Lotus Yayınları
Kozmik Bilinç: İnsan Zihninin Evrimi Üzerine

Dr. Richard Maurice Bucke

“Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki bir insan yeniden doğmadıkça Tanrı’nın Krallığını göremez.”

STEVE JOBS’A İLHAM VEREN 10 KİTAPTAN BİRİ!

Kozmik Bilinç nedir? Kitap bu sorunun yanıtını arıyor.Kozmik Bilinç sıradan insanın sahip olabileceğinden üstün bir bilinç biçimidir. Hayvanlar ve bizlerin farkında olmadığı bu yetenek, Öz Bilinç diye adlandırılan sıradan insan bilincinin üzerinde ve bütün yaşamımızın dışındadır.

Onun sadece küçük bir parçası bu kitapta bahsi geçen yüksek bilince sahip şahsiyetler tarafından bize aktarılmıştır.Kozmik bilinç, basit bilincin üzerinde yer alan öz bilinçten çok daha üst seviye bir bilinç biçimidir.

İlk kez 1901’de Kanadalı bir psikiyatrist tarafından yayınlanan Kozmik Bilinç, birçok düşünüre, bilim ve iş insanlarına, sanatçılara ilham kaynağı olmuştur.

Albert Einstein, Pierre Teilhard de Chardin ve Alan Watts Kozmik Bilinç kavramına atıfta bulunan düşünürler arasında yer alır.

Erich Fromm, Robert S. de Ropp ve Abraham Maslow Bucke’ın çalışmalarına atıfta bulundular.

Steve Jobs’ın Reed Kolejinden arkadaşı Daniel Kottke, Kozmik Bilinç’e ona ilham veren kitaplar listesinde üst sıralarda yer verdi.

Yayınevi: Lotus

Çeviren: Cengiz Yücel

Orijinal Adı: Cosmic Consciousness: A Study in the Evolution of the Human Mind

Kapak Çizimi: Kadir Karaca

Türü: Felsefe/Düşünce/Spiritüel

Yayın Yılı: 2021

Sayfa Sayısı: 511

Ebat: 13,5 x 19,5 cm

ISBN 978–625-7061-00-1

Barkod: 9786257061001

Fiyatı: 48,5 TL

Kâğıt Türü: 70 gr. Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Normal Kapak

Muharrem Şirin
Bir 1 kişi görseli olabilir

Felsefe öğretmeni.

TODAİE’de Kamu Yönetimi Yüksek Lisans Programında okudu.

Ankara’da yaşamaktadır.

Eserleri:

Felsefenin Kısa Hikayesi, Karikatürlerle

Filozof Kedi, Mişa

Can Kuş, Gümüş

Saklı Dünya, Bir Düş Ülkesi

Epiktetos

55 yılında Hierapolis, Frigya’da doğmuş 135 yılında hayata gözlerini yuman Yunanlı filozoftur. Stoa felsefesinin önemli düşünürlerinden Epiktetos muhtemelen  köle olarak doğdu. Kuzeybatı Yunanistan’daki Nicopolis’e sürülene kadar Antik Roma’da yaşadı, hayatının büyük bölümü Nicopolis’de geçti ve orada da öldü. Şayet bir isim verilmişse, ailesince verilen ismi bilinmiyor. Epiktetos sözcüğü Yunancada en basit anlamıyla “kazanılmış, elde edilmiş” anlamına geliyor.

Kaya üzerine kendi el yazısıyla yazdığı şiiri dışında geriye yazılı eser bırakmamıştır. Öğrencilerinden Arrian sözlerini kelimesi kelimesine yazıya döktüğünü ifade etmiştir.

Hyong-O Kim

(Korece: 김형오, d. 30 Kasım 1947), Güney Koreli yazar ve politikacı. 1992-2012 yılları arasında Yeongdo Ulusal Meclisi’nin uzun süreli üyesiydi. Milletvekilliği kariyeri boyunca 2008-2010 yılları arasında Ulusal Meclis Başkanı olarak görev yaptı.

Sunam-ri,Goseong-eup’tad oğan Kim,  Goseong İlköğretim Okulu ve Kyungnam Lisesi’negitti. Seul Ulusal Üniversitesi’nde diplomasi alanında lisans ve siyaset bilimi alanında yüksek lisans derecesi alıp vermiştir. Kyungnam Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdürdü ve siyaset bilimi alanında doktora derecesiyle mezun oldu.

Mezuniyetin ardından Kim, ülkenin ana muhafazakar gazetelerinden Dong-a Ilbo‘da çalıştı. Daha sonra 1978-1982 yılları arasında Diplomasi ve Ulusal Güvenlik Akademisi’nde araştırmacı olarak çalıştı.  Siyasi kariyeri dışında, 1999’da A Stone Wall House ve Wave Roar (돌담집 파도소리), 2012’de Sultan ve İmparator (술탄과 황제) gibi çeşitli denemeler ve romanlar yazdı. 2016’da genişleterek ve düzenleyerek yeni bir hale soktuğu Sultan ve İmparator romanını Yeniden Yazılan Sultan İmparator adıyla yayımladı.

Kim aynı zamanda Pusan Ulusal Üniversitesi’nde başkanlık profesörüydü. Merhum Kim Koo’yu onurlandıran bir sivil toplum kuruluşu olan Vatansever Kim Koo Için Anma Hizmetleri Derneği’nin görevdeki Başkanıdır.

Prof. Dr. Tevfik Erdem
Bir Tevfik Erdem görseli olabilir
Prof. Dr. Tevfik Erdem

Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Sosyoloji bölümünden 1991 yılında mezun oldu. Yüksek Lisansını 1996 tarihinde Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Bölümünde “Sivil Toplum ve Türkiye Gerçeği” adlı teziyle aldı. Doktorasını Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Bölümünde “Yoksulluk üzerine sosyolojik bir çalışma ‘Ankara kent yoksulları’ adlı teziyle 2003 yılında tamamladı. Ankara Hacı Bayram Veli (Gazi) Üniversitesi, İİBF, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Temel ilgi alanları milliyetçilik, Kürt milliyetçiliği, yoksulluk ve sivil toplumdur. Sosyoloji, Milliyetçilik, Türkiye’nin Toplumsal Yapısı gibi dersleri vermektedir. Bir kısmı yayımlanmış birçok saha araştırmasında araştırmacı ya da proje yöneticisi olarak görev yapmıştır. Başlıca eserleri: Feodalite’den Küreselleşmeye (editör), Milliyetçilik (editör) ve Sosyoloji Notları’dır.

Stefan Zweig
Stefan Zweig (Çizim: Neslihan Zeybek)

Viyana’da, 28 Kasım 1881’de dünyaya gelen Stefan Zweig, annesi Ida Brettauer ve babası Moritz Zweig’in teşvikleriyle küçük yaştan itibaren ciddi bir eğitimle yetiştirilmiştir. Özellikle edebiyat alanında kendini yetiştiren Zweig, İngilizce, Yunanca, İtalyanca, Latince ve Fransızcayı da öğrendi. Lise çağlarında şiire ilgi duydu; Alman şair Rilke’den oldukça etkilenerek kendi şiirlerini yazdı.

