|
ALLAH, TABİAT, TARİH Teolojide Yöntem Sorunu ve Teolojinin Meta-Paradigmatik Temelleri Şaban Ali DÜZGÜN
Yayınevi: Lotus Kapak Tasarımı: Gülsüm Aktaş Birinci Baskı Tarihi: Ocak 2005 ISBN 9756665114 Kitap Boyutu: 14X21 cm Türü: Teoloji/İlahiyat Sayfa Sayısı: 277 Kağıt Özellikleri: İç sayfalar 70 gr ithal kağıt, Kalın Kapak, ciltli. Fiyatı: 13,50 YTL
|
| ÖNSÖZ |
|
Genel olarak doğa bilimleri (nomotetik bilimler) ve sosyal bilimler (idiografik bilimler) arasında, daha özelde de sosyal bilimleri oluşturan disiplinler arasındaki ilişkinin niteliği, geride bıraktığımız yüzyıldaki kadar olmasa da, hala tartışma konusudur. Bilimsel olanın genel bir karakteri olarak kabul edilen objektif argümantasyon’un, sosyal bilimlere ve bunun ilerisinde din bilimlerine bir yöntem olarak nasıl transfer edileceği; bilimsellik niteliğinin bir öneme mi yoksa bir türe mi işaret ettiği gibi problemler bu tartışmaların omurgasını oluşturmaktadır. Anglo-Saxon gelenekte bilim karşılığı kullanılan Science kelimesinin sadece doğa bilimlerine işaret etmesine karşın; kıta Avrupasında özellikle Almanya merkezli tartışmalarda kullanılan Wissenschaft‘ın hem doğa bilimlerini hem de sosyal bilimleri yahut kültür bilimlerini içerecek şekilde kullanılıyor olması, daha terim bazında bile bir netliğin gerçekleştirilemediğini göstermektedir. Bu tartışmalardan devraldığımız felsefi ve teolojik mirası aşma ve bu problem artıklarından kurtulmak için meta-paradigma kavramını kullanacağız. Epistemolojik ve ontolojik teorileri birbirini destekleyecek şekilde bir araya getirme ve klasik felsefi ve teolojik teorilere bütünüyle bağlı kalmama anlamında kullandığımız meta-paradigma, indirgemeci ve parçalayıcı tutumlardan uzak durarak, varlığı bir bütün olarak algılamanın yolunu açmayı hedeflemektedir. Felsefe ya da Teoloji tarihinde, indirgeme kimi zaman bütünüyle rasyonelliğe, kimi zaman ampirizme kimi zaman da kutsal kitaplara dayanma şeklinde kendini göstermiştir. Bu alanlardan birinin diğerlerini değerlendirecek bir kriter olarak öne çıkarılması, bu indirgeme ve parçalanmanın en belirgin yönüdür. Meta-paradigma, bu alanlardan birinin öne çıkarılmasıyla oluşturulan birikimin, eleştirel bir gözle yeniden gözden geçirilmesi demektir. Din ve Teoloji ile ilgili tutum ve yargılarımızın şekillenmesinde, 16. yüzyıldan bu tarafa egemen olan bilimsel akıl yürütme, aydınlanma gibi kavramların belirleyiciliği inkar edilemez. Bu dönemde, din ve bilim arasında varsayılan çatışmanın, alanlar arası bir tartışmanın ötesine taşınıp popülerleştirilmesi ve bu çatışmanın galip tarafı gibi gösterilen bilimsel yöntem ve anlayışın, bir yöntem ve anlayış olmanın ötesine taşınıp alemi bütünüyle kavrama iddiasındaki bir metafiziğe dönüştürülmesi ve hayat görüşü oluşturma iddiası teolojiyi, zorunlu olarak, bu tartışmaların merkezine çekmiştir. Zira bilim, teolojinin temel varlık sebepleri durumundaki Allah, insan, tabiat gibi en temel alanlarda yeni iddialarda bulunuyor ve iddialarını diyalektik bir inşa çabası ile, karşıtı olarak gördüğü teolojik kabullerin aksine yapılandırıyordu. Bilimin dine, dolayısıyla da dinin açıklanma ve popülerleştirme formu olan teolojiye olan bu meydan okuyuşu ve bu meydan okumayı uzun soluklu kılacak yöntem arayışları, epistemolojide köklü etkiler yarattı, ve bu yeni epistemolojik çerçeve içinde kendine yer bulma ve kavramlarını bu yeni yapıya uygun bir şekilde oluşturma konusunda teoloji sorunlar yaşamaya başladı. Bunun için de, Kelam’ı yöntem arayışına iten temel teorik gerekçelerin hangi alanlardan geldiğine bakıldığında, modern felsefenin temel özelliği olan epistemolojinin öne