Lotus Yayınları
Prof. Dr. Mustafa Gündüz

mustafagunduz

Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, EPÖ, Eğitimin Tarihi ve Sosyal Temelleri Programında Yüksek Lisans (2001) ve aynı bölümde “II. Meşrutiyet Dönemi Eğitim ve Modernleşme Aracı Olarak Süreli Yayınlar: Türk Yurdu, İçtihad ve Sebilü’r-Reşad” başlıklı teziyle doktora derecesi aldı (2005). 2006-2011 arasında Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde görev yaptı. Şu anda Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümünde Eğitim Tarihi Profesörü olarak görev yapmaktadır. Temel araştırma alanı, Türk eğitim tarihinin Tanzimat sonrası gelişmeleri olup, dönemin eğitim sorunları ve öncü eğitimcileri üzerine çalışmalar sürdürmektedir. Beşi telif, beşi yayına hazırlama niteliğinde eğitim tarihinin farklı konularını muhtevi kitapları ve birçok makalesi vardır.

2014-15’te TÜBİTAK bursuyla, “19. Yüzyılda Ortadoğu Ülkelerinde Eğitim ve Modernleşme” başlıklı projeyi yürütmek amacıyla Princeton Üniversitesi Near Eastern Studies Bölümünde  ‘Visiting Fellow’ statüsünde görev yapmıştır.

Eserlerinden bazıları için bak.: https://acischools.academia.edu/MustafaGÜNDÜZ

Yazarla iletişim için: mstgndz@gmail.com

Telif Eserleri

II. Meşrutiyet’in Klasik Paradigmaları, İçtihad Sebilü’r-Reşad ve Türk Yurdu’nda Toplumsal Tezler

Osmanlı Mirası Cumhuriyet’in İnşası, Modernleşme, Eğitim, Kültür ve Aydınlar

Bir Eğitimci Olarak Ahmed Cevdet Paşa

Osmanlı Eğitim Mirası, Klasik ve Modern Dönem Üzerin Makaleler

Komşuluk Kültürü

 

Yayına Hazırlama Çalışmaları

İçtihad’ın İçtihad’ı, Doktor Abdullah Cevdet’ten Seçme Yazılar

Bir Abdülhamid Müdafaanamesi,

31 Mart Olayına Popüler Bir Yorum

Eğitimci Bir Jön Türk Lider, Ahmed Rıza ve Vazife ve Mes’uliyet Eserleri

Mustafa Satı Bey ve Fenn-i Terbiye, Türkiye’de İlk Eğitim Bilimleri Kitabı 2C.,

Sosyal Bilim Metodolojisi: Eleştirel Bir Giriş

FRANK LEWINS

Çeviren Prof. Dr. Abdülvahap Taştan

Sosyal bilim metodolojisinin temel prensiplerini özlü ve eleştirel bir biçimde anlamaya ve doğru olarak uygulamaya duyulan ihtiyacın motive ettiği bu kitap, en azından iki önemli özelliğinden dolayı Türkiye’de sosyal bilim araştırmalarına belli bir katkı sağlayacağı düşünülerek Türkçe’ye çevrilmiştir.

Birincisi, bu kitapta metodoloji konuları geniş felsefi tartışmalara girmeden, sistematik derinliği ve bütünlüğü içinde açık ve net olarak ele alınmıştır.

İkinci olarak, tıp ve hukuk gibi günlük hayatımızda sıklıkla yer alan daha somut ve bildik örneklere yer verilerek ve yer yer karşılaştırmalar yapılarak sosyal bilim gündelik hayata dahil edilmeye çalışılmıştır.

Yayınevi: Lotus

Türü: Sosyoloji / Sosyal Bilimler

Yayın Yılı: 2011

Sayfa Sayısı: 147

Ebat: 14×21 cm

ISBN 978–975-6665-64-0

Barkod: 9789756665640

Fiyatı: 15 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Prof. Dr. Alaattin Karaca

alaattinkaraca

1963’te Çorum’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu ilde yaptı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu (1985). Aynı Üniversitede Yeni Türk Edebiyatı Alanında yüksek lisans ve doktorasını tamamladı. 1986-1995 yılları arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Araştırma Görevlisi olarak çalıştı. 1995’te Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ne geçti. 1997-2000 arasında Tunis I Üniversitesi Manouba Edebiyat Fakültesi’nde görev yaptı. 2011’de Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne Profesör olarak atandı. Hâlen bu Üniversitede çalışmaktadır. Şair İsmail Safa, yazar Ercümend Ekrem Talu, İkinci Yeni Şiiri ve şairleri, Necip Fazıl’ın Adnan Menderes’e yazdığı mektuplar, çağdaş Türk romanları ve şiiri üzerine çalışmalar yaptı. Uzun süre gazetelerde kitap tanıtım yazıları yayımladı. Dergâh, Ayane, Hece, Kitap-lık, Hürriyet Gösteri, Türk Dili, Türk Edebiyatı gibi dergilerde yazdı. Karaca, evli ve üç çocuk babasıdır, orta düzeyde Arapça, iyi düzeyde Fransızca bilmektedir.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Necip Fazıl Adnan Menderes İlişkisi

Necip Fazıl Adnan Menderes İlişkisi

nfk

PROF. DR. ALAATTİN KARACA

“Bu yapıtta ilk kez yayımladığımız belge ve mektuplarda, şairin Büyük Doğu’yu çıkarmak için verdiği mücadeleyi, karşılaştığı engelleri, dergi/gazete hakkında tutulan raporları, yasaklama, kapatma kararlarını, hapis günlerini, aldığı yardımları, yerinde duramayan hiperaktif kişiliğini, dünyaya üstten bakan ben’ini bulmak mümkün… Evet, bütün bunları görmek mümkün mektuplarda.

Böylece şair Necip Fazıl’ın, bir başka yönünü; dava adamı kimliğini daha yakından tanıyor, siyasal mücadelesine tanık oluyoruz. Onun CHP ye bakışını; CHP’nin ona bakışını, davasını, Adnan Menderes’e ve Demokrat Parti’ye ilişkin değerlendirmelerini, dönemin kimi bürokratlarına ilişkin düşüncelerini…

Mektuplar bir başka açıdan da dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in Necip Fazıl’la ve basınla olan ilişkilerine ışık tutuyor. Yakın tarihin, ama çoğu henüz karanlıkta kalmış, örtülü bir tarihin perdelerini aralıyoruz.

Zayıf bir ışık süzülebiliyor ancak tarihin bu karanlık odasına… Süzülüyor ve yalnızca birkaç tozlu sayfanın üstüne düşüyor. Görünen ve okunabilen birkaç sayfa.”

Yayınevi: Lotus

Türü: İnceleme / Basın Tarihi / Türk Siyasal Hayatı

Yayın Yılı: 2009

Sayfa Sayısı: 232

Ebat: 14×21 cm

ISBN 978–975-6665-57-2

Barkod: 9789756665572

Fiyatı: 12 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Thomas Paine

Thomas-Paine

(d. 9 Şubat 1737 – ö. 8 Haziran 1809), ABD’li siyasi aktivist, yazar, siyaset kuramcısı ve devrimci. Düşünceleriyle Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nı ve Fransız Devrimi’ni etkilemiştir.

Hayatı ve etkisi

Paine, İngiltere’nin Norfolk bölgesindeki Thetford’da doğmdu. 13 yaşında okuldan ayrılarak bir korse yapımcısı olan babasının yanında çalışmaya başladı. Birçok iş değiştirdikten sonra vergi memuru oldu. Londra’da tanıştığı Benjamin Franklin’in önerisi üzerine 37 yaşında Amerika’ya göç etti. Bu dönemde Amerikan kolonileri ile İngiltere arasındaki ilişki bozulmaya, kolonilerde bağımsızlık düşüncesi yeşermeye başlamıştı. Amerika’da siyasetle yakından ilgilenen Paine, köleliğin kaldırılmasını ve Amerikan kolonilerinin İngiltere’den ayrılmalarını savunan yazılar yazdı. 1776’da yayımlanan Common Sense (“Sağduyu”) adlı yapıtı Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nin hazırlanmasında etkili oldu. George Washington’a göre Common Sense “insanların düşüncelerinde önemli bir değişime yol açmıştır”.

Amerikan Bağımsızlık Savaşı sırasında çeşitli kamu görevlerinde bulunan Paine, 1787’de Avrupa’ya geri döndü. İngiltere ve Fransa’da krallıkların devrilerek yerine cumhuriyetlerin kurulması için mücadele etti. 1789 Fransız Devrimiyle beklentilerinin bir bölümü gerçekleşmiş oldu.

1791-92’de İnsan Haklan (The Rights of Man) adlı kitabını iki bölüm olarak yayımladı. Bu kitapta cumhuriyet yönetimini savunarak İngilizler’i monarşiyi yıkmaya çağırdı. Halkın eğitilmesini, yoksullara yardım edilmesini, işsizlere devletin iş alanları açmasını, emekli aylığı verilmesini ve gelire göre artan oranda vergi alınmasını istedi. Bu kitabı yüzünden İngiltere’de vatana ihanetle suçlanan Paine, bu arada Fransa’da Ulusal Meclis’e seçilmişti. Fransa’ya giderek meclis çalışmalarına katıldı ve monarşinin kaldırılması yönünde oy kullandı. Ne var ki, Kral XVI. Louis’nin idamına karşı çıktığı için Maximilien Robespierre yönetimi sırasında gözden düştü ve bir yıla yakın süre hapsedildi.

Paine’in hapisteyken yazdığı Age of Reason (1794, “Akıl Çağı”) adlı kitabının ikinci bölümü 1796’da yayımlandı. Bu kitapta Tanrı’ya inandığım, ama yürürlükteki dinsel uygulamalara karşı olduğunu belirttiği için dinsizlikle suçlandı. 1796’da yazdığı son büyük kitabı olan Tarımsal Adalet’te (Agrarian Justice) toprak mülkiyetindeki eşitsizlikleri eleştirdi. 1802’de ABD’ye dönen Paine yaşamının son yedi yılını bu ülkede geçirdi ve New York kentinde öldü.

Thomas Paine, 1784 yılında yayımladığı, The Age of Reason (Akıl Çağı) adlı kitabında, Tevrat ile İncil’in eleştirisine girişirken, “Tek bir Tanrı’ya inanıyorum… Yeryüzü yaşamı ötesindeki mutluluğa inanıyorum; insanlar arası eşitliğe ve sevgiye inanıyorum ve şuna da inanıyorum ki, dinsel görevler adil olmayı, hemcinslerimizi mutlu kılma çabalarını kapsar…” diyerek sözlerine başlar. Hemen arkasından “kutsal” diye biline gelen kitapların Tanrı yapısı değil, insan yapısı şeyler olduğunu söyledikten sonra yaylım ateşine geçer. Örneğin, bu kitaplar hakkındaki görüşlerini sergilerken, her şeyden önce belirttiği şudur: “Eski Ahit’in müstehcen hikayelerle, şeheviliklerle, gaddarlıklarla, intikamcılıklarla dolu sayfalarını okuduğumuzda, bu kitabın Tanrı sözleri olmaktan çok, şeytan sözleri olduğunu söylemenin daha uygun olduğunu anlarız.” Fakat, bunu da yeterli bulmaz ve ekler: “…Bu kitapları Tanrı kitapları olarak benimsemeyi Yaradan’a karşı saygısızlık sayarım.”