Stefan Zweig için yazmak bir tutku olmuştu; sürekli yazıyordu. Öğrendiği yabancı dilleri edebiyat alanında çevirilerde kullandı. 1901’in sonlarında Paul Verlaine’le Baudelaire’in şiirlerini Fransızcadan Almancaya çevirdi. Viyana ve Berlin Üniversiteleri’nde felsefe eğitimi alan Zweig, bir süre sonra dünyanın birçok yerine seyahat etme fırsatı buldu.

1907-1909 yılları arasında Seylan, Gwalior, Kalküta, Varanasi, Yangon ve Kuzey Hindistan’ı, 1911’deyse New York, Kanada, Panama, Küba ve Porto Riko’yu gezen Zweig, 1914’te de Belçika’ya, şair Emile Verhaeren’in yanına gitti. Ancak bu sıralarda I. Dünya Savaşı patlak verince Belçika’dan Viyana’ya dönüp orduya katıldı. 1914 – 1917 yılları arasında Viyana’da savaş karargâhında savaş arşivinde memur olarak görev aldı. Savaşın ilk zamanlarında bir gazeteci ve yazar olarak savaştan yana gibi görünse de içine sinmeyen bu durum, Galiçya’ya gidip cephedeki acıya tanık olunca savaş karşıtı olmasına neden oldu. Bu durumda savaşa olan tavrını en azından pasif olarak gösterdi. 1916 yılında “Babil Kulesi”, 1918’de de “Zorlama” isimli yazılarıyla savaş karşıtı fikirlerini kamuoyuna sundu. 1917 yılında, “Yaremya” adlı yazısı ve özellikle “Yabancı Ülkedeki Dostlarıma” girişiyle yazdığı kınama dolu mektubuyla savaşa karşı tavrını iyice gösterdi. I. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle Avusturya’ya gelip Salzburg’a yerleşti. Burada Frederike von Winternit’le tanıştı ve bir süre sonra onunla evlendi. Frederike, iki çocuklu dul bir kadındı.

Salzburg’da geçen yılları, Stefan Zweig için edebiyat alanında en verimli zamanları oldu. Yaklaşık yirmi yıl boyunca burada satın almış olduğu villada birçok eserini hayata geçirdi. Salzburg’daki yaşamı ona ünlü isimlerle arkadaşlığı da getirmişti. Hayranı olduğu Hugo von Hofmannstahl, ayrıca Romain Rolland, Thomas Mann, H. G. Wells, James Joyce, Paul Valery, Arthur Schnitzler, Franz Werfel, Richar Strauss gibi birçok ünlü isimle dostluklar kurdu.

Honore de Balzac, Charles Dickens, Fyodor Dostoyevski üzerine incelemeler yazmaya başlayan Zweig, 1925 yılında Friedrich Hölderlin, Heinrich von Kleist ve Friedrich Nietzsche’yle çalışmalarına devam etti. 1927’de Münih’te, Karmaşık Duygular ve Yıldızın Parladığı Anlar adını verdiği kitaplarını yayımladı. 20 Şubat 1927’de “Rilke’ye Veda” başlıklı konuşmasını yaptı ve 1928’de Lev Tolstoy’un 100. doğum günü kutlamalarına katılmak için Sovyetler Birliği’ne gitti. Biyografik yazılarına ayrıca, Emile Verhaeren, Marceline Desbordes-Valmore ve yakın dostu Romain Rolland’ın incelemelerini de ekledi. Giacomo Casanova, Stendhal ve Lev Tolstoy üzerine incelemeleri 1928’de yayımlandı.

Nazilerin iktidara gelmesiyle birlikte, Yahudi asıllı olan Stefan Zweig, kara listeye alındı. 1933’te Naziler, ideolojileriyle bağdaşmayan kitapları meydanlarda törenlerle ateşe veriyorlardı. Yakılanların arasında onun kitapları da vardı. Bir anda parmakla işaret edilen Yahudilerden biri olmuştu.

1934 yılına gelindiğinde Gestapo, Stefan’ın villasına baskın düzenledi ve arama yaptı. Evinde silah bulunmadığı için tutuklanmasa da artık Hitler yönetimi tarafından resmen istenmeyen adam durumuna getirilmişti. Bu sebeple Stefan Zweig, ülkesini terk edip Londra’ya yerleşmek zorunda kaldı. Bu süreçte savaş karşıtı düşüncelerini daha da etkili bir şekilde yazmaya devam etti. Rotterdamlı Erasmus’un Zaferi ve Trajedisi adlı eserini bu dönemde yazdı.

1937 yılında eşinden boşanan Zweig, bir yıl sonra sekreteri Lotte Altmann’la Portekiz’e gitti. Lotte de bir Yahudi’ydi. 1939 yılında da İngiltere’nin Bath şehrine taşındı, 6 Eylül 1939’ da Lotte ile evlendi. Sabırsız Yürek ya da diğer adlarıyla Tehlikeli Merhamet, Acımak isimli romanını bu dönemde yazdı.

Stefan Zweig savaşa, nefrete, aşağılanmaya ve tüm kötülüklere oldukça karşıydı. Dünyadaki barış ve düzen dengesinin yitirilmesi onu derinden yaralıyordu. Bu duygu ve düşünceler içerisindeyken şöyle demişti: “Çok büyük bir felakete sürüklendiğimizin farkında olduğunuzu sanıyorum. Edebiyat yaşamımız yok olacak!” Kısa bir süre sonra bu dedikleri bir bir gerçekleşmeye başladı.

Arkadaşına yazdığı mektupta şöyle diyordu:

“Bir nefretin çift taraflı ağırlığıyla yere serilmiş durumdayım. Savaşa neden olan Almanya’ya duyduğum nefret ve savaşın galibi olan Avusturya’daki Yahudilere duyduğum nefret benim gibi insanları yok edecek; yaşamak için birazcık hava bile bırakmayacaklar. Peki, nereye kaçmalı? Dünya bize kapılarını kapatacak, bense yabancı ve düşman olarak hor görüleceğim bir devletin tutsaklığında yaşamayı istemiyorum.”

1940’ta İngiliz vatandaşlığına kabul edilen Zweig, Hitler’in Batı’ya doğru ilerlemesi nedeniyle karısıyla birlikte önce New York, ardından Arjantin, sonra Paraguay ve en sonunda Brezilya’ya gitti. Aralık ayında New York’a geri döndü. Burada Amerigo – Tarihi Bir Hatanın Öyküsü adını verdiği kitabını yazmaya başladı, çok geçmeden de eser yayımlandı. 1941’de de Brezilya – Geleceğin Ülkesi adlı kitabını yayımladı ve hemen ardından Brezilya’ya yerleşmeye karar verdi. Petropolis’e yerleştikten sonra, burada Satranç isimli dev eserini yazdı. Montaigne üzerine incelemesine başlamıştı ki en önemli eserlerinden biri olan Dünün Dünyası – Avrupa Anıları adlı kitabını da yazdı.

Dünyanın gidişatı Zweig’ı oldukça olumsuz bir şekilde etkilemeye devam ediyordu. Umutsuzluk içindeki günlerinde teselliyi Goethe, Homeros ve Shakespeare’de aradı. İşte tam bu sırada karşılaştı Montaigne’nin Denemeler’iyle. Montaigne, ölüm karşısında özgür olmayı istiyordu. Bu hâldeyken ne dediğini anlamak çok zor olmadı. Yalan değildi ya, Stefan da Nazilerin zulmü karşısında tek çâre ölümü görüyordu. 22 Şubat 1942 tarihinde Stefan Zweig karısıyla birlikte “Veronal” adlı ilacı içerek intihar etti. Ölmeden önce yazdığı mektupta intihar nedeni olarak Hitler’in yarattığı kaosun ve faşist düzenin kalıcı olacağına inandığını ve bu inanç sebebiyle büyük bir umutsuzluk, karamsarlık hissettiğini dile getirmiştir.