çıktığı görülecektir. Bu da zorunlu olarak hem epistemolojideki son gelişmelere bakmayı hem de bunların teolojik bir çerçeve içine ne kadar oturduğunu tartışmayı gerektirmektedir. Birinci Bölüm’de hem son yüzyıllardaki bu ilişkinin tarihi irdelenmiş hem de bu ilişkinin doğurduğu sıkıntıları aşma çabasının sonucu olarak üretilen çağdaş teolojik külliyatın temel mantığı verilmeye çalışılmıştır. Modern dönemde, Teoloji zorunlu olarak hem yöntem hem de içerikle ilgili tartışmaları girme durumunda kalmıştır, zira yöntem arayışlarının sonucunda, başka bir deyişle Aydınlanma ve modern ampirik düşüncenin ulaştığı nokta itibariyle Teoloji, A. Nygren’in cümlelerini kullanacak olursak, önce tahtından indirildi ardından da bilimsellik niteliğini taşıdığı varsayılan topluluğun dışına sürüldü. Bu durumda bilim mültecileri durumuna düşen teologlar, ya yurt dışına çıkarak hala iktidarda olduklarını iddia etmeye devam ettiler ya da kendi kabuklarına çekilip, dünyada olup bitenle hem teorik hem de pratik anlamda ilişkilerini kestiler. Her iki durumda da, ya gerçeği göremeyen insanlar grubu, ya da hayalperestler olarak modern kültürün akışıyla irtibatlarını kopardılar.[1] Aydınlanma döneminin entelektüel eleştirileri ve modern ampirizmin bilimsel hücumlarıyla kopan bu irtibatın yeniden sağlanması için, aşağıda detayıyla tartışacağımız üzere, teolojinin de bilimsel kriterleri karşılayacak bir yapı geliştirerek bu aileye yeniden katılması gerektiğinden (bilimsel teoloji, A. Nygren), teolojinin bilimle, felsefeyle hiçbir ilgisi ve ilişkisi olamayacağını savunan (dogmatik teoloji, K.Barth) uç ekollere kadar bir çok eğilim kendini göstermiştir. Kelam özelinde ifade etmek gerekirse, aslında, tartışmaya açılan hususlar, ağırlıklı olarak, doktrinal (akideyle ilgili) konuların ötesinde, bu konuların savunmasında kullanılan hipotezler, varsayımlar gibi özlerinin gereği değişime açık olan yapılardı. Dolayısıyla Kelam’da yötem arayışını ve meta-paradigmalar önermeyi mümkün kılan, aslında Kelam’ın kendi iç yapısıdır. Mesail (problematik) ve Vesail (yöntem)de değişikliğin olabilirliğinin peşinen kabulü, bu imkanı bize vermektedir. Şüphesiz, bütünüyle yaşanan zaman kesitinin problematiği ve yöntemi tarafından şekillendirilmeyen, ancak bunları dikkate alarak kendi iç dinamikleriyle kendini sürekli yenileyen ve şekillendiren teolojik bir yapı geliştirmek kaçınılmazdır. Bu durum, Kelam’da sürekli desteklenip beslenecek çekirdek (öz) kavramların ve bu çekirdeğin etrafında örülüp ‘koruyucu kemer’ gibi bu özü koruyacak bir teolojik retorik ve yöntemin geliştirilmesini de beraberinde gerektirmektedir. Birinci Bölüm, ağırlıklı olarak bu retoriğin yöntem ayağını kurmaktadır. Teolojinin sınıf kavramları başka bir ifadeyle Teolojinin çekirdek alanları olan Allah, Tabiat ve Tarih’in irdelendiği bölümlerde de, geleneksel paradigmanın dışına taşmak (meta-paradigmatik olarak), böylece bireysel, sosyal, politik, kültürel, vs. problemlerle bağlantılı olarak Kelam’n işlevsellik zemininin genişletilmesi hedeflenmektedir. Son olarak, bu çalışmanın büyük bir kısmının hazırlanmasına imkan veren Woodstock Theological Center (Washington, DC) ve çalışanlarının şahsında direktör Gasper Lo Biondo’ya ve Jim Redington’a teşekkür etmeliyim. Ayrıca, akademik hayatım boyunca sürekli müzakerelerime açık olan hocam Prof. .Dr. Hüseyin ATAY’a; asistanlığımdan bu yana desteğini yanımda hissettiğim hocam Prof. Dr. Mustafa Said YAZICIOĞLU’na ve kıymetli hocam Prof. Dr. Ahmet AKBULUT’a şükranlarımı sunmak isterim. Kitabın yayınlanmasındaki emeğinden dolayı sevgili Mehmet Ali Erdem’e de şükranlarımı sunmak isterim.