Bugün hala uygar ülkelerin kitaplıklarında baş köşeyi işgal eden bu kitabın yazarı için Napolyon Bonapart vaktiyle şöyle demiş: “Yeryüzünün her bir kentine Thomas Paine’in saf altından yapılmış heykelinin dikilmesi gerekir.”

( http://tr.wikipedia.org/wiki/Thomas_Paine )

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Sağduyu

Sağduyu

Sağduyu , Thomas Paine - Fiyatı & Satın Al | idefix

THOMAS PAINE

Çeviren Prof. Dr. M. Macit Kenanoğlu

“İngiltere’den Amerika’ya gelmiş olan siyasal kuramcı ve yazar Thomas Paine, Ocak 1776’da Sağduyu adlı 50 sayfalık bir broşür yayımladı.

Üç ay içinde broşürden 100.000 adet satıldı. Paine, soydan geçen krallık anlayışına saldırıyor ve bir tek dürüst adamın bile toplum için gelmiş geçmiş tüm taçlı zorbalardan daha değerli olduğunu belirtiyordu.

Ona göre seçenekler, ya zorba bir krala ve yıpranmış hükümete sürekli boyun eğmek ya da kendi kendisine yeterli ve bağımsız bir cumhuriyet olarak mutlu yaşamaktı.

Tüm kolonilere dağıtılan Sağduyu ayrılma isteğinin somutlaşmasına yardımcı oldu.”

Yayınevi: Lotus

Türü: Felsefe / Siyaset

Yayın Yılı: 2005

Sayfa Sayısı: 117

Ebat: 10×16 cm

ISBN 978–975-6665-21-2

Barkod: 9789756665212

Fiyatı: 9 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Doç. Dr. Armağan Öztürk

armaganozturk

1980 yılında Ardahan’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde Lisans eğitimini tamamladı. Ankara Üniversitesi SBF’de “Neo-Roma Cumhuriyetçiliği Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz” başlıklı teziyle doktora yaptı. Toplumsal Üzerine Yeni Perspektifler (Dipnot Yayınları), Yeni Sol Yeni Sağ (Phoenix Yayınları) ve Postyapısalcılık (Phoenix Yayınları),  Res Publica (Doğubatı Yayınları), adıyla dört derleme kitabıyla Liberal Adalet (Doruk Yayınları), ve Prometheus Ateşi (Lotus Yayınevi) adıyla iki kitabı ve çeşitli dergilerde akademik nitelikte çok sayıda makalesi bulunmaktadır.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Prometheus Ateşi: Politik Felsefe ve Politik Kuram Tartışmaları

 

Prometheus Ateşi: Politik Felsefe ve Politik Kuram Tartışmaları

promete

DR. ARMAĞAN ÖZTÜRK

Büyük anlatılara karşı mikro sosyoloji çizgisi ile yapının ve tarihte sürekliliğinin reddi gibi metodolojik tutumlar akademisyenler arasında oldukça popüler. Ayrıca yaşama ve politik yaşama yönelik kayıtsızlık hemen her türlü ilişkiyi belirliyor. Post-nihilist bir çağda yaşadığımız gerçeği toplumsal normali karakterize eder hale geldi.

Bu kitaptaki makaleler ise ideolojik pozisyonları ve kullandıkları kavram setleri gibi kıstaslar bakımından karşı aydınlanma çizgisiyle taban tabana zıt bir konumu içselleştirmiş durumda.

Kitaba ismini veren Prometheus Ateşi imgesi post-nihilizme karşı daha modern bir izleğin işareti olarak yorumlanabilir.

İki bölüm halinde kurgulanan kitabın içeriğinde, bir tarafta Aristoteles, İbn-i Haldun, Hegel, Tocqueville, Mill, Gramsci, Schumpeter, Sartori, Dahl, Agamben gibi düşünürleri ele alan analizler, diğer yanda ise ekoloji, doğa, muhafazakarlık, entelektüel, insan hakları, şiddet, radikal demokrasi, sivil toplum ve yurtseverlik gibi temalar üzerine ayrıntılı tartışmalar yer alıyor.

Yayınevi: Lotus

Türü: Felsefe / Siyaset Felsefesi / Siyaset

Yayın Yılı: 2013

Sayfa Sayısı: 427

Ebat: 14×21 cm

ISBN 978–975-6665-80-0

Barkod: 9789756665800

Fiyatı: 20 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Birleşik Avrupa’nın Mimarı Şarlman ve Karolenj Rönesansı

charlemagne-

DR. ÖZLEM GENÇ

Charlemagne gerek seferleri gerekse krallık statüsündeki bir devleti imparatorluk haline getirmesi açısından oldukça önemli bir şahsiyettir.
Elde ettiği başarılardan dolayı, Papa tarafından 800 yılında Kutsal Roma İmparatoru unvanıyla taçlandırılıp, tarihe gömülmüş Roma İmparatorluğu`nu tekrar canlandırma görevi kendisine verilmiştir. Ayrıca büyük bir devlet adamı olduğunu kanıtlarcasına, aralarında Abbâsi halifesinin de olduğu, pek çok devlet adamıyla yakın ilişkiler kurmuştur.

İmparator’un faaliyetleri sadece siyasi alanla sınırlı kalmamıştır. Devleti içerisinde ekonomik alanda gerçekleştirdiği yeni bir para sistemi oluşturmak ya da paranın değeri üzerinde yenileme yapmak gibi reformları, hem diğer devletlere örnek olmuş hem de uzun yıllar Avrupa kıtasında geçerliliğini korumuştur. Teşvik ettiği reform dalgası çığ gibi büyümüş, dini hayattan edebi hayata kadar yayılmıştır.

Reformlarından en önemlisi, Avrupa`nın ilk yeniden doğuşu olarak kabul edilen Karolenj Rönesansı`dır.

Bu kitapta Charlemagne`ın eşlerini, metreslerini ve çocuklarını da içeren özel hayatından siyasi alandaki mücadelelerine, sosyal ve ekonomik hayata olan etkilerinden kararnamelerine kadar olan geniş bir yelpaze ele alınmıştır. Ayrıca, Rönesans`ta etkili olan bilginler, Rönesans`ın geliştiği merkezler ve yazılan eserler gibi detaylara yer verilerek, imparatorun kültürel hayata olan ilgisinin bir sonucu olan aydınlanma hareketi incelenmiştir.

Yayınevi: Lotus

Türü: Tarih / Avrupa Tarihi / Araştırma

Yayın Yılı: 2013

Sayfa Sayısı: 452

Ebat: 14×21 cm

ISBN 978–975-6665-82-4

Barkod: 9789756665824

Fiyatı: 25 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Suzan Çataloluk

suzancataloluk

Tokat’ta doğdu. İlk ve orta okulu İstanbul’da okudu. Erzurum Atatürk Lisesi’ni, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi, Hacettepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Ana Bilim Dalında yüksek lisans yaptı. Daha sonra Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi haline gelen Gazi Eğitim Enstitüsü’nde resim eğitimine başladı.

Hakimlik ve öğretim görevliliği mesleklerini icra etti.

Halen Bursa’da yaşamakta, edebi eserler kaleme almakta ve sanat faaliyetleri ile iştigal etmektedir.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Yusuf Adası

Yusuf Adası (Bir Avuç Derya – 1. kitap)

yusufadasi

SUZAN ÇATALOLUK

Bu kitabın küçük kahramanları Ece ile Fatih ve doktor teyzeleri Fatma ile hayata karşı umarsız olan Serdar Usta, bilim adamı Osman Çağlı, başka uzaylarda ve başka boyutlarda yaşayan bilge Salih Dede, insani duygulara ve insan DNA’sına sahip olan bilgisayar Derya…
Hayatını feda etmeye çok kararlı olan Dr. Fatma, çocukları için daima büyük keder yaşayan Serdar Usta, gerektiğinde başka canlı formların şekillerine girme kabiliyeti kazanan Fatih ve çok ama çok meraklı Ece, bu macerada Marmara Bölgesini kurtarmak için canla başla uğraşıyorlar.
Nasıl bir macera yaşadıklarını ve sonucu birlikte okuyalım mı?

Yayınevi: Lotus

Türü: Roman / Macera / Bilim Kurgu / Gençlik Kitapları

Yayın Yılı: 2007

Sayfa Sayısı: 606

Ebat: 14×21 cm

ISBN 978–975-6665-42-8

Barkod: 9789756665428

Fiyatı: 20 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Üç Tarz-ı Siyaset

uctarz

PROF. YUSUF AKÇURA

Osmanlı Devleti, zayıflayıp, güçten düşünce Osmanlı aydınları devleti kurtaracak çareler aradılar. Reçeteler içinde dikkate değer olanları ise Osmanlılık, Türkçülük ve İslamcılık siyasetleri idi.

Akçura, ünlü üç Tarz-ı Siyaset makalesinde bu üç akımın uygulanabilirlik ihtimallerini sorgulamıştır.

Üç Tarz-ı Siyaset adıyla kitaplaştırılan bu eserde bu makalenin yanı sıra Ord. Prof. Enver Ziya Karal, Ali Kemal ve Ahmet Ferit (Tek)‘in de makaleleri bulunmaktadır.

Kitap içerisindeki yazılar:
• Önsöz – Ord. Prof. Enver Ziya Karal
• Üç Tarz-ı Siyaset – Yusuf Akçura
• Cevabımız – Ali Kemal
• Bir Mektup – Ahmet Ferit (Tek)

Yayınevi: Lotus

Türü: Siyaset / Makaleler / Tarih

Yayın Yılı: 2008

Sayfa Sayısı: 96

Ebat: 10×16 cm

ISBN 978–975-6665-14-5

Barkod: 9789756665145

Fiyatı: 5 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Prof. Yusuf Akçura

yusufakcura

Yusuf Akçura, Kazanlı Yusuf Akçura (Tatarca: Yosıf Aqçura; d. 2 Aralık 1876 Ulyanovsk, ö. 1935 İstanbul), Türkçülük akımının önde gelen temsilcilerinden olan Tatar yazar ve siyaset adamı.

Türk Tarih Kurumu’nun kurucu üyelerindendir. İkinci dönem TBMM’de İstanbul milletvekili, 1935’te Kars milletvekili olarak mecliste yer almıştır. 1904 yılında yayımladığı Üç Tarzı Siyaset adlı makalesi Türkçülük akımının manifestosu kabul edilir.