Stendhal (Marie-Henri Beyle)
Stendhal (Çizen: Neslihan Zeybek)

Asıl adı Marie-Henri Beyle’dir.23 Ocak 1783’de Grenoble’da doğdu. Vercorlu eski bir aileden gelen babası Chérubin-Joseph Beyle, Dauphiné parlamentosunda avukattı.

Çeşitli ülkelerde gittiği salonlarda kadınlar aykırı düşünceleri sebebiyle ona çılgınca aşık oldular. Bu arada birbiri ardına romanlar yazdı.

Son olarak elçi olduğu küçük Civitavecchia kentine döndüğünde, sağlığı bozulmuştu.

Geçirdiği yeni bir felç yüzünden, 23 Mart 1842’de Paris’te elli dokuz yaşındayken öldü.

Satranç

Stefan Zweig

Altmış dört karenin içinde, hayatı siyah beyaz pencereden görmeye çalışarak hiçlikten kurtulmayı başarabilir misiniz?

Satranç’ta, farklı toplumsal seviyelerden bazı biyografiler bir araya geliyor. Yüksek egosu ve büyük servetinin getirdiği özgüvenle petrol zengini McConnor, ortalamanın altındaki eğitimiyle Mirko Czentoviç ve gizemli kişiliğiyle Dr. B. oldukça sıra dışı karakterler… Hikâyede satranç oyunu, hem elit bir eğlence hem de bir kurtuluş ve hatta lanet olarak bu üç ana karakter arasında cereyan eder.

Stefan Zweig, vefat etmeden kısa süre önce tamamladığı bu kitabında memleketi Avusturya ve hayatının bir bölümünü geçirdiği Brezilya’dan da izler katarak bizimle insanlığa dair psikolojik tahlillerini paylaşıyor. 

Dünyaca ünlü bir satranç şampiyonu ve bu oyuna “meraklı” birkaç adamın tahta üzerindeki savaşı hiç şüphesiz okuru etkileyecek.

Yayınevi: Lotus

Çeviren: Selçuk Alkan

Orijinal Adı: Schachnovelle

Resimleyen: Neslihan Zeybek

Editör: Peren Ercan

Türü: Roman

Yayın Yılı: 2021

Sayfa Sayısı: 98

Ebat: 13,5 x 19,5 cm

ISBN 978–625-7061-05-6

Barkod: 9786257061056

Fiyatı: 15 TL

Kâğıt Türü: 70 gr. Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Normal Kapak

Aşk Üstüne (Tam Metin)

Stendhal (Marie-Henri Beyle)

Şimdi Stendhal okuyalım seninle. Kitabın adı: “Aşk Üstüne”. Stendhal yaman bir yazar. Yalınkılıç bir üslubu var: tok ve parıltılı. Kitap her şeye rağmen bir jurnal. Yaşayan, yaralanan bir fikir adamının jurnali. Ona göre sevmek, bütün hayal gücümüzü harekete geçirmek.
– Cemil Meriç –
***
Stendhal her şeyden önce bir psikologdur. Aşkı onun kadar doğru tarif eden başka birini tanımıyorum.
– Emile Zola –
***
Stendhal epiği en iyi anlamış kişidir.
– Yaşar Kemal –
***
Sizi düşünmeye sevk edecek “Aşk Üstüne” adlı eserde, aşkta utangaçlık, tuzaklar, aksilikler ve eski dostların yanı sıra âşık olup olmadığınızı nasıl bilebileceğiniz konusunda oldukça fazla şey bulabilirsiniz.
Genç bir romantikseniz ve az çok okumaktan hoşlanıyorsanız veya hangi yaştan olursanız olun aşk üstüne zekice düşünülmüş ve ustalıkla kaleme alınmış bir düşünce örgüsüyle ilgileniyorsanız, bu kitap sizin için biçilmiş kaftan.
– Noel Perrin –
***
Kimse Stendhal ile başa çıkamaz. Ona daha iyi nasıl iltifat edebileceğimi bilmiyorum.
– Paul Valery –

Stendhal’ın bu eşsiz eseri, ilk kez tam metin halinde Yavuz Baran çevirisiyle Türkçe yayımlandı.

Yayınevi: Lotus

Çeviren: Yavuz Baran

Orijinal Adı: De l’amour

Türü: Deneme /Aşk

Yayın Yılı: 2021

Sayfa Sayısı: 544

Ebat: 13,5 x 19,5 cm

ISBN 978–625-7061-06-3

Barkod: 9786257061063

Fiyatı: 54 TL

Kâğıt Türü: 70 gr. Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Normal Kapak

Yeniden Yazılan Sultan ve İmparator

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı kapak3--714x1024.jpg

Hyong-O Kim

1453 ∽ BİZANS İMPARATORLUĞUNUN SON GÜNÜ, DÜNYA TARİHİNİ DEĞİŞTİREN LİDERLİK MÜCADELESİ!

– Yüzyıl Fatihi Osmanlı Sultanı versus Son Bizans İmparatoru –
Yayımlanır yayımlanmaz, basından ve eleştirmenlerden övgüler aldı.
Samsung Ekonomik Araştırma Enstitüsü tarafından önerilen kitap seçildi.

Osmanlı Sultanı ile Bizans İmparatoru arasında Konstantinopolis’in son günlerini çevreleyen savaşın öyküsü…

29 Mayıs 1453’te sonuçlanan, dünya tarihinin gidişatını değiştiren Konstantinopolis Muharebesi, gerçeklerin derinlemesine incelenmesi ve insancıl hayal gücü ile canlı bir şekilde ortaya çıkıyor.

Bu kitap, İstanbul’da, savaşın kalbinde, Doğu ve Batı medeniyetlerinin kesişme noktasında şiddetli çarpışmaların bir kaydı…

Savaşın kahramanları olan iki imparatorluğun liderliğindeki Sultan ve İmparator’un iç dünyalarının müthiş bir keşfi…

Yayınevi: Lotus

Çevirenler: S. Göksel Türközü, Hatice Köroğlu Türközü

Orijinal Adı: 다시 쓰는 술탄과 황제

Kapak Resmi: Neslihan Zeybek

Editör: Selçuk Alkan

Halkla İlişkiler Sorumlusu: Mina Sönmez

Türü: Tarihi Roman

Yayın Yılı: 2020

Sayfa Sayısı: 400

Ebat: 16 x 24 cm

ISBN 978–625-7061-10-0

Barkod: 97862570611000

Fiyatı: 73 TL

Kâğıt Türü: 115 gr. Kuşe Kağıt

Kapak Türü: Sert Sıvama Kapak

Felsefenin Kısa Hikayesi – Karikatürlerle

Muharrem Şirin

Her fikir, erken bir fikirdir bütün zamanlar için.
Her filozof, yeni bir çağ müjdecisidir.
Bir gemidir felsefe, ufuk çizgisine rotalı.
Bir kaptandır filozof, hep çağından erken varır gideceği limana.
Ama açıkta bekletilir gemisi kavrayışında sonsuz zamanın…
Her fikir, çoktan gecikmiştir bütün zamanlar için.
Her filozof, soluk boyar gerçeğin rengini.
Bir kitaptır felsefe, gecikmeler üstüne.
Kör bir baykuş olur konuverir filozof, yaşamın bahçesine.
Ama zaten çoktan gün dönmüştür akşamüstüne…

Miletli Thales’ten Thomas Kuhn’a felsefe dünyasında kısa bir yolculuk…
Bu yolculuğa sen de davetlisin!

