Kitaplar Yazarlar Online Satış Dağıtım Ana Sayfa İletişim
Yeni Çıkanlar

  Markalarımız

ANADOLU/TÜRK ÇOBAN İTLERİ

YÖRÜK KOYÇILARIN SONU

Güvener Işık

 

-------------------

296 sayfa

32 Sayfa renkli resim

14x21 cm ebadında

Kangalların Babası Doğan Kartay'ın sunuşu ile...

----------------

 

Işık, itleri hem bura dağlarında hem de uzak dağlarda koyun ve keçi ile birlikte, bizle sürü yayarak inceledi.
Halil Çokak, Çoban, koyun, keçi ve Yörük İti yetiştiricisi, Denizli

Anadolu çoban köpeklerini, bu kadar çok açıdan ve objektif bakarak tanıtabilen bu kitabın Türkiye' de ve uluslararası arenadaki ender kitaplardan birisi olması çok doğal. Çünkü kitap yaklaşık otuz yıllık izlem, saha gözlemi, ayrıntılı kaynak tarama ve en önemlisi köpeklerle, gereksinime değil sevgiye dayalı, birlikteliğin birikimi sonucu ortaya çıktı. Bu kitabın veteriner fakültesi öğrencileri ve konuya ilgi duyanlar için önemli bir kaynak olmasının yanı sıra benim için en önemli tarafı Anadolu Çoban Köpeklerine dogmasal gözle bakanlara ve konuyla ilgili araştırıcılara farklı bakış açıları sunmasıdır.
Mustafa Eren, Doç. Dr., Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Uludağ Üniversitesi, Bursa

Yorumlar, bir cümle üzerinden değil de, kitabın tamamı üzerinden yapılırsa yıllar süren araştırma ve emeğin kokusu alınabilir,
Murat Ilgaz, Veteriner Hekim, Alman Kurdu ve Kangal yetiştiricisi, Sakarya

 

 

Anadolu Cevheri

Aslı Sözbilir - 26.11.2006

Araştırmacı yazar Güvener Işık, Anadolu genelinde incelediği ’Çoban itleri’nin özelliklerini bir kitapta topladı. Tüm dünyaya ünü yayılan bu çok zeki, gözü kara köpeklerin tarihsel kökleri kitapta çobanların hikayeleriyle birlikte yer alıyor.

 

ABD’de yaşayan araştırmacı yazar Güvener Işık, çoban köpekleri üzerine Marmara, Doğu Karadeniz, Güneydoğu, Orta ve Batı Anadolu’da 1975’ten beri yaptığı gözlem ve incelemelerini ’Anadolu/Türk Çoban İtleri-Yörük Koyçıların Sonu’ adlı kitabında yazdı. Işık, Farsça kökenli ’köpek’ kelimesi yerine öz Türkçe’de varolan ’it’ ve eski Anadolu Türkçesi’nde ’koyun güden’ anlamına gelen ’koyçı’ kelimesini kullanıyor. Işık, kitabında doğal, safkan bir ırka ait olmamakla birlikte günümüzde Anadolu’da yaşayan ’Karabaş’ (Kangal) ve ’Akbaş’ doğal saf ırk çoban köpeklerinin dışındaki tüm çoban köpeklerini içeren ’Anadolu Çoban İtleri’ni tarihsel kökleri ve fizyolojik özellikleriyle birlikte anlatıyor. Işık, gözü kara bir şekilde kendine emanet edileni koruyan ve düşmanına göre zekice pozisyon alabilen çoban itlerini anlatırken şu hikayelere yer veriyor:

KÖPEKLERİNİ VURAN ÇOBANIN ADALETİ

1991’de Karslı bir çoban bana bir öykü anlattı. Bu çobanın 4 yerel çoban iti vardı, ki bunlar Kafkas idiler ve bunların yanında bir de askerlik dönüşü Sivas’tan getirdiği dişisi vardı. Bölgede ünlenmiş 4 kurt sığırlarına saldırdığında, Kafkaslar gerginleştiler ve sinirlendiler ama kurtlara saldıramadılar. En irisi diğerlerinin ardına saklandı. Boyu yaklaşık 90 santimetre idi. Diğerleri geri çekildiler. Kangal tek başına kurtlara saldırdı ve dövüştü. Bu arada, çoban seyretti. Hem kurtlara, hem de itlere adil davranmak istedi. Sonuçta Sivaslı, kurtlar tarafından çabucak öldürüldü ve yemek olarak alındı. Sonra, çoban eve girdi, tüfeğini çıkardı ve 4 iti de vurdu, çünkü bunların hiçbirinin, böyle hassas durumlarda işe yaramayan itler olduğunu gördü. Çobana göre, itlerin Kangal’a yardım etmeye bile çalışmamalarının nedeni, Kafkasların daha önce kurtlarla karşılaşmış olmalarından kaynaklanıyordu, çünkü itler kurtlara karşı çıksalar bile, herhangi bir umarları olmadığını biliyorlardı. Çoban bu öyküyü anlattıktan sonra, ona neden kurtları vurmadığını sordum. Dedi ki, ’Kurtlar yapmaları gerekeni yaptılar, benim itler de yapmaları gerekeni yapmalıydılar, böylece koşullar eşitti ve kurtlar yaşamayı, itler ölmeyi hak ettiler, çünkü onlara daha çok güvenmem için bir neden kalmamıştı.’ Onun bu adalet anlayışına hayran olmaktan kendimi alamadım.