Şaban Ali Düzgün Ankara, 2005 --------------------------------------------------------- [1] 1 Bkz. Thor Hall, Makers of Modern Theological Mind: Anders Nygren, ed. Bob Patterson (USA, 1978) 106.
|
| İÇİNDEKİLER |
|
Önsöz ● 09
GİRİŞ Bilimsel ve Teolojik Alan Tartışması ● 15 Yöntemsel ve İçeriksel Farklılaşmalar ● 23 Tabiat Görüşündeki Kırılma — 24 İnsan Görüşündeki Kırılma — 29
BİRİNCİ BÖLÜM TEOLOJİDE YÖNTEM TARTIŞMALARII. Epistemolojik Kapsam Sorunu — 35 Rasyonelite ve Tecrübecilik Sorunu — 38 Temelselcilikten Bütünselciliğe Geçiş — 48 Çekirdek (Öz) Teoriler ve Teolojiye Uygulanması — 52 Yardımcı Hipotezler — 54 Teolojinin Verileri — 54 Teolojik ve Bilimsel Modeller — 54 II. Bilimsel ve Teolojik Dil — 58 Din Dilinin Enstrümanları Olarak Analoji ve Metafor — 62 Duyu Verileriyle Doğrulama (Mantıksal Pozitivizm) ve Eleştirisi — 67 Doğrulama İlkesinin Eleştirisi — 70 Dillerin Farklı Kullanımı / Dil Analizi — 75 Tamamlayıcı Diller Teorisi — 79 Teolojik Önermelerin Kognitifliği Meselesi — 82 Teoloji ve Söz-Eylem Teorisi — 86 Teoloji ve Okuyucu Tepki Teorisi — 91 Tecrübenin Teolojik Yorumu — 96Teolojik Dilin Varoluşsal Yapısı — 102
III. Teoloji, Felsefe ve Metafizik Teoloji ve Felsefe — 111 Teoloji ve Metafizik — 115 Teolojik Dil ve Metafiziksel Dil Farklılığı — 122
İKİNCİ BÖLÜM ALLAH I. Allah-İnsan İlişkisindeki Temel Belirleyenler — 129 Varlık — 129 Aktiflik — 138 Karşılıklı Bağlılık/Bağımlılık — 147
II. Ontolojik ve Epistemolojik Allah Tasavvurları — 156 1. Monarşik model — 156 2. Deistik model — 157 3. Diyalojik model — 158 4. Fail modeli — 159 5. Süreç modeli — 160
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM DİNİ TECRÜBENİN KAYNAĞI OLARAK TABİAT VE TABİAT TEOLOJİSİ I. Tabii Teolojiden Tabiat Teolojisine — 165 Allah’ı Keşif Alanı Olarak Alem: Ontolojik ve Kozmolojik Zemin Tartışması — 165 Tabiat Teolojisi — 171 Organik ve Dinamik Varlık Alanı Olarak Alem — 176
II. Dini Tecrübe’nin Kaynağı Olarak Tabiat Teolojisi — 181Dini Tecrübe ve Teoloji — 183 Dini Tecrübe Kavramı — 186
III. Tecrübe Kaynağı Olarak Tabiat Teolojisi — 190 Tecrübenin Kognitif Boyutu — 190 Tanrı’nın Gerçekliğinin Zemini Olarak Tecrübe yahut Tabiat — 200 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM TARİH: TEOLOJİK OLANIN OBJEKTİFLEŞME ALANI1. Tarih Teolojisi — 215 2. Farklı Tarihsel Süreçlere Eşlik Eden Farklı İnsan Tabiatları — 226 3. Tarihte İlerleme ve Gelişme: Temel Belirleyenler — 231 3a. Misak/Ahd/Pakt — 234 3b. Misak’ı Ayakta Tutan Normlar ve Uygulamalar (Şir’a/Şeriat ve Minhac) — 236 4. Sembollerle ve Kavramlarla Tarihte Gerçekleştirilen Kırılmalar — 242 5. Etnosentrik Temelli Tarih Yorumları ve Seçilmişlik Paranoyası — 244
Sonuç ● 253 Kaynakça ● 261 Dizin ● 271
|
|
© Ersan-Er Yayın, Reklam, Matbaa ve Bilgisayar Ltd. Şti, 2006, Tüm Hakları Saklıdır |
web yönetimi:
![]()