Yayınevi: Lotus

Resimleyenler: Utku Kabadayı – Emine Çakmak

Türü: Felsefe Tarihi

Yayın Yılı: 2021

Sayfa Sayısı: 112

Ebat: 13,5 x 19,5 cm

ISBN 978–625-7061-11-7

Barkod: 9786257061117

Fiyatı: 20 TL

Kâğıt Türü: 80 gr. Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Normal Kapak

El Kitabı [Enchiridion]

Epiktetos

Epiktetos’a ait el kitabı (enchiridion) adlı bu küçük kitabın, modern yaklaşımlar ve felsefenin doğuşundaki rolü boyundan büyüktür. El Kitabı, birçok yerel dile çevrilir çevrilmez, bağımsız aydınlar, Hıristiyanlık karşıtı düşünürler ve özgün eğilimlere sahip filozoflar arasında liste başı kitaplardan biri haline gelmiştir.

Onun bir nüshası Montaigne’in kitapları arasında yer alır. Pascal, Stoacı filozofun megalomanlık derecesindeki kibrini şiddetle reddetti. 

Büyük Frederick çıktığı tüm seferlerde kitabı yanında taşırdı. Kitap, Shaftesbury Kontu Anthony için de, ölümüyle sonuçlanan ciddi rahatsızlığı süresince bir ilham ve cesaret kaynağı oldu; güncesinin bir çok sayfası El Kitabı’ndan kopyalanan pasajlar içeriyordu.

Topluma olan bağımlılıkla, bireysel özgürlük arasında bir uzlaşı sağlayan Stoacı ahlak felsefesine değer veren Francis Hutcheson, Adam Smith ve Adam Ferguson gibi İskoç filozoflar El Kitabı’nın üzerinde çalıştılar ve ondan geniş ölçüde alıntılar yaptılar.

Modern Çağın ortaya çıkışına işaret eden yeniden doğuş yüzyıllarında Stoacılığın yeniden doğuşu sadece bir rastlantı değildir.

Yayınevi: Lotus

Editör: Flavius Arrian

Çeviren: Sibel Eraltan

Orijinal Adı: Enchiridion

Türü: Felsefe

Yayın Yılı: 2020

Sayfa Sayısı: 95

Ebat: 13,5 x 19,5 cm

ISBN 978–975-6665-60-2

Barkod: 9789756665602

Fiyatı: 16 TL

Kâğıt Türü: 80 gr. Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Normal Kapak

Karanlığın Mesajı: Kötülük Probleminden Yükselen Değişime Aşırı Zamanlar

Işığa!

Ferda Ercan Uyulan

Karanlık enerjinin kuşandığı maskeler!
Akla ve evrensel etiğe aykırı eylemler!
İsyankar, organize suretler!
Kötülüğün doğası ve gizine bakış!
Sarsan, can yakan, isyana sürükleyen ”Neden?” sorusu!
Problemin çok boyutlu manası!
Yükselen Değişim! Aşırı Zamanlar!
Beyaz giderek griye, ardından siyaha dönmeden!
Karanlığın mesajı, sizi Bil’meye Cesarete!
Karanlıklardan ışığı çıkarıp ayırmaya!
Yıkıcı düşünceleri uzaklaştırmaya çağırıyor!
Yaşamın doğasını takdir edebilecek miyiz?
Savunmaya katılacak mıyız?

Yayınevi: Lotus

Türü: Parapsikoloji/Gizem

Yayın Yılı: 2020

Sayfa Sayısı: 491

Ebat: 16 x 24 cm

ISBN 978–625-7061-02-5

Barkod: 9786257061025

Fiyatı: 70 TL

Kâğıt Türü: 70 gr. Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Normal Kapak

Jack London
Jack London (Çizen: Neslihan Zeybek)

San Francisco’da 12 Ocak 1876’da doğup Kaliforniya’da 22 Kasım 1916’da hayata gözlerini kapayan Jack London kırk yıllık kısa sayılabilecek hayatına ellinin üzerinde kitabı sığdırmıştır.

Bebeklik adı John’dur. Babası William Chaney bir astrologtu. Annesi Flora Wellman spiritüalist bir müzik öğretmeniydi. Doğumundan sonra bakımı eski bir köle olan Virginia Prentiss’e verilmiştir ve bu kadın, bir süre Jack London’a annelik yapmıştır.

Annesi Flora Wellman, Amerikan İç Savaşı gazisi John London’la evlendiğinde adı sonradan Jack diye anılacak John da onlarla yaşamaya başladı.

İlkokulu Oakland’de okudu. Berkeley Üniversitesinde eğitim gördü. Fakat üniversite eğitimini maddi zorluklar nedeniyle tamamlayamadı.

Kırk yıllık hayatına otuz gün hapse girmesine neden olan serseriliğinden altın avcılığına uzanan farklı maceraları sığdırmış; iskorpit hastalığına yakalanarak dört dişini kaybetmiş, ardından iyileşmiştir.

Günde on iki – on sekiz saat arası yoğun bir mesaiyle konserve fabrikasında çalışmış, ağır çalışma koşullarından usanarak küçük bir tekne alıp istiridye korsanı olmuştur.

Serseriliği denizcilik hayatından sonraya denk gelir. Japonya seyahati ardından hint keneviri fabrikası ve elektrik santralinde ağır çalışma koşullarında çalışmıştır. Serserilik ve ardından başladığı lise eğitimi hayatının duraklarıdır.

Yazarlıktan çok büyük paralar kazanmış, iki evlilik yapmış ve çiftlik satın almıştır. Yazarlıktaki başarısını “İtalyan işçilerin verimsizliği” gerekçesiyle çiftlik işinde sürdürememiştir.

Ölüm sebebi tam olarak bilinmemektedir. Çalkantılı yaşamının ardından ölümü hakkında da “intihar” iddiaları ortaya atılmıştır. Aşırı morfinden öldüğü iddiaları yanında inme ya da kalp krizi nedeniyle hayatını kaybettiği de öne sürülmüştür. Ölüm raporunaysa böbrek yetmezliği nedeniyle vefat ettiği yazılmıştır.