BOĞUŞ İTİ OLMAK YARIŞ ATINDAN GÜVENLİ

İt boğuşlarını barbarca bulanlar olabilir. Bu kişiler boğa güreşlerini de öyle buluyorlardır. Ama arada farklar vardır; boğa güreşinde insanla hayvan güreşir; insanın silahı vardır, boğanınsa yoktur; boğa güreşlerinin yüzde 99’u insanın kazanmasıyla sonuçlanır. İt boğuşunda ise denk olduğu düşünülen itler eşleştirilir. Boğa güreşinde boğa her zaman ölür, it boğuşunda ise üstünlük sağlayan it, istisnalar dışında pes edene saldırıyı durdurur. İt boğuşlarında sakatlanan bir it, durum ölümcül değilse sahibince öldürülmez, ama at yarışlarında bir atın ayağı kırılırsa, tedavi görmez vurulur. Boğuş iti olmak, yarış atı olmaktan daha güvenlidir. İt güreşleri sığ nedenlerle yasaklanmadan önce Türk göreneği olarak Anadolu’da yaygındı.

Dışardan öğreniyorduk

YAZAR
Güvener Işık, çoban itlerinin ilk kez 1969’da 5 yaşındayken Denizli, Çal’da dikkatini çektiğini belirtiyor. Işık, uzun süren gözlemlerinden sonra 1997’de de 2 ay aralıksız itleri, Rize’den başlayıp güney ve batıya doğru ilerleyerek, Anadolu genelinde incelemiş. Işık kitabı yazış nedenini de şöyle açıklıyor: "Kendim ve konuyla ilgili yakın arkadaş ve akademik çevrem bile bu itlerin ne olduğunu, neye benzediğini tam olarak anlamadık. Türkiye’deki akademik çalışmaların kaynakları yabancıydı! 1970 öncesinin ’Çoban Köpeği’ nasıl olmuştu da birden alt kümelere ayrılmıştı? Anadolu’nun değerlerini Anadolu dışındaki insanlardan öğrenmek durumunda kalmak hoş değildi."

 

 

ŞAMANİZM

VE ESKİ TÜRK DİNİ

Saadettin Gömeç

 

-------------------

160 sayfa

14x21 cm ebadında

----------------

 

Türkiye'de yıllardır süren bir tartışma söz konusudur:
«Eski Türk inancı Şamanizm mi, yoksa değil mi?; Eski Türklerin inanç sistemi nasıl isimlendirilmelidir?»

Şamanizm ve Eski Türk Dini kitabıyla Saadettin Gömeç, bu sorunun izini sürüyor...
 

 

 

 

 

LİKYA ÜLKESİ HAKKINDA

Likya, kendine özgü demokrasisiyle ünlüydü. Tarihsel zamanlarda politik birliğin biçimi olarak Likya’da özgür kentlerin bir konfederasyonu ile karşılaşırız. Strabo’nun XIV. kitabında aktardıklarına bakılırsa Likya’da antik çağdaki tüm diğerlerinden üstün görünen ve onların büyük politik olgunluğuna işaret eden bir anayasa mevcuttu.

Likya'nın yiğit kralı Sarpedon Truva Savaşı'nda Yunanlı Hektor'a şöyle seslenir:

"Ben ta uzaktan geldim,
Anaforlu Xanthos'tan, uzak Likya'dan
Karımı, çocuğumu koydum orada,
Yoksulların göz dikeceği bir sürü mal mülk koydum.
Savaşa sürüyorum Likyalıları yine de,
Kendim de en öndeyim; işte bak!"

Likya yazısı hakkında bir makale

©  Likya, 2005, Tüm Hakları Saklıdır