Akçura’nın Türkçü düşünce tarihindeki yeri, çağdaşı olan Ziya Gökalp’in gölgesinde kalmıştır fakat Mustafa Kemal Atatürk’ün çalışma arkadaşı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürel yapısının oluşmasında katkıları olmuştur.

Yusuf Akçura’nın Türkçü fikirleri, Sovyetlerin çökmesi ve Orta Asya’daki Türk Devletleri’nin bağımsızlıklarına kavuşmalarıyla yeniden güncellik kazanmıştır.

Yaşamı
2 Aralık 1876’da Moskova’nın doğusundaki Ulyanovsk’ta (eski adıyla Simbir) dünyaya geldi. Kazan’a göç etmiş Kırım Türkleri’nden aristokrat bir ailenin mensubu idi. Babası çuha fabrikası sahibi fabrikatör Hasan Bey, annesi Yunusoğulları’ndan Bibi Kamer Banu Hanım idi. 2 yaşında iken babasını kaybetti ve annesi ile birlikte yedi yaşına gelmeden İstanbul’a göç ettiler. Annesi, İstanbul’da Dağıstanlı Osman Bey ile evlendi. Osman Bey, Yusuf’un eğitimi ile yakından ilgilendi, onu asker olmaya teşvik etti.

Kuleli Askeri Lisesi’nde öğrenim gördükten sonra 1895 yılında Harbiye Mektebi’ne girdi. Harbiye yıllarında Necip Asım Yazıksız’ın, Veled Çelebi’nin, Bursalı Tahir Bey’in Türkçülüğe ait yazıları ile İsmail Gaspıralı’nın Bahçesaray’da yayımlanan ve bir ara İstanbul’da da dağıtılan Tercüman Gazetesi Türkçülük fikirlerinin oluşmasını etkiledi. 1897’de Malumat Dergisi’nde yayımladığı “Şehabettin Hazret” adlı ilk makalesini Rusya Türkleri ile Osmanlı Türkleri’ni tanıştırma amacıyla kaleme aldı.
Fizan Sürgünü
Okulun 2. sınıfında iken Türkçülük hareketlerine katılmaktan dolayı 45 gün ceza aldı. Erkân-ı Harbiye sınıfına ayrıldıktan sonra askeri mahkeme tarafından müebbet olarak Fizan’a sürgün edildi ve askerlikten uzaklaştırıldı. Fizan’a sürgün edilen diğer 83 kişi ile beraber 1899’da Trablusgarp’a ulaştı. Onları Fizan’a gönderecek yol parası bulunamadığından Trablusgarp’ta hapsedildiler. İttihat ve Terakki Partisi’nin girişimleri sonucu bir süre sonra şehir içinde serbest dolaşma izni aldı ve bazı resmi görevler aldı. Aynı yıl, kendisiyle birlikte sürgün edilmiş olan Ahmet Ferit Bey (Tek) ile Fransa’ya kaçtı.

Paris yılları
Akçuralı Yusuf, Paris’te üç yıl Siyasal Bilgiler Okulu’na devam etti. Türkçülük fikirleri yaşamının bu döneminde olgunlaştı. Okulda, Albert Sorel gibi ulus öğetisinin üzerinde ısrarla duran profesörlerden ders almıştı. Eski bir Jön Türk olan Türk mülteci Dr. Şerafettin Mağmumi’nin telkinleri de Akçura’nın görüşlerinde etkili oldu. “Osmanlı Devleti Kurumlarının tarihi Üstüne Bir Deneme” adlı tezini vererek okuldan, üçüncülükle mezun oldu.

Kazan yılları

1903 yılında, İstanbul’a dönmesi yasak olduğu için amcasının yanına Kazan’a gitti ve dört yıl kaldı. Tarih, coğrafya, ve Osmanlı Türk Edebiyatı öğretmenliği yaptı. Ahmet Rıza’nın çıkardığı Şuray-ı Ümmet ve Meşveret gazetelerinde adsız yazıları yayımlandı.

Kazan’da iken yazdığı ve onu Türk siyasal hayatında meşhur eden Üç Tarzı Siyaset isimli dizi makalesi 1904 yılında Mısır (Kahire)’da yayımlanan “Türk” adlı gazetede çıktı. Türkçülük akımının manifestosu olarak kabul edilen 32 sayfalık makalesinde Akçura, Osmanlı İmparatorluğu’nun tekrar toparlanabilmesi için üç ana görüşün bulunduğunu (Osmanlıcılık, İslamcılık, Türk Milliyetçiliği)ve bunlar arasında en uygununun Türk Milliyetçiliği doktrini olduğunu savundu.

Akçura, İstanbul’a geldiği 1908’e kadar Kazan’da siyasel ve kültürel faaliyetlerde bulundu. Türkçülük fikrini yaymak üzere “Kazan Muhbiri” adlı bir gazete çıkardı. Gaspıralı İsmail Bey, Alimerdan Bey, Abdürreşit Kadı İbrahimof gibi Türkçülerle birlikte 1905’te “Rusya Müslümanları İttifakı” adında büyük bir parti kurdu. Kuzey Türkleri bu parti sayesinde ilk kez Rus meclisi Duma’ya temsilci gönderdi. Akçura, seçimler bitene kadar hapiste tutulmuştu.

1907’de Rusya’da meclis dağıtılmış, kanunlar Rus olmayanlar aleyhine değişmişti. Bu gelişmelere karşı yayın yapan Akçura tutuklanmak için arandığı sırada Osmanlı Devleti’nde II. Meşrutiyet’in ilan edildiğini öğrendi. Bunun üzerine işlerini tasfiye edip 1908 yılının Ekim’inde İstanbul’a gitti.

İstanbul’da siyasi faaliyetleri
İstanbul’a geldikten sonra Darülfünun’da ve Mülkiye Mektebi’nde öğretmenlik tarih dersleri verdi. Bütün ısrarlara rağmen İttihat ve Terakki Partisi’ne girmedi. 25 Aralık 1908’de İstanbul’da, Ahmet Mithat, Emrullah Efendi, Necip Asım, Bursalı Fuat Raif, Feylesof Rıza Teyfik ve Ahmet Ferit (Tek) ile birlikte Türk Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı. Türk milliyetçilik esasına dayalı ilk dernek olan Türk Derneği’nin ömrü kısa oldu, yerine 18 Ağustos 1911 ‘de Türk Yurdu Derneği kuruldu. Mehmet Emin (Yurdakul), Ahmet Hikmet, Ağaoğlu Ahmet, Hüseyinzade Ali Bey, Doktor Akil Muhtar Bey ile birlikte Akçuralı Yusuf da kurucular arasında yer aldı ve derneğin yayın organı olan Türk Yurdu Dergisi’ni 17 yıl boyunca idare etti. 1912’de kurulan Türk Ocağı’nın kuruluşunda da aktif rol aldı.

Yusuf Akçura, Rusya’daki Türklerin haklarını korumak için de büyük bir siyasi örgüt kurdu. “Rusya Mahkumu Müslüman Türk-Tatarların Hukukunu Müdafaa Cemiyeti” adlı örgüt, 1916’da kuruldu. Çeşitli Avrupa ülkelerinde Rusya’daki Türklerin haklarını dile getiren konferanslar verdi. 1918 yılında Rusya’daki Türk esirleri kurtarmak için Hilâl-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) temsilcisi olarak Rusya’ya gitti ve bir yıl kaldı.

Milli Mücadele Yılları
1919 yılında yurda döndüğünde arkadaşı Ahmet Ferit (Tek) Bey’in kurduğu siyasi bir parti olan Milli Türk Fırkası’na katıldı. Aynı yılın sonunda İngilizler tarafından tutuklandı. 1920’de hapisten çıkınca Ahmet Ferit Bey’in eşi Müfide Ferit’in kızkardeşi Selma Hanım ile evlendi ve Milli Mücadele’ye katılmak üzere Anadolu’ya geçti. Hariciye Vekâleti’nde(Dışişleri Bakanlığı) Genel Müdür olarak görev yaptı. 1923 yılında İstanbul mebusu seçilerek meclise girdi.

Tarih Çalışmaları
1925 yılında Ankara Hukuk Mektebi’nde siyasi tarih dersleri vermeye başlayan Yusuf Akçura, Mustafa Kemal’in kültür ve politika danışmanı olarak çalışmaktaydı. 1931’de Atatürk tarafından Türk Tarih Kurumu’nun kuruluşunda görevlendirildi ve ertesi yıl kurumun başına getirildi. 1. Türk Tarih Kongresi’ni yönetti. 1933 Üniversite Reformundan sonra İstanbul Üniversitesi’nde Siyasi Tarih profesörü oldu.

Yusuf Akçura, Kars milletvekili iken 11 Mart 1935’te geçirdiği kalp krizi sonucunda İstanbul’da öldü. Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi.

Görüşleri
Birinci Türk Tarih Kongresi’nde sunduğu tebliğden:


Tarih mücerret bir ilim değildir. Tarih hayat içindir; Tarih milletlerin, kavimlerin varlıklarını muhafaza etmek, kuvvetlerini inkişaf ettirmek içindir.

Eserleri
Şurayı Ümmet’te Çıkan Makalelerim
Üç Tarz-ı Siyaset
Siyaset ve İktisat
Türkçülüğün Tarihi

Kaynaklar
Dr. Cemal Avcı, Yusuf Akçura Hayatı, Eserleri ve Etkileri Uluslararası IV. Türk Kültürü Kongresi Bildirileri (4-7 Kasım 1997), Ankara, 2000, Cilt 3, Sayfa 85-89
Sami Yavrucuk ‚ Türkçülüğün Teorisyeni Yusuf Akçura Yeniçağ Gazetesi
Türk Tarih Kurumu web sitesi Prof. Yusuf Akçura sayfası
Kemal Şenoğlu, “Yusuf Akçura, Kemalizmin İdeoloğu” İstanbul, Kaynak Yayınları, 2009
Türkçülüğün Tarihi, Yusuf Akçura, Kaynak Yayınları, 3. baskı, 2008.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Yusuf_Akçura

(Wikipedi’den alınmıştır.)

Martin Buber

Martin-Buber

Martin Buber (1878-1965), Yahudi filozof ve din düşünürüdür. Önemli dinsel varoluşçulardandır. Viyana’da doğmuş, çoçukluğunu rabbanik literatürün çok iyi bilinen bir âlimi olan büyükbabası Solomon Buber’in yanında geçirmiştir.

1896-1900 yılları arasında Viyana, Leipzig, Berlin ve Zürih Üniversitelerinde Felsefe ve Sanat Tarihi dersleri aldı.

1904’te Cusa’lı Nicholas ve Jacob Boehme üzerine tezi ile Viyana’dan felsefe doktoru unvanını aldı. Wilhelm Dilthey onun hocasıydı. Aynı dönemde geleneksel Musevilikten ayrılmış, yeni oluşan Siyonist harekete etkin bir biçimde katılmıştır. 1901’de Siyonist bir dergi olan “Die Welt” dergisinin editörlüğüne atandı.