Başlıca eserleri:

Açlar Ordusu

Âdemden Önce

Alaska Kid

Alın Teri

Altta Kalanlar

Atalarının Tanrısı

Ateş Yakmak

Ay Vadisi

Beyaz Diş

Beyaz Sessizlik

Buck’ın Maceraları

Büyük Serüven

Can Yoldaşı

Cinayet Şirketi

Dehşet Ülkesi

Demir Ökçe

Demiryolu Serserileri

Deniz Kurdu

Direniş

Doğu Yakası

Dönek

Düş Ülkelerine Yolculuk

Güneş Çocuğu

Halk Avcısı

İstiridye Korsanları

Japon Kıyılarında Dehşet

John Barleycorn

Kaptan David Grief

Kıyametten Sonra

Kız, Kar ve Kan

Kızıl Veba

Kurt Dölü

Martin Eden

Meksikalı Devrimci

Midas’ın Müritleri

Ormandan Gelen Ses

Seçme Öyküler

Sevgili Jerry

Sevginin Katıksızı

Şampiyon

Tanrılar ve Köpekler

Uçurum İnsanları

Uzak Diyarlarda

Vahşetin Çağrısı

Yanan Günışığı

Yıldızlar Korsanı

Yol

Kızıl Veba

Jack London

Mesafeleri kısaltan, göğü yere indiren ve görmediği düşmanları yenen insanlık…
Ölümün kızılıyla başa çıkabilir mi?
“İnsanlık” dediğimiz şey, kendi canını kurtarmak için başkalarının canını çiğnemeye karar verdiğimizde biter mi?

Jack London, 1912 yılında yayımladığı bu kitabında veba salgınıyla yok oluşun eşiğine gelmiş insanlığın yeniden doğuş çabasını salgından sonra geçen altmış yılda hayatta kalan, salgının şahidi tek kişinin ağzından anlatıyor.

Kızıl Veba’da insanlığın “medeniyet” perdesi bir çırpıda kaldırılıp hayatta kalmak için neler yapabileceği ve gözle görülmeyen küçücük bir varlık karşısında nasıl da çaresiz kaldığı gözler önüne seriliyor.

Yayınevi: Lotus

Çeviren: Perizat Urfalı

Orijinal Adı: The Scarlet Plague

Resimleyen: Neslihan Zeybek

Editör: Peren Ercan

Türü: Roman / Bilimkurgu / Distopya

Yayın Yılı: 2020

Sayfa Sayısı: 110

Ebat: 13,5 x 19,5 cm

ISBN 978–625-7061-03-2

Barkod: 9786257061032

Fiyatı: 16 TL

Kâğıt Türü: 80 gr. Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Normal Kapak

Prof. Dr. Remzi Demir

Bir Remzi Demir ve gülümsüyor görseli olabilir1963 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Atatürk Lisesi’ni bitirdikten sonra, 1980-81 Eğitim ve Öğretim Yılı’nda Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Bilim Tarihi Kürsüsü’ne girdi. 1984’te bu kürsüden mezun oldu. 1984-85 Eğitim ve Öğretim Yılı’nda, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Felsefe Bölümü, Bilim Tarihi Anabilim Dalı’na araştırma görevlisi olarak atandı. Yüksek lisans ve doktora tezlerini, Prof. Dr. Sevim Tekeli’nin danışmanlığın-da hazırladı: 1987’de, Câbir İbn Eflâh’ın Islâhü’l-Mecistî Adlı Eseri başlıklı yüksek lisans tezini, 1991’de ise, XVI. Yüzyılın Ünlü Astronomu Takiyüddin’in Desimal Sistemi Trigonometri ve Astronomiye Uygulaması başlıklı doktora tezini savundu ve doktor unvanını aldı. 1994 yılında bilim tarihi yardımcı doçentliğine atandı; ardından 1997’de doçentliğe ve 2003’de ise profesörlüğe yükseltildi. 2001-2002 Eğitim ve Öğretim Yılı’nda araştırma izni alarak dokuz aylığına İsviçre’nin Lozan şehrine gitti ve bu süre içerisinde, Lozan Üniversitesi Genel Kütüphanesi ile yerel kütüphanelerde, özellikle Aydınlanma Dönemi Fransız Düşüncesi’nin Türkiye’ye girişine ilişkin araştırmalarda bulundu. 2006-2008 yılları arasında Bilim Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürüttü ve bu görevi sırasında bilim tarihi ile ilgili kongre, sempozyum, çalıştay ve konferans gibi çeşitli bilimsel etkinliklerin gerçekleştirilmesine katkıda bulundu. Bir süre Felsefe Bölümü Başkanlığı ve dört dönem de Fakülte Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. 2015 yılında, meslektaşı Prof. Dr. Melek Dosay Gökdoğan ile birlikte ülkemizde Bilim ve Teknoloji Çalışmaları’nın tanınmasını sağlamak ve bilimsel düşüncenin toplumun muhtelif katmanlarına yayılmasına katkıda bulunmak maksadıyla Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde tezsiz yüksek lisans eğitimi verecek Bilim ve Toplum Çalışmaları adında yeni bir anabilim dalının kuruluşuna öncülük yaptı. Hâlen Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde, Felsefe Bölümü, Bilim Tarihi Anabilim Dalı’nda çalışan Demir, araştırmalarını özellikle Osmanlı Dönemi Türk Bilim Tarihi ile Türk Felsefe Tarihi üzerinde yoğunlaştırmış bulunmaktadır.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Türkiye’de Yeni Din Algısının Doğuşu (1839-1938)

Bilim ve İktidar

Bilim ve Toplum

Bilim ve Tarih

Bilim ve Felsefe

Philosophia Ottomanica : Osmanlı Felsefesi

Nerede Hata Yaptık?

Türkiye’de Yeni Din Algısının Doğuşu (1839-1938)

PROF. DR. REMZİ DEMİR

Din Tarihi, tarih yazıcılığımız tarafından çok ihmal edilmiştir. Bunun birçok sebebi olabilir; ancak kanaatime göre en önemlisi, bu alanın çatışan inançlar ve ideolojiler ile çepeçevre sarmalanmış olmasıdır.

Türkiye’de Yeni Din Algısının Doğuşu (1839-1938) adını verdiğim bu küçük denemenin maksadı, Geç Osmanlı-Erken Cumhuriyet Dönemleri boyunca [kabaca bir asırlık bir süreçte] gerçekleşen ve Resmî [Sünnî-Matürîdî-Hanefî] Dinsel Düşünce’yi derinden etkileyen bazı mühim hadiseleri ana-çizgileriyle tasvir etmektir.

Yayınevi: Lotus

Türü: Tarih / Din / İslam / Sosyoloji

Yayın Yılı: 2019

Sayfa Sayısı: 96

Ebat: 13,5×21 cm

ISBN 978–975-6665-99-2

Barkod: 9789756665992

Fiyatı: 14 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Normal Kuşe Kapak

Okültizm ve Enerji: Geçmişten Bugüne Gizemcilik

kapak2-

Ferda Ercan Uyulan

Majisyen, asası-Güç yüzükleri
Abramelin’in kutsal büyü kitabı
Hermetizm
Gnostizm
Masonluk
Tibet Ölüler Kitabı
Simya ilmi, dönüşüm ve altın
Satanizm, Cinler, Karabüyü,
Exorcism,
Demonology, Angelology
Goetia
Sonsuz yaşam ve ruh

Okült Alanlara ilgi duyanlar için bir portal
Majikal yöntemlerle elde edilmek istenen ”Güç”
Ritüellerle çekilerek gönderilen ”Enerji”
Okült alanların tehlikeli saptırılmış yönleri

”Gizli Öğretilerden Hakikat Arayışına Uzanın!”
www.facebook.com/okultizmveenerji

Yayınevi: LOTUS

Sayfa: 606

Fiyatı: 73 TL

ISBN 978-975-6665-72-5

Barkod: 9789756665725

Ebat: 16×24 cm

Kapak: 350 gr. Kalın Kuşe

Kağıt: Kitap Kağıdı

Bilim ve İktidar

PROF. DR. REMZİ DEMİR

Düşünce tarihimizi ve bunun bir kısmı olan bilim tarihimizi, geçmişin iyi-kötü belirgin bir resmini sunacak bir paradigma üzerinden okumaksızın tam olarak anlamak mümkün değildir.

