyaya bir umut mesajı vermek istiyordu. Bunu Küçük prens‘te bir çocuğun gözüyle yapmaya çalıştı. Ülkesinin işgal altındaki durumu onu çok üzmekteydi. Olaylar karşında sessiz kalamayacağına karar vererek ABD ordusuna katılarak yüzbaşı rütbesiyle Kuzey Afrika’ya gitti. Görevi Alman ordularının hareketini havadan izlemekti. Yine böyle bir keşif uçuşu sırasında 31 Temmuz 1944’te uçağı vuruldu ve Marsilya açıklarında denize düştü. Uçağının enkazı 2000 yılında balıkçılar tarafından bulundu.

(tr.wikipedia.org/wiki/Antoine_de_Saint-Exupéry)

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Küçük Prens

Ferda Ercan Uyulan

ferda-uyulan

Uzun zamandır Okültizm, Bilinmeyenler, Teorik Fizik, Parapsikoloji ve Ezoterizm üzerinde araştırmaları olan İzmir doğumlu yazar, ilk kitabının yayınlanmasının ardından, bilinmeyenlere yönelik açıklamaların yer aldığı ‘’Gizli Boyutlar’’ adlı TV programlarını hazırlayıp, sunmuş, basılı dergilerde bu konular üzerine makaleler yazmıştır. Akıcı bir dille ve orjinal kaynaklarından yıllar süren araştırmalar sonunda kaleme aldığı ikinci kitabı; Okültizm ve Enerji – Geçmişten Bugüne Gizemcilik, İlgi Alanları, Tradisyonları’nda, Okültizm hakkında bir portal oluşturmayı hedefleyerek, okült alanların saptırılmış ve tehlikeli yönlerine de dikkat çekmeye çalışan yazar, okuyucuyu gizemler dünyasında dolaştırırken, Hakikat Arayışı ve Bilgi ile Güç’lenmeye çağırıyor.

Prof. Dr. Mehmet Türkeri

mehmetturkeri1968 yılında Denizli’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu ilde tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirdi (1991). Aynı Fakültenin Felsefe ve Din Bilimleri Bölümüne Araştırma Görevlisi olarak atandı (1993). DEÜ. Sosyal Bilimler Enstitüsünde W. Ernest Hocking Felsefesinde Ulûhiyet Anlayışı isimli yüksek lisans tezini (1994’te) ve Fahrettin Razi’nin Ahlâk Felsefesi adlı doktora tezini (1999’da) tamamladı. 2000 yılında Yardımcı Doçent, 2006 yılında Din Felsefesi alanında Doçent oldu. 2012 yılında adı geçen Anabilim Dalına Profesör olarak atandı. Aynı yıl misafir araştırmacı olarak ABD Minnesota’da bulundu. TUBİTAK, İZKA ve BAP kapsamında projeleri vardır.

Etik (ahlâk felsefesi) alanıyla ve din felsefesiyle ilgili bilimsel çalışmaları, kitapları, makaleleri, bildirleri, konferansları ve seminerleri bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk babası olan yazar, halen Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Din Felsefesi A.B.D.nda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Ayrıca, DEÜ İlahiyat Fakültesi İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği Bölüm Başkanlığı görevini yürütmektedir.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Etik Bilinç Kaynak SİZsiniz

Etik Kuramları

Elmalılı’nın Ahlak Felsefesi

Hayatın Anlamı ve Ölüm-süzlük

Etik Değer Açısından Eğitim, Siyaset, Kamu, Çalışma Hayatı ve Bilim

Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün

SAD1968 Gümüşhane’de doğdu. 1989’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Seyyid Ahmet Han ve modernist hareketlerle ilgili yüksek lisans çalışmasını tamamladı. Bu çerçevede İngiltere’de, School of Oriental and African Studies’de (SOAS) çalıştı. Doktorasını Nesefi ve İslam Filozoflarında Allah-Alem İlişkisi adıyla verdi. 2000-2001 akademik yılında öğretim üyesi değişimi programı çerçevesinde Gregoryan Üniversitesi’nde (Roma); 2003-2004 akademik yılında ise Georgetown Üniversitesi’nde (Washington, DC) misafir öğretim üyesi olarak çalıştı. 2005’de profesör oldu. 2007-2008 eğitim öğretim yılında, Fulbright Muslim Scholar olarak Birmingham Southern College’da öğretim üyesi olarak çalıştı. Alabama Üniversitesi, Montevallo Üniversitesi, Samford Üniversitesi’nde ders ve seminerler verdi. Uluslar arası Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesinde (Kazakistan) ders verdi (2013). Fulbright Türkiye Seçici komisyon üyesidir. İngilizce İlahiyat Bölüm Başkanlığını yürütmüştür (2010-2012). İnternet Kelam Araştırmaları Dergisi’nin editörlüğünü yapmaktadır (www.kelam.org/dergi). Hali hazırda Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı başkanıdır.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Allah, Tabiat ve Tarih

Sosyal Teoloji: İnsanın Yeryüzü Serüveni

Sarp Yokuşun Eteğinde İnsan

Çağdaş Dünyada Din ve Dindarlar

Prof. Dr. Altan Çetin

altancetin1972’de İstanbul’da doğdu. 1994’te Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünden mezun oldu. 1996–1997 yıllarında Mısır’da bulundu. 1998’de Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisansını, 2002’de aynı enstitüde Memlûk Devletinde Askeri Teşkilat başlıklı teziyle doktorasını tamamladı.

2003’te İran’a giderek, burada akademik çalışmalarını sürdürdü. 2007’de doçent ünvanını aldı. Alanında yaptığı birçok çalışması yayımlandı. Halen Gazi Üniversitesi’nde lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde dersler vermektedir. İngilizce, Arapça ve Farsça bilmektedir. Evli ve ikiz çocuk babasıdır.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Ortaçağda Kadın

Haldunname

Ortaçağ’da Devletin İki Yüzü

Tarih Meleği Nereye Uçuyor

İbn Haldun Umranında Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu

Uluslararası İlişkiler ve Tarih