1916’da Alman Yahudi dergisi olan “Der Jüde”yi yayın hayatına soktu. 1924-1933 arası Frankfurt am Main Üniversitesinde Musevî Dini ve Ahlak Felsefesi kürsüsünde Profesör olarak dersler verdi. 1920’de Franz Rosenzweig ile birlikte yetişkin Yahudilerin eğitimi için “Freies Jüdisches Lehrhaus” enstitüsünü kurdu ve 1938’e kadar buradaki etkinliklerine devam etti. 1938’de Filistin’e göç ettikten sonra Kudüs’teki Hebrew Üniversitesinde Sosyal Felsefe profesörlüğüne atandı. 1952-1957 arasında A.B.D.’de birçok üniversitede ve çeşitli öğrenci gruplarına konferanslar verdi. Bunun yanında o, Filistin’de Yahudiler ile Araplar arasında uzlaşmanın güçlü bir savunucusuydu.

1965’de Kudüs’te öldü.

Buber’in Avrupalı Yahudi gençliği üzerinde oldukça büyük bir etkisi olmuştur. Bunun yanı sıra Will Herberg, Arthur A. Cohen ve Eugene B. Borowitz gibi Yahudi teologları; Paul Tillich ve H. Richard Neihbuhr gibi Hıristiyan teologları üzerinde güçlü bir etki bırakmıştır. Onun ilişki ve diyalog felsefesi, R.D. Laign, Irwin Yalom ve Leslie Farber gibi psikiyatristleri; Gabriel Marcel, Phillip Wheelwright, Ernst Becker, Gadamer gibi filozofları ve antropolog Victor Turner’i önemli ölçüde etkilemiştir.

Tanrı Tutulması

tt

MARTIN BUBER

Çeviren Doç. Dr. Abdüllatif Tüzer

20. Yüzyılın Başlıca Felsefelerinin, Varoluşçuluğun, Buhran Teolojisinin ve Jung Psikolojisin Bir Eleştirisi…

“Tanrı kendi sonsuzluğunda yaşamayı sürdürür ama bizler de ‘katiller’, ölüme teslim edilmiş, karanlıkta yaşayan varlıklar olarak hayatımızı sürdürürüz. Ancak hayatı kutsallaştırdığımızda canlı Tanrı ile karşılaşırız. Ve dünya, insan, kişi, sen ve ben; bunların hepsinin tanrısal anlamı ve gerçekliği vardır.”
Martin Buber

Yayınevi: Lotus

Türü: Felsefe/ Teoloji

Yayın Yılı: 2013

Sayfa Sayısı: 152

Ebat: 14×21 cm

ISBN 978–975-6665-78-7

Barkod: 9789756665787

Fiyatı: 11 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Kimim Ben: Otantik Olmak

kimimben

CHARLES B. GUIGNON

Çeviren Prof. Dr. Abdüllatif Tüzer

“Benim otantiklik idealini eleştirim, kendi kendine yetme kültürünün ürettiği şeylere karşı bütün tepkimi yansıtmaktadır.

Bu kültür hakkında ilgimi en çok çeken şey, bu kültürün sözcülerinin nasıl hayatın bazı önemli boyutlarına ışık tutmada başarılı olup da bu boyutlar kadar önemli olan hayatın diğer yönlerini gizledikleri veya örtbas ettikleridir.

Kendi kendine yetme görüşleriyle ilgili sorun, bunların yanlış olmaları değil, tek yanlı olmalarıdır. Problemlerinizin çözümleriymiş gibi bunlara yapışmanın, yalnızca aynı derecede iyi olmakla kalmayıp aynı zamanda anlamlı ve doyurucu bir hayat sürmek için mutlaka gerekli olan diğer erdemler ve ideallere duyarlılıkla bağlantınızı kesmesi bu yüzdendir. Bu ideallerin tek yanlılığı, bunların müşterisi olup da sonuçta ellerinde hüsran ve mağlubiyetten başka bir şey kalmayan insanların bu kadar güzel bir kendini geliştirme programının böyle hayal kırıklığıyla sonuçlandığını neden anlayamadıklarını açıklamaktadır.

New Age kültürünün takipçileri genellikle bu hayal kırıklığını yeni bir dizi fikirlere veya yeni bir guruya sarılarak gidermeye çalışmakta ama hararetli bir biçimde bir süre bu yeni patikada yürüdükten sonra bir kez daha kendisini hüsran ve hayal kırıklığı içerisinde bulmaktadır. Ve bu kısır döngü böylece devam eder gider.” Charles B. Guignon

Yayınevi: Lotus

Türü: Felsefe/ İnceleme / Eleştiri

Yayın Yılı: 2009

Sayfa Sayısı: 232

Ebat: 14×21 cm

ISBN 978–975-6665-52-7

Barkod: 9789756665527

Fiyatı: 14 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Dr. Galip Çağ

galipcag

Yrd. Doç. Dr. Galip Çağ

1979 yılında Adapazarı’nda doğdu. Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde lisans öğrenimi tamamladıktan sonra, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeniçağ Anabilim dalında yüksek lisans ve sonra da Tarih Anabilim dalında doktora yaptı. Sakarya Üniversitesi’nde bir süre Okutmanlık yaptıktan sonra Çankırı Karatekin Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümünde Siyasi Tarih Anabilim dalında Avrupa ve Balkanlar Siyasi Tarihi dersleri verdi. 2014 Yılında Gazi Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne geçti. Osmanlı Balkanları üzerine birçok çalışma kaleme aldı. Ayrıca bir de öykü kitabı hazırladı. Hâlen Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesidir. İngilizce ve Makedonca bilmektedir.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

İbn Haldun Umranında Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu

Uluslararası İlişkiler ve Tarih

J. F. Michaud

michaud

JOSEPH FRANÇOIS MICHAUD

(19 Haziran 1767-30 Eylül 1839)

Legion de Honour Sahibi Tarihçi, Yazar

Fransız tarihçi ve yazardır. Albens şehrinde doğmuş Bourg-Bresse’de eğitim görmüştür. Edebiyatla meşgul olmuş, Fransız inkılabının olduğu zamanda ihtilalin getirdiği yeniliklere muhalif kanatta yer almıştır. 1791’de kendi güvenliği bakımından riskli olan Paris’e gelerek burada gazetecilik yapmaya başlamıştır. 1796’dan itibaren çeşitli yayınlarından dolayı askeri mahkeme tarafından takibata uğramış ve gıyaben yargılanarak ölüm cezasına çarptırılmıştır. 1800’den sonra gazeteciliği bırakarak, kitaplar yazmaya başladı. Kardeşi ve çalışma arkadaşlarıyla birlikte çeşitli yayınlar yapmaya başladı. 1811 yılında Histoire des Croisades’in ilk cildini neşretti. Legion de Honour ünvanını aldı. 1830-1831’de Suriye ve Mısır’a giderek, bölgede Haçlılarla ilgili araştırmalar yaptı. Beraberinde kaşif arkadaşı Jean Joseph François Poujoulat da vardı. Doğu Günlüğü, Biblioteque des Crouisades gibi yayınlar yaptı. Doğu gezisinin ardından 1832’de öldü. Arkadaşı çalışmalarını tamamladı. Böylece 6 ciltlik Haçlı Seferleri Tarihi 1840 yılında yayınlandı. Daha sonra bu baskı 1856’da eklerle beraber yenilenmiştir. Haçlı Seferlerinin İlginç Olayları adıyla yayınladığımız eseri bu eserin içindeki çarpıcı noktaları sunmaktadır.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Haçlı Seferlerinin İlginç Olayları

Prof. Dr. Abdüllatif Tüzer

abdullatiftuzer

1973 Kaş doğumludur. 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Pascal’da Fideizm ve Gazali Açısından Bir Değerlendirme” adlı tezle yüksek lisansını, 2006 yılında aynı enstitüde “Bir Felsefe Problemi Olarak Dini Tecrübe” adlı tezle doktorasını tamamladı. Halen Muş Alparslan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde öğretim üyesi olarak görevini sürdürmektedir.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Din ve Rasyonalite

Kimim Ben: Otantik Olmak (Çeviri)

Tanrı Tutulması (Çeviri)

Din ve Rasyonalite

dinverasyo

DOÇ. DR. ABDÜLLATİF TÜZER

“Felsefe açısından din, düşman değildir. Kendisini ilgilendiren ve huzursuz eden bir şeydir.” Bir felsefecinin felsefe yaparken hareket edeceği ilk nokta, Sokrates’in sözleriyle “Kesin olarak bildiğim bir şey varsa, o da hiçbir şey bilmediğimdir” ilkesidir.

Felsefenin işi, bir şeyi kesin olarak bildiğini iddia ederek noktayı koymak ve artık kuşku ve eleştiri melekesini köreltmek değil, ele aldığı her şeyin anlamını ucu açık bir biçimde sorgulayarak “daima yolda olmaktır.”

Abdüllatif Tüzer, Din ve Rasyonalite’de, kurumsallaşmış din ve felsefe arasındaki ilişkiye dair çarpıcı ve biraz da -belki de fazlasıyla- rahatsız edici analizlere giriyor…

Yayınevi: Lotus

Türü: Felsefe/ İnceleme / Teoloji / Din Felsefesi

Yayın Yılı: 2010

Sayfa Sayısı: 407

Ebat: 14×21 cm

ISBN 978–975-6665-62-9

Barkod: 9789756665629

Fiyatı: 18 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Yönetimde Adalet ve Saadet: Bir Nasihatname Geleneği Olarak Siyasetname

siyasetname

DOÇ. DR. ÖZGÜR ÖNDER

Nasihatname; Fars, Türk, Arap hatta Bizans devletlerinden tevarüs kadim bir gelenektir. Siyaset ve yönetim üzerine yöneticilere nasihatler/öneriler sunan bu metinlerde; siyaset ve ahlak arasında sıkı bağlar kurulur ve adaletle hükmedebilmenin özünü bu bağlar oluşturur. Düzen ve siyasal istikrar ancak adalet odaklı bir yönetimde gerçekleşir ki; bunun toplumsal karşılığı da saadettir. Nizamü’l Mülk’ün meşhur “Siyasetname”si, işte bu nasihatname geleneğinin devamı olarak düzen ve istikrarın nasıl sağlanacağına dair yönetsel/siyasal temel kurallar belirler.
Siyasetname’nin yönetim ve siyaset yaklaşımını inceleyen “Yönetimde Adalet ve Saadet: Bir Nasihatname Geleneği Olarak Siyasetname”, onun pratik anlamda olduğu kadar teorik olarak da altyapısının olduğunun altını çizerek, diğer siyasetnamelerden olduğu kadar Machiavelli’nin Prens’inden de kıyaslamalarla siyasal iktidarın sacayaklarını, yönetim felsefesini ve yöneten-yönetilen ilişkilerini analiz ediyor.