Bugüne kadar ya belirgin bir paradigma teşkil edilmemiş [bunun için hiç uğraşılmamış] ya da geçmiş, “Türk Tarih Tezi” ve “Türk-İslâm Sentezi” olarak adlandırılan kimlik temelli ideolojiler üzerinden okunmaya çalışılmıştır.

Hiç şüphe yoktur ki bu türden okuma denemeleri, bazı yönlerden yararlı olmuştur; ama geçmişin hakikate uygun bir resminin teşkil edilmesini de engellemiştir.

En kayda değer paradigmalar, kanaatime göre Weberci ve Marxçı sosyolojik okumalardır; çünkü bu okumalar, bilgiyi toplumsal bir temele dayandırarak anlamlandırmaya çalıştıkları için tarihsel edimleri yönlendiren sebep-sonuç ilişkilerinin anlaşılmasına nisbî de olsa bir miktar ışık tutmayı başarmıştır; ancak bunlar da, bana göre temel çelişkiyi göremedikleri ve meseleyi çok-yönlü incelemedikleri için, [Ülgener ve Berkes gibi birkaç yetenekli sosyolog tarafından dile getirilmiş olsalar da] yeterince başarılı olamamışlardır.

Yayınevi: Lotus

Türü: Tarih / Bilim Tarihi / Düşünce Tarihi / Sosyoloji

Yayın Yılı: 2018

Sayfa Sayısı: 168

Ebat: 13,5×21 cm

ISBN 978–975-6665-43-5

Barkod: 9789756665435

Fiyatı: 14 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Normal Kuşe Kapak

Prof. Dr. Mustafa Gündüz

mustafagunduz

Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, EPÖ, Eğitimin Tarihi ve Sosyal Temelleri Programında Yüksek Lisans (2001) ve aynı bölümde “II. Meşrutiyet Dönemi Eğitim ve Modernleşme Aracı Olarak Süreli Yayınlar: Türk Yurdu, İçtihad ve Sebilü’r-Reşad” başlıklı teziyle doktora derecesi aldı (2005). 2006-2011 arasında Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde görev yaptı. Şu anda Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümünde Eğitim Tarihi Profesörü olarak görev yapmaktadır. Temel araştırma alanı, Türk eğitim tarihinin Tanzimat sonrası gelişmeleri olup, dönemin eğitim sorunları ve öncü eğitimcileri üzerine çalışmalar sürdürmektedir. Beşi telif, beşi yayına hazırlama niteliğinde eğitim tarihinin farklı konularını muhtevi kitapları ve birçok makalesi vardır.

2014-15’te TÜBİTAK bursuyla, “19. Yüzyılda Ortadoğu Ülkelerinde Eğitim ve Modernleşme” başlıklı projeyi yürütmek amacıyla Princeton Üniversitesi Near Eastern Studies Bölümünde  ‘Visiting Fellow’ statüsünde görev yapmıştır.

Eserlerinden bazıları için bak.: https://acischools.academia.edu/MustafaGÜNDÜZ

Yazarla iletişim için: mstgndz@gmail.com

Telif Eserleri

II. Meşrutiyet’in Klasik Paradigmaları, İçtihad Sebilü’r-Reşad ve Türk Yurdu’nda Toplumsal Tezler

Osmanlı Mirası Cumhuriyet’in İnşası, Modernleşme, Eğitim, Kültür ve Aydınlar

Bir Eğitimci Olarak Ahmed Cevdet Paşa

Osmanlı Eğitim Mirası, Klasik ve Modern Dönem Üzerin Makaleler

Komşuluk Kültürü

 

Yayına Hazırlama Çalışmaları

İçtihad’ın İçtihad’ı, Doktor Abdullah Cevdet’ten Seçme Yazılar

Bir Abdülhamid Müdafaanamesi,

31 Mart Olayına Popüler Bir Yorum

Eğitimci Bir Jön Türk Lider, Ahmed Rıza ve Vazife ve Mes’uliyet Eserleri

Mustafa Satı Bey ve Fenn-i Terbiye, Türkiye’de İlk Eğitim Bilimleri Kitabı 2C.,

Sosyal Bilim Metodolojisi: Eleştirel Bir Giriş

FRANK LEWINS

Çeviren Prof. Dr. Abdülvahap Taştan

Sosyal bilim metodolojisinin temel prensiplerini özlü ve eleştirel bir biçimde anlamaya ve doğru olarak uygulamaya duyulan ihtiyacın motive ettiği bu kitap, en azından iki önemli özelliğinden dolayı Türkiye’de sosyal bilim araştırmalarına belli bir katkı sağlayacağı düşünülerek Türkçe’ye çevrilmiştir.

Birincisi, bu kitapta metodoloji konuları geniş felsefi tartışmalara girmeden, sistematik derinliği ve bütünlüğü içinde açık ve net olarak ele alınmıştır.

İkinci olarak, tıp ve hukuk gibi günlük hayatımızda sıklıkla yer alan daha somut ve bildik örneklere yer verilerek ve yer yer karşılaştırmalar yapılarak sosyal bilim gündelik hayata dahil edilmeye çalışılmıştır.

Yayınevi: Lotus

Türü: Sosyoloji / Sosyal Bilimler

Yayın Yılı: 2011

Sayfa Sayısı: 147

Ebat: 14×21 cm

ISBN 978–975-6665-64-0

Barkod: 9789756665640

Fiyatı: 15 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Prof. Dr. Alaattin Karaca

alaattinkaraca

1963’te Çorum’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu ilde yaptı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu (1985). Aynı Üniversitede Yeni Türk Edebiyatı Alanında yüksek lisans ve doktorasını tamamladı. 1986-1995 yılları arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Araştırma Görevlisi olarak çalıştı. 1995’te Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ne geçti. 1997-2000 arasında Tunis I Üniversitesi Manouba Edebiyat Fakültesi’nde görev yaptı. 2011’de Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne Profesör olarak atandı. Hâlen bu Üniversitede çalışmaktadır. Şair İsmail Safa, yazar Ercümend Ekrem Talu, İkinci Yeni Şiiri ve şairleri, Necip Fazıl’ın Adnan Menderes’e yazdığı mektuplar, çağdaş Türk romanları ve şiiri üzerine çalışmalar yaptı. Uzun süre gazetelerde kitap tanıtım yazıları yayımladı. Dergâh, Ayane, Hece, Kitap-lık, Hürriyet Gösteri, Türk Dili, Türk Edebiyatı gibi dergilerde yazdı. Karaca, evli ve üç çocuk babasıdır, orta düzeyde Arapça, iyi düzeyde Fransızca bilmektedir.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Necip Fazıl Adnan Menderes İlişkisi

Necip Fazıl Adnan Menderes İlişkisi

nfk

PROF. DR. ALAATTİN KARACA

“Bu yapıtta ilk kez yayımladığımız belge ve mektuplarda, şairin Büyük Doğu’yu çıkarmak için verdiği mücadeleyi, karşılaştığı engelleri, dergi/gazete hakkında tutulan raporları, yasaklama, kapatma kararlarını, hapis günlerini, aldığı yardımları, yerinde duramayan hiperaktif kişiliğini, dünyaya üstten bakan ben’ini bulmak mümkün… Evet, bütün bunları görmek mümkün mektuplarda.