Yayınevi: Lotus

Türü: Siyaset / İnceleme

Yayın Yılı: 2014

Sayfa Sayısı: 111

Ebat: 14×21 cm

ISBN: 978–975-6665-83-1

Barkod: 9789756665831

Fiyatı: 11 TL

Kâğıt Türü: 80 gr. Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Pierre Loti

pierreloti

Pierre Loti, asıl adı Louis Marie Julien Viaud (14 Ocak 1850 – 10 Haziran 1923), Fransız romancı. Pierre Loti isminin yazara, kimi kaynaklara göre öğrencilik yıllarında; kimi kaynaklara göreyse, 1867 yılında yaptığı Okyanusya seferi sırasında, Tahitili yerliler tarafından verildiği söylenir. “Loti”, egzotik iklimlerde yetişen egzotik bir çiçeğin ismidir.[1]

1850 yılında Fransa’nın Rochefort kentinde Protestan bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. 17 yaşında Fransız Deniz Kuvvetleri’ne girdi. Denizcilik eğitimini tamamladıktan sonra 1881’de yüzbaşı oldu ve ilerleyen yıllarda da terfi ederek albaylığa kadar yükseldi. Ortadoğu ve Uzakdoğu’da bulundu. Bir deniz subayı olarak romanlarında konu ettiği yabancı kültürünü pek çok yer gezerek tanıma fırsatını buldu. Bu yolculuklarında edindiği deneyimlerini ve gözlemlerini daha sonra kitaplarına yansıttı.

1879’da ilk romanı olan ve o dönemin Osmanlı Türkiye’sinden kesitler veren[2] Aziyadé ‘nin (Aziyade) yayınlanmasının ardından 1886’da Pécheur d’Islande’la (İzlanda Balıkçısı)’nı yayınladı. Loti, kendini edebiyat çevresine kabul ettirmiş bir yazar oldu. Daha sonraki yıllarda her yıl bir kitabı çıktı ve kitapları geniş kitlelerce okundu. 1891 yılında Fransız Akademisi’ne seçilen yazar 1910 yılında Légion d’Honneur nişanını aldı.[3] İzlenimci bir yazar olan Pierre Loti’nin oldukça yalın bir dili vardı. Edebiyattaki bu izlenimciliği kişiliğini de derinden etkiledi. Derin bir umutsuzluğu dile getiren yapıtlarında aşkın yanı sıra ölüm duygusu da geniş yer alıyordu. Bütün bu umutsuzlukla birlikte içinde duyduğu insanlığa karşı şefkat ve acıma duygusunu yapıtlarına yansıttı.[4]

1^ http://www.hurriyet.com.tr/agora/article.asp?sid=4&aid=996 Emre TÜRKER – 31 Mayıs 2004, Pazartesi
2^ Gelişim Hachette c.7,s.2501
3^ NTV-MSNBC – 30 Ağustos 2007, Perşembe
4^ a b AnaBritannica Ansiklopedisi, c.14, s.601

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Kudüs

H. Erdal Yalt

erdalyalt

1950’de Bursa’da doğdu. İlkokulu Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde okudu. On üç yaşında ailesiyle beraber Fransa’ya gidip iki yıl kaldı. Türkiye’ye dönünce Saint-Benoît Fransız Lisesi’ni bitirdi. Babasının da etkisi ile edebiyata ilgi duymasına ragmen, öğrenimine değisik bir konuda, mühendislik dalında devam etti. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden elektrik mühendisi olarak mezun olduktan sonra Türkiye’de çesitli sirketlerde çalıstı. İlk romanı Rakkas Masalı,KENT KİTAP tarafından 2005 yılında yayımlandı. Ardından Körfez Canavarı ve Yakhan adlı kitapları okuyucuyla buluştu.
H. Erdal YALT 1998 yılından beri, ABD’de yaşamaktadır.

 

 

Kudüs

kudus

PIERRE LOTI

Çeviren H. Erdal Yalt

“Müslüman mabetleri Hıristiyanlarınki gibi duygulanıp ağlanılan yerler değil, sakin yerlerdir. Müslüman mabetleri huzur veren yerlerdir. Orada hem yaşama, hem ölüme aynı sağduyu, aynı soğukkanlılıkla bakılır.

Kendine özgü, içine kapanık sessizliğiyle (Hz.) Ömer Camii, hüzünlü rüyalar görmeme neden olan bir yer değil, aksine huzur veren ve beni hayran bırakan bir yer.

Bugün burada kafamı dinleyebileceğime inanıyorum. Bir zamanlar İslam’a karşı duyduğum eğilim, onun yaratıcı gücü ve sanatı, ve belki de ilerde onu kendime din olarak seçme düşüncelerim, ruhumu sarmalayıp inançsızlıktan koruyacak.”

Yayınevi: Lotus

Türü: Tarih / Seyahatname / Gezi Notları

Yayın Yılı: 2011

Sayfa Sayısı: 127

Ebat: 14×21 cm

ISBN: 978–975-6665-67-1

Barkod: 9789756665671

Fiyatı: 12 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Arabistan’da Bir Yıl (1862-1863)

arab1yil

W. G. PALGRAVE

Çeviren Dr. Haktan Birsel

“Uzun yüzyıllar boyunca Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Orta Doğu, Avrupalılar tarafından sürekli mercek altında tutulmuştur. Başlangıçta bu faaliyetler misyonerler vasıtası ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen başarının daha da ileriye götürülmesi için onların yöntemleri ve amaçları diğer seyyahlar tarafından da değiştirilerek kullanılmaya devam edilmiştir. Özellikle 19. Yüzyılın başından itibaren “bu topraklarda yaşayan insanların birbirleri arasındaki bağların hassas noktaları nedir” sorusuna cevap aranmıştır. Bu maksatla da çeşitli şekillerde Orta Doğu’da casusluk faaliyetleri yürütüle gelmiştir.

Palgrave da bu faaliyetlerin içerisindeki birisidir. Doktor ve şifacı kamuflajı, kendisine uydurduğu Arap ismi ve Arapça’ya bir Arap kadar hâkim olan dil bilgisi ile İslamiyet’in özünü ve geleneklerini de çok iyi öğrenerek bir yıl boyunca bütün Arap yarımadasını dolaşmış ve bu coğrafyada yaşayan insanların yaşamsal, geleneksel ve dinsel özelliklerini etüt etmiştir. Topladığı bilgileri de bu kitapta birleştirerek ileride bu toprakların Osmanlı’dan kopması ve aynı coğrafyanın insanlarının birbirlerine düşman olmaları için gerekli yol haritasını hazırlamıştır.”

Yayınevi: Lotus

Türü: Tarih / Seyahatname / Gezi Notları

Yayın Yılı: 2015

Sayfa Sayısı: 215

Ebat: 13,5×21 cm

ISBN: 978–975-6665-90-9

Barkod: 9789756665909

Fiyatı: 14 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

W. G. Palgrave

wgpalgrave

WILLIAM GIFFORD PALGRAVE (1826–1888)

1826–1888 yılları arasında yaşamış Araplar ve Arabistan konusunda uzmanlaşmış İngiliz seyyah ve yazardır. Akademik eğitimini İngiltere’de tamamladıktan sonra Hindistan’a gitmiş ve burada askeri görevlerde bulunmuştur. Ardından kısa bir süre İngiltere’ye dönmüş ve burada çok kalmayarak Suriye’ye hareket etmiş ve Şam’da bulunan Fransız Cizvit misyonerlerin arasına katılmıştır. Esas amacı misyonerlik faaliyetlerinden çok İngiltere adına Arabistan topraklarında casusluktur.

Fransız misyonerlerin çalışmalarını kendisine örnek alarak, Katolik misyonerlerle beraber Şam’da uzun seneler yaşamış ve İslamiyet’i, Arapçayı, Arap gelenek ve kültürünü Araplar kadar çok iyi öğrenmiştir. En büyük hedefi bütün Arabistan’ı dolaşmak ve Avrupalıların nüfuz edemedikleri Arap bölgeleri hakkında yaşayarak araştırmalar yapmaktır. Fransız misyonerlerden doktorluk ve ilaç imali eğitimini almış, ismini de bir Arap ismi ile değiştirerek Avrupalılar tarafından az bilinen bölgeleri keşfetmeye yönelmiştir. 1862–1863 yılları arasında bir yıl süre ile yaptığı Arabistan yolculuğunda elde ettiği verileri 1865 yılında İngiltere’de kitap haline getirmiştir. Birçok otorite tarafından döneminin en önemli Arap ve Arabistan kâşifi olarak nitelendirilmektedir.

Başka bir açıdan bakıldığında Fransızları, Arapları ve Türkleri kandırmış bir casustur.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Arabistan’da Bir Yıl (1862-1863)

Dr. Haktan Birsel

haktanbirsel

1987 Kara Harp Okulu mezunudur. 1988’de Kıbrıs’ta meslek hayatına adım atmıştır. 2013 yılında emekli olana kadar ordu içerisinde farklı görevlerde bulunmuş 200’den fazla takdir ve mükafat almıştır. 2011 yılında yazdığı “Lozan’dan Avrupa Birliği Sürecine Türkiye’de Azınlık Politikaları” adlı teziyle Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nde doktorasını tamamlamıştır. Halen İzmir’de Katip Çelebi Üniversitesi’nde öğretim üyesidir. Uluslarası politika alanında kitapları ve çeşitli konularda tercüme eserleri vardır.

 

Haçlı Seferlerinin İlginç Olayları

hacli

J. F. MICHAUD

DOÇ. DR. GÜRAY KIRPIK (Yayına Hazırlayan)

“Dünya tarihi içinde önemli bir zaman dilimini kapsayan Haçlı Seferleri pek çok yönden ilgi çekici özellikler taşır. Esasen büyük bir zaman dilimi olan ortaçağların en büyük askeri harekatı Haçlı Seferleridir. Ortaçağlardan yeniçağlara kadar geçen olaylar içinde sürekliliği olduğu söylenebilecek nadir olaylardan biri yine Haçlı Seferleridir.

Eskiçağlardan ortaçağlara kadar doğu-batı münasebetlerinde görülebilecek en büyük mücadele safhası olarak değerlendirilebilecek bu olaylar silsilesinin çok ilginç noktaları vardır. Bu konu modern zamanların Şarkiyat enstitülerinin usta tarihçilerinden Michaud’nun eliyle ilk kez ve en kapsamlı bir şekilde ortaya konmuştur.

– Halife Harun Reşit ve Şarlman’ın ilginç haberleşmeleri…
– Haçlılar yamyam mıydı?
– Haçlılar zamanına doğru, Abbasiler ve İslam ülkesinde iç karışıklıklar…
– Haçlılara göre cennetin yolu…
– “Allah’ın Kılıcı” olan bir kavim sahneye çıkıyor…
– Papa niçin “Franklar Avrupa’nın öncüsü olabilir” diyor?
– Haçlı liderlere hangi hayvanlar saldırdı?”

Yayınevi: Lotus

Türü: Tarih /Ortaçağ Tarihi

Yayın Yılı: 2011

Sayfa Sayısı: 308

Ebat: 14×21 cm

ISBN: 978–975-6665-68-8

Barkod: 9789756665688

Fiyatı: 15 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Maurice Merleau-Ponty’de Algı Problemine Giriş

merleau

PROF. DR. KENAN GÜRSOY

“Merleau Ponty’nin eserlerinde işlenmiş olan ana problem, XIX. asrın sonu, XX. asrın başlarında büyük bir gelişme kaydetmiş bulunan (Psikoloji-Tarih-Sosyoloji gibi) insan bilimlerinin insanı anlamak bakımından saplandığı çıkmazlar, düştükleri çelişkilerdir.

Bir taraftan klasik Batı Felsefesi geleneğinde son derece soyut bir biçimde işlenmiş olan insan fikrine bir somutluk kazandırılmaya çalışılmakta, öznelliği ayrı bir töz halinde görmek yerine, dış dünyaya yönelişi içerisinde belirlemeye gayret sarf edilmekte; diğer taraftan ise, insana has olan bir oluş tarzı, kendi kendisine yabancılaştırılmayacak bir tarzda değerlendirilerek akılsallık yeni bir bilinç-beden ilişkisi içinde ele alınmaktadır.”

Yayınevi: Lotus

Türü: Felsefe

Yayın Yılı: 2007

Sayfa Sayısı: 111

Ebat: 12,5×21 cm

ISBN 978–975-6665-40-4

Barkod: 9789756665404

Fiyatı: 7 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

 

Prof. Dr. Kenan Gürsoy

profkenangursoyKenan Gürsoy felsefe alanında çalışmalar yapan bir akademisyendir. 2000-2009 yılları arasında Galatasaray Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı ve anılan tarihler arasında zaman zaman Fakülte’nin Felsefe Bölümü Başkanlığı görevlerini sürdürmüştür. 2009-2014 yıllarında Türkiye Cumhuriyeti’nin Vatikan nezdindeki Büyükelçisi olarak görev yapmıştır.

Hayatı

1950 tarihinde Ankara’da dünyaya geldi. Babası, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi eski öğretim üyelerinden Prof.Dr. Kemal Tahir Gürsoy; annesi ise,son dönem Osmanlı maarifçi ve mutasavvıflarından Kenan (Rifai) Büyükaksoy’un kızı Hikmet Kainat Büyükaksoy’dur. İlkokulu, İstanbul Hırka-İ Şerif İlkokulu’nda, ortaokul ve lise eğitimlerini ise, Saint Benoit Fransız Lisesi’nde gerçekleştirdi (1970). Yükseköğrenimini ise, Fransız Hükümeti’nin Türkiye’de Fransızca eğitim öğretim yapan okullardan mezun, başarılı öğrencilere verdiği dört yıllık öğrenim bursuyla Fransa’da Rennes Üniversitesi ve Paris, Sorbonne Üniversitesi’nde tamamladı. (1970-1974)

Yurda dönüşünde, askerlik görevinin hemen sonrasında, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde asistan olarak göreve başlamış(1977).; bu üniversitede sırasıyla Felsefe Doktoru (1979), Yardımcı Doçent (1982) ve Sistematik Felsefe-Mantık alanında Doçent (1983) unvanlarını almıştır. Bu arada, bir yıl daha Fransa’da Paris Nanterre Üniversitesi-Felsefe Bölümü’nde araştırmalarda bulunmak üzere görevlendirilmiştir (1981-1982). 1984 yılı Kasım ayından itibaren ise, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nde, Felsefe Tarihi Anabilim dalında Doçent olarak vazifeye başlamış; 1989 yılı Ocak ayında, burada profesör olmuştur. 1994 Ekim’inden itibaren aynı anabilim dalının başkanlığını yapmıştır. 1997 yılında Galatasaray Üniversitesi‘nde göreve başlamıştır. 1999’da Üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü olmuş bu görevi Haziran 2002 tarihine kadar devam etmiştir.2000-2009 yılları arasında Galatasaray Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlığını yürütmüştür. 2005-2009 yılları arasında TRT 2 kanalında yayınlanan Düşünce İklimi programını sunmuştur. 15 Eylül 2009 tarihinde ise Türkiye’nin Vatikan büyükelçisi olarak atanmış ve 15 Ekim 2014 tarihine dek bu görevi sürdürmüştür.

Eserlerinden de anlaşılacağı gibi, daha çok Türk Tasavvufu, Varoluşçuluk Felsefesi, Fenomenoloji, Etik ve Karşılaştırmalı Dini Etik gibi konular üzerinde çalışmıştır. Türk Kültür hayatında ve Milli Eğitim sistemimizde felsefi tutum ve düşüncenin yaygınlaşması için uğraş verenlerden biri olmaya gayret etmiştir. Yurt içinde ve yurt dışında (Azerbaycan, Kazakistan, İtalya, Vatikan, İspanya, Fransa gibi ülkelerde) pek çok seminer ve toplantıya katılmış, konferans vermiş, lisans üstü seviyede tamamlanmış ve halen sürmekte olan doktora ve yüksek lisans tezlerine danışmanlık yapmıştır.

(http://tr.wikipedia.org/wiki/Kenan_Gürsoy)

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Maurice Merleau-Ponty’de Algı Problemine Giriş

Küçük Prens

ANTOINE DE SAINT-EXUPÉRY

Çeviren Dr. Haktan Birsel 

İlk kez 1943’te yayınlanan Küçük Prens, yazarı Saint-Exupéry’nin vatanı Fransa ve ilk yayınlandığı ülke olan Amerika Birleşik Devletleri’nin yanı sıra dünyanın hemen her ülkesinde büyük bir beğeniyle okunmuş birçok küçük ve büyük insanı derinden etkilemiştir.
Saint-Exupéry, Küçük Prens’te büyük insanların aptallıklarını ve çocuksu bakışın yitirilmesiyle birlikte işlenen hataları açık yüreklilik ve büyük bir ustalıkla işlemiştir.
“Bu kitapta aşkı, heyecanı, sevgiyi, yalnızlığı, özlemi, kavuşmayı ve hayatın yalın gerçekliğini bulacaksın.” desek abartmış olmayız.
Yaşın kaç olursa olsun, aradığın duyguyu bu kitapta bulacaksın.
Okumak için hâlâ çok geç değil.
“Fakat gözler aslında göremez. Kalp ile aramak lâzım.”

Yayınevi: Lotus

Türü: Öykü

Yayın Yılı: 2015

Sayfa Sayısı: 92

Ebat: 12,5×19,5 cm

ISBN 978–975-6665-86-2

Barkod: 9789756665862

Fiyatı: 12 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

 

Antoine de Saint-Exupéry

saint-exupery

(29 Haziran 1900 – 31 Temmuz 1944)

Fransa’nın Lyon şehrinde doğdu. Beş kardeşin üçüncüsüydü. Aristokrat bir aileye mensup olan Exupéry dört yaşındayken babasını kaybetti. Babasının ardından aile hızla yoksullaştı. Anneleri kültürlü bir kadındı. İlk öğretmenleri anneleri oldu. Exupéry okulda başarılı değildi. Ödevlerle arası yoktu, sürekli ceza alıyordu. Uçaklarla 12 yaşında tanıştı. Evlerinin yanındaki hava alanına gizlice girer uçakları yakından seyrederdi. 12 yaşındayken bir pilot onu uçağına aldı ve uçurdu. Kardeşi François’in ölümü onu ve ailesini çok sarstı. Liseyi bitirdikten sonra pilot olmayı çok istediği halde annesini kırmamak için denizcilik okuluna kaydoldu. 19 yaşında Ecole des Beaux-Arts’ta mimarlık fakültesine girdi. 21 yaşında orduya çağrıldı. Eğitimini yarıda bırakıp askere gitti. Askerlik görevini Fransız Hava Kuvvetlerinde teknisyen olarak yaptı. Strasbourg şehrinde pilotluk eğitimi aldı. Askerliğin ardından ailesinin isteği üzerine Paris’te bir ofiste kamyon satıcısı olarak çalışmaya başladı. Ticaret yaşantısında başarısız oldu. Bu arada yazı yazmaya da başlamıştı.

1926 yılı hayatında bir dönüm noktası oldu: Tekrar uçmaya başlamıştı. Toulouse ve Dakar arasında posta servisi yapan uçağın pilotu olarak göreve başladı. İlk kitabı Güney Postası’nı bitirdi. Burada ilk uçuş deneyimlerini anlatıyordu. Aynı şirketin Arjantin bölge sorumluluğuna getirildi. Gece Uçuşu adlı romanı Arjantin’deki yaşantısını anlatır. Paris’te evlendi. 35 yaşındayken uçağı arıza yaptı ve Tunus’ta çöle zorunlu iniş yaptı, kayboldu. Dört günlük zorlu çöl macerası ardından bir bedevi tarafından bulundu. İspanya İç Savaşı boyunca Fransız gazetesi adına muhabir olarak görev yaptı. Havacılık alanında birçok buluşa imza attı. Gece uçuşlarını düzenleyen cihazların geliştirilmesinde katkı sağladı. II. Dünya Savaşı başladığında Fransa, Almanya’nın işgaline uğradı. Komutanları Exupéry’ye sağlık durumunun savaş şartlarına uygun olmadığını söylemesine rağmen o askere yazıldı. Fransa’nın yenilgisi üzerine ABD’yi gitti. Buradayken yazdığı Dünya ve İnsanlar ile Savaş Pilotu adlı iki kitabı New York’ta çok tutuldu. En önemli eseri Küçük prens‘i de bu dönemde yazdı. Savaşın getirdiği yıkımın ortasında dünyaya bir umut mesajı vermek istiyordu. Bunu Küçük prens‘te bir çocuğun gözüyle yapmaya çalıştı. Ülkesinin işgal altındaki durumu onu çok üzmekteydi. Olaylar karşında sessiz kalamayacağına karar vererek ABD ordusuna katılarak yüzbaşı rütbesiyle Kuzey Afrika’ya gitti. Görevi Alman ordularının hareketini havadan izlemekti. Yine böyle bir keşif uçuşu sırasında 31 Temmuz 1944’te uçağı vuruldu ve Marsilya açıklarında denize düştü. Uçağının enkazı 2000 yılında balıkçılar tarafından bulundu.

(tr.wikipedia.org/wiki/Antoine_de_Saint-Exupéry)

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Küçük Prens

Hayatın Anlamı ve Ölüm-süzlük

havo

PROF. DR. MEHMET TÜRKERİ

Hayatın anlamı konusu, ölümün ve ölümsüzlüğün anlamı konularıyla bağlantılıdır. Zira ister bu dünyada isterse ölümden sonra olsun, yaşamaktan söz ediyorsak yaşamanın anlamı sorunu da her ikisini ilgilendiriyor demektir.