Böylece şair Necip Fazıl’ın, bir başka yönünü; dava adamı kimliğini daha yakından tanıyor, siyasal mücadelesine tanık oluyoruz. Onun CHP ye bakışını; CHP’nin ona bakışını, davasını, Adnan Menderes’e ve Demokrat Parti’ye ilişkin değerlendirmelerini, dönemin kimi bürokratlarına ilişkin düşüncelerini…

Mektuplar bir başka açıdan da dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in Necip Fazıl’la ve basınla olan ilişkilerine ışık tutuyor. Yakın tarihin, ama çoğu henüz karanlıkta kalmış, örtülü bir tarihin perdelerini aralıyoruz.

Zayıf bir ışık süzülebiliyor ancak tarihin bu karanlık odasına… Süzülüyor ve yalnızca birkaç tozlu sayfanın üstüne düşüyor. Görünen ve okunabilen birkaç sayfa.”

Yayınevi: Lotus

Türü: İnceleme / Basın Tarihi / Türk Siyasal Hayatı

Yayın Yılı: 2009

Sayfa Sayısı: 232

Ebat: 14×21 cm

ISBN 978–975-6665-57-2

Barkod: 9789756665572

Fiyatı: 12 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Thomas Paine

Thomas-Paine

(d. 9 Şubat 1737 – ö. 8 Haziran 1809), ABD’li siyasi aktivist, yazar, siyaset kuramcısı ve devrimci. Düşünceleriyle Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nı ve Fransız Devrimi’ni etkilemiştir.

Hayatı ve etkisi

Paine, İngiltere’nin Norfolk bölgesindeki Thetford’da doğmdu. 13 yaşında okuldan ayrılarak bir korse yapımcısı olan babasının yanında çalışmaya başladı. Birçok iş değiştirdikten sonra vergi memuru oldu. Londra’da tanıştığı Benjamin Franklin’in önerisi üzerine 37 yaşında Amerika’ya göç etti. Bu dönemde Amerikan kolonileri ile İngiltere arasındaki ilişki bozulmaya, kolonilerde bağımsızlık düşüncesi yeşermeye başlamıştı. Amerika’da siyasetle yakından ilgilenen Paine, köleliğin kaldırılmasını ve Amerikan kolonilerinin İngiltere’den ayrılmalarını savunan yazılar yazdı. 1776’da yayımlanan Common Sense (“Sağduyu”) adlı yapıtı Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nin hazırlanmasında etkili oldu. George Washington’a göre Common Sense “insanların düşüncelerinde önemli bir değişime yol açmıştır”.

Amerikan Bağımsızlık Savaşı sırasında çeşitli kamu görevlerinde bulunan Paine, 1787’de Avrupa’ya geri döndü. İngiltere ve Fransa’da krallıkların devrilerek yerine cumhuriyetlerin kurulması için mücadele etti. 1789 Fransız Devrimiyle beklentilerinin bir bölümü gerçekleşmiş oldu.

1791-92’de İnsan Haklan (The Rights of Man) adlı kitabını iki bölüm olarak yayımladı. Bu kitapta cumhuriyet yönetimini savunarak İngilizler’i monarşiyi yıkmaya çağırdı. Halkın eğitilmesini, yoksullara yardım edilmesini, işsizlere devletin iş alanları açmasını, emekli aylığı verilmesini ve gelire göre artan oranda vergi alınmasını istedi. Bu kitabı yüzünden İngiltere’de vatana ihanetle suçlanan Paine, bu arada Fransa’da Ulusal Meclis’e seçilmişti. Fransa’ya giderek meclis çalışmalarına katıldı ve monarşinin kaldırılması yönünde oy kullandı. Ne var ki, Kral XVI. Louis’nin idamına karşı çıktığı için Maximilien Robespierre yönetimi sırasında gözden düştü ve bir yıla yakın süre hapsedildi.

Paine’in hapisteyken yazdığı Age of Reason (1794, “Akıl Çağı”) adlı kitabının ikinci bölümü 1796’da yayımlandı. Bu kitapta Tanrı’ya inandığım, ama yürürlükteki dinsel uygulamalara karşı olduğunu belirttiği için dinsizlikle suçlandı. 1796’da yazdığı son büyük kitabı olan Tarımsal Adalet’te (Agrarian Justice) toprak mülkiyetindeki eşitsizlikleri eleştirdi. 1802’de ABD’ye dönen Paine yaşamının son yedi yılını bu ülkede geçirdi ve New York kentinde öldü.

Thomas Paine, 1784 yılında yayımladığı, The Age of Reason (Akıl Çağı) adlı kitabında, Tevrat ile İncil’in eleştirisine girişirken, “Tek bir Tanrı’ya inanıyorum… Yeryüzü yaşamı ötesindeki mutluluğa inanıyorum; insanlar arası eşitliğe ve sevgiye inanıyorum ve şuna da inanıyorum ki, dinsel görevler adil olmayı, hemcinslerimizi mutlu kılma çabalarını kapsar…” diyerek sözlerine başlar. Hemen arkasından “kutsal” diye biline gelen kitapların Tanrı yapısı değil, insan yapısı şeyler olduğunu söyledikten sonra yaylım ateşine geçer. Örneğin, bu kitaplar hakkındaki görüşlerini sergilerken, her şeyden önce belirttiği şudur: “Eski Ahit’in müstehcen hikayelerle, şeheviliklerle, gaddarlıklarla, intikamcılıklarla dolu sayfalarını okuduğumuzda, bu kitabın Tanrı sözleri olmaktan çok, şeytan sözleri olduğunu söylemenin daha uygun olduğunu anlarız.” Fakat, bunu da yeterli bulmaz ve ekler: “…Bu kitapları Tanrı kitapları olarak benimsemeyi Yaradan’a karşı saygısızlık sayarım.”

Bugün hala uygar ülkelerin kitaplıklarında baş köşeyi işgal eden bu kitabın yazarı için Napolyon Bonapart vaktiyle şöyle demiş: “Yeryüzünün her bir kentine Thomas Paine’in saf altından yapılmış heykelinin dikilmesi gerekir.”

( http://tr.wikipedia.org/wiki/Thomas_Paine )

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Sağduyu

Sağduyu

Sağduyu , Thomas Paine - Fiyatı & Satın Al | idefix

THOMAS PAINE

Çeviren Prof. Dr. M. Macit Kenanoğlu

“İngiltere’den Amerika’ya gelmiş olan siyasal kuramcı ve yazar Thomas Paine, Ocak 1776’da Sağduyu adlı 50 sayfalık bir broşür yayımladı.

Üç ay içinde broşürden 100.000 adet satıldı. Paine, soydan geçen krallık anlayışına saldırıyor ve bir tek dürüst adamın bile toplum için gelmiş geçmiş tüm taçlı zorbalardan daha değerli olduğunu belirtiyordu.