Ölüm, yaşamı kesen, bitiren bir şey olarak durmaktadır. Bu durumda ölümün anlamı yaşamın anlamını, ilk bakışta negatif olarak etkiler görünmektedir. Yaşamanın anlamı konusunda temel unsurları bulabilirsek, o zaman ölümün anlamı da farklılaşabilir.

Mehmet Türkeri, bu kitabında, meşhur Pakistanlı düşünür ve şair Muhammed İkbal’i de etkilemiş olan, Amerikalı filozof William Ernest Hocking’in (1873-1966) görüşlerini temel alarak yaşamanın anlamını soruşturmakta, aynı zamanda ölümden sonra yaşamanın anlamı konusunu da aydınlatma amacıyla düşünen zihinler için bir pencere açmaktadır.

Yayınevi: LOTUS

Türü: Felsefe/Etik/Ahlak Felsefesi

Yayın Yılı: 2012

Sayfa: 210

Fiyatı: 12 TL

ISBN 978-975-6665-71-8

Barkod: 9789756665718

Ebat: 14×21 cm

Kapak: 350 gr. Kalın Kuşe

Kağıt: 60 gr. Kitap Kağıdı

 

Elmalılı’nıın Ahlak Felsefesi

elmalili

PROF. DR. MEHMET TÜRKERİ

“Ahlak üzerine sistemli, tutarlı, şümullü, sorgulayıcı vb. düşünme demek olan ahlak felsefesi ya da etik, diğer konuları yanında, hayata dair iki temel soruya verilen cevaplarla şekillenen ahlak anlayışlarını yani teorilerini inceler. “İnsan için iyi hayat nedir?”, “İnsan nasıl yaşamalı ve davranış ortaya koymalıdır?”. İnsanın niçin ve nasıl yaşaması gerektiğini soruşturan bu teoriler insana, gündelik hayatında ışık tutmaya çalışırlar. Kur’an’ın ahlaki vurgularını düşündüğümüzde bu iki sorunun ve onun etrafında şekillenen diğer sorunların üzerinde düşünmemiz kaçınılmaz bir ödev olur.

Elinizdeki bu kitap, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın, Hak Dini Kur’an Dili isimli tefsiri temel alınarak hazırlanmış olup, Elmalılı’nın doğrudan Kur’an’a dayalı olarak ortaya koyduğu ahlak anlayışını yansıtmaktadır.

Bu çalışmayla, ahlak anlayışlarımızın Kur’an’ın ahlak vurgularını yansıtıp yansıtmadığını görmemiz mümkün olabilecektir.”

Yayınevi: LOTUS

Türü: Felsefe/Etik/Ahlak Felsefesi

Yayın Yılı: 2013

Sayfa: 166

Fiyatı: 11 TL

ISBN 978-975-6665-79-4

Barkod: 9789756665794

Ebat: 14×21 cm

Kapak: 350 gr. Kalın Kuşe

Kağıt: 60 gr. Kitap Kağıdı

 

Etik Kuramları

etikK

PROF. DR. MEHMET TÜRKERİ (Derleyen ve Çeviren)

Yazarlar:  A. Stroll / A.A. Long / V.J. Bourke / R.Campbell

Etik, nâm-ı diğer ahlak felsefesi, özelde “nasıl davranmalı?” sorusunu, genelde “nasıl yaşamalı?” sorusunu yanıtlayan yaklaşımları inceleyen ve çözümleyen felsefe dalıdır.

Bu kitap, etik tarihindeki temel kuramları ve eksikliklerini ana hatlarıyla göstermeyi amaçlayan bir çeviri-derleme eser niteliğindedir.

Yayınevi: LOTUS

Türü: Felsefe/Etik

Yayın Yılı: 2009

Sayfa: 161

Fiyatı: 13 TL

ISBN 978-975-6665-55-8

Barkod: 9789756665558

Ebat: 14×21 cm

Kapak: 350 gr. Kalın Kuşe

Kağıt: 60 gr. Kitap Kağıdı

 

Etik Bilinç: Kaynak SİZsiniz

etikbilinc

PROF. DR. MEHMET TÜRKERİ

 Ağzınızdan çıkan sözün, yaptığınız bir davranışın, ortaya koyduğunuz bir işin, verdiğiniz bir kararın, kurduğunuz bir ilişkinin vb. “iyi” olup olmadığını hiç düşündünüz mü? Ya da bütün bunların iyi olduğunu mu kabul ediyorsunuz? Bunların iyi olduğunu varsaymanız onların iyi olduğu anlamına gelir mi?

Bütün bunların hukuksal, sanatsal, ticari ya da dini olmasını sağlayan nitelikler gibi, etik olmalarını sağlayan nitelikler var mıdır? Yoksa bütün bunların ahlak alanıyla bir ilgisinin bulunmadığını mı düşünüyorsunuz?

Yayınevi: LOTUS

Türü: Felsefe/Etik

Yayın Yılı: 2011

Sayfa: 260

Fiyatı: 15 TL

ISBN 978-975-6665-69-5

Barkod: 9789756665695

Ebat: 14×21 cm

Kapak: 350 gr. Kalın Kuşe

Kağıt: 60 gr. Kitap Kağıdı

 

Ferda Ercan Uyulan

ferda-uyulan

Uzun zamandır Okültizm, Bilinmeyenler, Teorik Fizik, Parapsikoloji ve Ezoterizm üzerinde araştırmaları olan İzmir doğumlu yazar, ilk kitabının yayınlanmasının ardından, bilinmeyenlere yönelik açıklamaların yer aldığı ‘’Gizli Boyutlar’’ adlı TV programlarını hazırlayıp, sunmuş, basılı dergilerde bu konular üzerine makaleler yazmıştır. Akıcı bir dille ve orjinal kaynaklarından yıllar süren araştırmalar sonunda kaleme aldığı ikinci kitabı; Okültizm ve Enerji – Geçmişten Bugüne Gizemcilik, İlgi Alanları, Tradisyonları’nda, Okültizm hakkında bir portal oluşturmayı hedefleyerek, okült alanların saptırılmış ve tehlikeli yönlerine de dikkat çekmeye çalışan yazar, okuyucuyu gizemler dünyasında dolaştırırken, Hakikat Arayışı ve Bilgi ile Güç’lenmeye çağırıyor.

Tarih Meleği Nereye Uçuyor: Tarihnâme (Tarihin Yeniden Üretilmesini Düşünmek -Friedrich Nietzsche ve Walter Benjamin’de Tarih-)

TM

PROF. DR. ALTAN ÇETİN

Melek metaforu, zamanın metafizik var oluşunun ilginç bir yansıması gibidir. Zaman, nihilist ve sonsuz bir meleğin kanatlarında, bilincimize inen ve varoluşumuzu belirleyen en önemli varlık kategorilerinden birisidir. Tarih kavramını var eden ironik ama bir o kadar da gerçek olan bu durum, zamanın elinden tutan bu meleğin kanatlarında, bizi şuurumuz içinde var olan geçmiş, hal ve geleceği kapsayan “mutlak anın” bilincine taşır. İronik bilincimizle uyanışımızı sağlayan bu melek hayatı yozlaştıran o kısır döngü karakterli ilerlemeye karşı bize dair bizdeki geçmişin mesihçi ruhunu anlam dünyamıza yeniden ve yenilenerek taşır.

Tarih geçmişteki olaylar ve olguların incelenmesi olarak tanımlanabilir. Bununla birlikte, tarih bir şekilde geçmiş tecrübelerden geleceği anlama gayreti ve geçmişi bugünden yola çıkarak yeniden kurgulamayı üstlenmektir. Bu her ne şekilde olursa bizim hatıralarımız ve kurgularımızdır.

Bu kitabın amacı, Friedrich Nietzsche ve Walter Benjamin’in düşüncelerinden yola çıkarak onların felsefi dizgelerinde tarihin manasını, tarihteki unutma ve hatırlamalar ilişkisine dair tarih anlayışlarını ve eleştirilerini ortaya koymaktır.

Yayınevi: LOTUS

Türü: Tarih/İnceleme/Tarih Felsefesi

Yayın Yılı: 2014

Sayfa Sayısı: 156

Ebat: 14×21 cm

ISBN 978-975-6665-84-8

Barkod: 9789756665848

Fiyatı: 12 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

 

Ortaçağda Devletin İki Yüzü: Devletnâme (Liyâkatin İzinde Devleti Düşünmek)

odiy

PROF. DR. ALTAN ÇETİN

Bu inceleme, Orta Çağ’ın geniş dünyasından devlet ve siyaset felsefesi bağlamında devletin kurduğu yüzlerce ilişkiden ve siyaset felsefesinin temel kavramlarından olan devlet raiyyet ilişkileri düzleminde vaki olan veya olmayan liyâkat kavramının tetkikî, liyâkatin cari olduğu ortamda devletin gösterdiği mükâfat karşılığının ya da tam tersi cezanın epistemolojik zeminden öteye iyilik ve kötülük problemi dâhilinde ele alınması, ontolojik bir zemine taşınması ve değer felsefesi bağının da kurulması ile ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bu tetkik tarih, felsefe ve bir miktar da sosyoloji kavramlarından istifade edilen bir çalışmadır. Burada bahsedildiği üzere “liyâkat” zaviyesinde mükâfat ve ceza ile iyi ve kötü kavramları, çalışmanın esas mazmunlarını teşkil etmektedir.

Yayınevi: LOTUS

Türü: Tarih/İnceleme/Tarih Felsefesi

Yayın Yılı: 2013

Sayfa Sayısı: 223

Ebat: 14×21 cm

ISBN 978-975-6665-81-7

Barkod: 9789756665817

Fiyatı: 12 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Haldunâme: İbn Haldun’un İzinde Metodoloji ve Tarihi Yeniden Düşünmek

PROF. DR. ALTAN ÇETİN

 

Yayınevi: LOTUS

Türü: Tarih/İnceleme/Tarih Felsefesi

Yayın Yılı: 2012

Sayfa Sayısı: 225

Ebat: 14×21 cm

ISBN 978-975-6665-70-1

Barkod: 9789756665701

Fiyatı: 12 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Bu kitabın hedefi İbn Haldun’un tarihçiliğimize ve tarihimize yapacağı büyük katkıyı ortaya koymaktır. Bu yolla hem metodolojik hem de tarih yönleriyle onun “Mukaddime”sinin ne denli önemli bir giriş olduğu gösterilmeye çalışılarak tarihçiliğimize ve tarihimize yeni bir bakış açısı kazandıracak fevkalade önemli yönleri tespit edilmiştir.

Haldunnâme, metodoloji ve tarih olmak üzere iki ana eksen üzerinde kurgulanmıştır.

Nihayet bu kitap, Ortaçağ öğrencileri özelinde olmak üzere tüm tarih öğrencileri ve tarihçilere bu büyük düşünce adamının izinde düşünce dünyamızın kaybettiği yolu bulmak noktasında modern Türk tarihçileri ve dünya filozofları ile tarih, felsefe ve sosyoloji gibi ana konular eşliğinde tarihi yeniden düşünmenin kapısını aralama yolunda bir menfez sunmaktadır.

Ortaçağda Kadın

PROF. DR. ALTAN ÇETİN (Editör)

Yazarlar:
Ramazan Biçer ∣ Şaban Ali Düzgün ∣ Huriye Tekin Önür ∣ Hülya Altunya ∣ Ömer Özkan ∣ Ülkü Çetinkaya ∣ H. Kâmil Biçici ∣ Özlem Genç ∣ Aydın Usta ∣ Murat Keçiş ∣ Tilla Deniz Baykuzu ∣ Ömer Soner Hünkan ∣ Sevim Can ∣ Ahmet Ocak ∣ Cihan Piyadeoğlu ∣ Tülay Metin∣ Gülseren Ceceli ∣ Nihat Yazılıtaş ∣ Nilgün Dalkesen ∣ Musa Şamil Yüksel ∣ İlyas Kamalov ∣ Semira Kortantamer ∣ Tsuyoshi Sugiyama

Yayınevi: LOTUS

Sayfa: 638

Fiyatı: 39 TL

ISBN 978-975-6665-65-7

Barkod: 9789756665657

Ebat: 16×24 cm

Kapak: 350 gr. Kalın Kuşe

Kağıt: Kitap Kağıdı

“Aslanı böyle resimleyen kim, söyle bana kim?
Tanrı bilir, eğer kadınlar yazsalardı hikâyeleri
Okumuş adamların yazdıkları gibi
Onlar da erkeklerin o kadar kötülüğünü yazarlardı ki
Âdem bile yetmezdi adlarını temizlemeye.”

– The Wife of Bath’s Prologue’dan –

Bu kitap, Türk tarihinin sınırlarını aşan, Ortaçağ dünyasının neredeyse tamamını kapsayan bir yaklaşımla ‘kadın’ konusunu mercek altına almaktadır.
Sadece kendi tarihimizle sınırlı bir bakışın ötesinde Ortaçağ Avrupası, Haçlılar gibi Ortaçağ Doğusunun ötesinde bir bakışa Ortaçağda Japon kadını da katılarak Aztekler haricinde neredeyse Ortaçağların geneline şamil bir inceleme gerçekleştirilmeye çalışıldı.
Münferid ya da müşterek tarih çalışmalarında pek alışılmadığı üzere sosyoloji, felsefe, ilahiyat, edebiyat ve sanat tarihi gibi alanlardan yazılar bu çalışmanın ekseninde yer almaktadır.

Prof. Dr. Mehmet Türkeri

mehmetturkeri1968 yılında Denizli’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu ilde tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirdi (1991). Aynı Fakültenin Felsefe ve Din Bilimleri Bölümüne Araştırma Görevlisi olarak atandı (1993). DEÜ. Sosyal Bilimler Enstitüsünde W. Ernest Hocking Felsefesinde Ulûhiyet Anlayışı isimli yüksek lisans tezini (1994’te) ve Fahrettin Razi’nin Ahlâk Felsefesi adlı doktora tezini (1999’da) tamamladı. 2000 yılında Yardımcı Doçent, 2006 yılında Din Felsefesi alanında Doçent oldu. 2012 yılında adı geçen Anabilim Dalına Profesör olarak atandı. Aynı yıl misafir araştırmacı olarak ABD Minnesota’da bulundu. TUBİTAK, İZKA ve BAP kapsamında projeleri vardır.

Etik (ahlâk felsefesi) alanıyla ve din felsefesiyle ilgili bilimsel çalışmaları, kitapları, makaleleri, bildirleri, konferansları ve seminerleri bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk babası olan yazar, halen Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Din Felsefesi A.B.D.nda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Ayrıca, DEÜ İlahiyat Fakültesi İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği Bölüm Başkanlığı görevini yürütmektedir.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Etik Bilinç Kaynak SİZsiniz

Etik Kuramları

Elmalılı’nın Ahlak Felsefesi

Hayatın Anlamı ve Ölüm-süzlük

Etik Değer Açısından Eğitim, Siyaset, Kamu, Çalışma Hayatı ve Bilim

Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün

SAD1968 Gümüşhane’de doğdu. 1989’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Seyyid Ahmet Han ve modernist hareketlerle ilgili yüksek lisans çalışmasını tamamladı. Bu çerçevede İngiltere’de, School of Oriental and African Studies’de (SOAS) çalıştı. Doktorasını Nesefi ve İslam Filozoflarında Allah-Alem İlişkisi adıyla verdi. 2000-2001 akademik yılında öğretim üyesi değişimi programı çerçevesinde Gregoryan Üniversitesi’nde (Roma); 2003-2004 akademik yılında ise Georgetown Üniversitesi’nde (Washington, DC) misafir öğretim üyesi olarak çalıştı. 2005’de profesör oldu. 2007-2008 eğitim öğretim yılında, Fulbright Muslim Scholar olarak Birmingham Southern College’da öğretim üyesi olarak çalıştı. Alabama Üniversitesi, Montevallo Üniversitesi, Samford Üniversitesi’nde ders ve seminerler verdi. Uluslar arası Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesinde (Kazakistan) ders verdi (2013). Fulbright Türkiye Seçici komisyon üyesidir. İngilizce İlahiyat Bölüm Başkanlığını yürütmüştür (2010-2012). İnternet Kelam Araştırmaları Dergisi’nin editörlüğünü yapmaktadır (www.kelam.org/dergi). Hali hazırda Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı başkanıdır.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Allah, Tabiat ve Tarih

Sosyal Teoloji: İnsanın Yeryüzü Serüveni

Sarp Yokuşun Eteğinde İnsan

Çağdaş Dünyada Din ve Dindarlar

Prof. Dr. Altan Çetin

altancetin1972’de İstanbul’da doğdu. 1994’te Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünden mezun oldu. 1996–1997 yıllarında Mısır’da bulundu. 1998’de Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisansını, 2002’de aynı enstitüde Memlûk Devletinde Askeri Teşkilat başlıklı teziyle doktorasını tamamladı.

2003’te İran’a giderek, burada akademik çalışmalarını sürdürdü. 2007’de doçent ünvanını aldı. Alanında yaptığı birçok çalışması yayımlandı. Halen Gazi Üniversitesi’nde lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde dersler vermektedir. İngilizce, Arapça ve Farsça bilmektedir. Evli ve ikiz çocuk babasıdır.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Ortaçağda Kadın

Haldunname

Ortaçağ’da Devletin İki Yüzü

Tarih Meleği Nereye Uçuyor

İbn Haldun Umranında Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu

Uluslararası İlişkiler ve Tarih

 

İbn Haldun Umranında Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu

kuruluskapak

PROF. DR. ALTAN ÇETİN  DR. GALİP ÇAĞ

“Osmanlı Devleti’nin kuruluşu hakkında pek çok yaklaşım ortaya konulmuştur. Lakin bunlar olaylar içinden bir kuruluş analizi dizayn etmenin ötesinde kuruluşu izah eden ana yapıyı bazı doğru temaslar olmakla beraber vuzuhuyla izah edememişler ve bu sebeple tartışma sürüp gitmiştir. Kaynak yetersizliği ve var olan kaynakların kuruluştan sonraki asırlara ait olmaları gibi sorunlar var olanı tespit etmekte güçlükler çıkarmış ve ilim dünyası bu fevkalade ehemmiyetli konunun çevresinde dolaşıp durmuştur.

Kaynak noksanlığı kadar konuya izah getirecek yerli bir teori eksikliği ve olup bitenin nasılını değil de niçinini anlatan kaynaklardan yoksun olunması var olan olayları var eden dinamikleri anlamamızı güçleştirmiştir.

Osmanlı Devleti’nin kuruluşu meselesinde bugüne kadar İbn Haldun’un yaklaşımlarının gözden kaçırılmış olması, tıpkı Selçuklularda olduğu gibi, bu hayati süreçlerin daha derinlikli olarak anlaşılmamasının bir sebebi olmuştur.

İbn Haldun Umranında Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu adlı bu çalışma, İbn Haldun umranında, Türk tarihinin en önemli kuruluş ve inşa dönemlerinin bir teorik tutarlılığa ve izah zeminine kavuşturulabileceğini göstermenin naçiz bir teşebbüsüdür.”

Yayınevi: LOTUS

Türü: Tarih/İnceleme

Yayın Yılı: 2015

Sayfa Sayısı: 162

Ebat: 14×21 cm

ISBN: 978–975-6665-87-9

Barkod: 9789756665879

Fiyatı: 12 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

 

 

Uluslararası İlişkiler ve Tarih: Geçmişi Düşünerek Geleceğe Bakmak

UT
PROF. DR. ALTAN ÇETİN
 DR. GALİP ÇAĞ

 “Henry Kissinger’ın ‘diplomasi dünyasında dolu bir tabanca, hukuki bilgiden her zaman daha güçlüdür’ sözü uluslararası ilişkilerin modern doğasına dair önemli ipuçları içerir. Reel gücün potansiyel haklardan daha önemli olduğunu varsayan bu yaklaşım modern dünyanın diyalektik imgelemini de verir. Bu cümleden tarihi süreç diplomasinin değişik yaklaşım ve uygulamaları ile doludur. Tarih, sadece diplomasinin doğasının değil, uluslararası ilişkilerin süreçler içindeki değişimleri ve değişmemelerinin de laboratuvarıdır. Hiçbir ‘an’ dünden ve yarından azade değildir. Kırılmalar ve değişmeler bile süreç içerisinde bize olan bitenin doğasını gösterir. Tarihin uluslararası ilişkilere dairleri anlatan doğası ile ulusların tarihi dönüştüren iradesi karşılıklı bir etkileşim alanını ifade eder.

Tarihin kapsayıcı doğası her düzeyde insan faaliyeti ve sürecini kapsar. Bu nedenle tarih biliminin haber veren doğası uluslararası ilişkiler alanının inşa edici yaklaşımları ile birleştiğinde önemli bir analiz alanı açılmış olur. Bu nedenle tarihin bu sahadan ayrılamayan bir yapısı olduğu anlayışı ile kurgulanan bu çalışma gerek kadim düzeyde gerekse de modern çerçevesinde bu ilişkinin doğasını tasvir ve anlamaya çalışırken eleştirel yaklaşımlar ile de konuya dair kendi sözünü söylemeye gayret etmektedir.”

Yayınevi: LOTUS

Türü: Tarih / Uluslararası İlişkiler

Sayfa: 168

Fiyatı: 12 TL

ISBN 978-975-6665-89-3

Barkod: 9789756665893

Ebat: 14×21 cm

Kapak: 350 gr. Kalın Kuşe

Kağıt: 60 gr. Kitap Kağıdı