Ona göre seçenekler, ya zorba bir krala ve yıpranmış hükümete sürekli boyun eğmek ya da kendi kendisine yeterli ve bağımsız bir cumhuriyet olarak mutlu yaşamaktı.

Tüm kolonilere dağıtılan Sağduyu ayrılma isteğinin somutlaşmasına yardımcı oldu.”

Yayınevi: Lotus

Türü: Felsefe / Siyaset

Yayın Yılı: 2005

Sayfa Sayısı: 117

Ebat: 10×16 cm

ISBN 978–975-6665-21-2

Barkod: 9789756665212

Fiyatı: 9 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Martin Buber

Martin-Buber

Martin Buber (1878-1965), Yahudi filozof ve din düşünürüdür. Önemli dinsel varoluşçulardandır. Viyana’da doğmuş, çoçukluğunu rabbanik literatürün çok iyi bilinen bir âlimi olan büyükbabası Solomon Buber’in yanında geçirmiştir.

1896-1900 yılları arasında Viyana, Leipzig, Berlin ve Zürih Üniversitelerinde Felsefe ve Sanat Tarihi dersleri aldı.

1904’te Cusa’lı Nicholas ve Jacob Boehme üzerine tezi ile Viyana’dan felsefe doktoru unvanını aldı. Wilhelm Dilthey onun hocasıydı. Aynı dönemde geleneksel Musevilikten ayrılmış, yeni oluşan Siyonist harekete etkin bir biçimde katılmıştır. 1901’de Siyonist bir dergi olan “Die Welt” dergisinin editörlüğüne atandı.

1916’da Alman Yahudi dergisi olan “Der Jüde”yi yayın hayatına soktu. 1924-1933 arası Frankfurt am Main Üniversitesinde Musevî Dini ve Ahlak Felsefesi kürsüsünde Profesör olarak dersler verdi. 1920’de Franz Rosenzweig ile birlikte yetişkin Yahudilerin eğitimi için “Freies Jüdisches Lehrhaus” enstitüsünü kurdu ve 1938’e kadar buradaki etkinliklerine devam etti. 1938’de Filistin’e göç ettikten sonra Kudüs’teki Hebrew Üniversitesinde Sosyal Felsefe profesörlüğüne atandı. 1952-1957 arasında A.B.D.’de birçok üniversitede ve çeşitli öğrenci gruplarına konferanslar verdi. Bunun yanında o, Filistin’de Yahudiler ile Araplar arasında uzlaşmanın güçlü bir savunucusuydu.

1965’de Kudüs’te öldü.

Buber’in Avrupalı Yahudi gençliği üzerinde oldukça büyük bir etkisi olmuştur. Bunun yanı sıra Will Herberg, Arthur A. Cohen ve Eugene B. Borowitz gibi Yahudi teologları; Paul Tillich ve H. Richard Neihbuhr gibi Hıristiyan teologları üzerinde güçlü bir etki bırakmıştır. Onun ilişki ve diyalog felsefesi, R.D. Laign, Irwin Yalom ve Leslie Farber gibi psikiyatristleri; Gabriel Marcel, Phillip Wheelwright, Ernst Becker, Gadamer gibi filozofları ve antropolog Victor Turner’i önemli ölçüde etkilemiştir.

Kimim Ben: Otantik Olmak

kimimben

CHARLES B. GUIGNON

Çeviren Prof. Dr. Abdüllatif Tüzer

“Benim otantiklik idealini eleştirim, kendi kendine yetme kültürünün ürettiği şeylere karşı bütün tepkimi yansıtmaktadır.

Bu kültür hakkında ilgimi en çok çeken şey, bu kültürün sözcülerinin nasıl hayatın bazı önemli boyutlarına ışık tutmada başarılı olup da bu boyutlar kadar önemli olan hayatın diğer yönlerini gizledikleri veya örtbas ettikleridir.

Kendi kendine yetme görüşleriyle ilgili sorun, bunların yanlış olmaları değil, tek yanlı olmalarıdır. Problemlerinizin çözümleriymiş gibi bunlara yapışmanın, yalnızca aynı derecede iyi olmakla kalmayıp aynı zamanda anlamlı ve doyurucu bir hayat sürmek için mutlaka gerekli olan diğer erdemler ve ideallere duyarlılıkla bağlantınızı kesmesi bu yüzdendir. Bu ideallerin tek yanlılığı, bunların müşterisi olup da sonuçta ellerinde hüsran ve mağlubiyetten başka bir şey kalmayan insanların bu kadar güzel bir kendini geliştirme programının böyle hayal kırıklığıyla sonuçlandığını neden anlayamadıklarını açıklamaktadır.

New Age kültürünün takipçileri genellikle bu hayal kırıklığını yeni bir dizi fikirlere veya yeni bir guruya sarılarak gidermeye çalışmakta ama hararetli bir biçimde bir süre bu yeni patikada yürüdükten sonra bir kez daha kendisini hüsran ve hayal kırıklığı içerisinde bulmaktadır. Ve bu kısır döngü böylece devam eder gider.” Charles B. Guignon

Yayınevi: Lotus

Türü: Felsefe/ İnceleme / Eleştiri

Yayın Yılı: 2009

Sayfa Sayısı: 232

Ebat: 14×21 cm

ISBN 978–975-6665-52-7

Barkod: 9789756665527

Fiyatı: 14 TL

Kâğıt Türü: Kitap Kağıdı

Kapak Türü: Kalın Kuşe

Prof. Dr. Abdüllatif Tüzer

abdullatiftuzer

1973 Kaş doğumludur. 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Pascal’da Fideizm ve Gazali Açısından Bir Değerlendirme” adlı tezle yüksek lisansını, 2006 yılında aynı enstitüde “Bir Felsefe Problemi Olarak Dini Tecrübe” adlı tezle doktorasını tamamladı. Halen Muş Alparslan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde öğretim üyesi olarak görevini sürdürmektedir.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Din ve Rasyonalite

Kimim Ben: Otantik Olmak (Çeviri)

Tanrı Tutulması (Çeviri)

Ferda Ercan Uyulan

ferda-uyulan

Uzun zamandır Okültizm, Bilinmeyenler, Teorik Fizik, Parapsikoloji ve Ezoterizm üzerinde araştırmaları olan İzmir doğumlu yazar, ilk kitabının yayınlanmasının ardından, bilinmeyenlere yönelik açıklamaların yer aldığı ‘’Gizli Boyutlar’’ adlı TV programlarını hazırlayıp, sunmuş, basılı dergilerde bu konular üzerine makaleler yazmıştır. Akıcı bir dille ve orjinal kaynaklarından yıllar süren araştırmalar sonunda kaleme aldığı ikinci kitabı; Okültizm ve Enerji – Geçmişten Bugüne Gizemcilik, İlgi Alanları, Tradisyonları’nda, Okültizm hakkında bir portal oluşturmayı hedefleyerek, okült alanların saptırılmış ve tehlikeli yönlerine de dikkat çekmeye çalışan yazar, okuyucuyu gizemler dünyasında dolaştırırken, Hakikat Arayışı ve Bilgi ile Güç’lenmeye çağırıyor.

Prof. Dr. Mehmet Türkeri

mehmetturkeri1968 yılında Denizli’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu ilde tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirdi (1991). Aynı Fakültenin Felsefe ve Din Bilimleri Bölümüne Araştırma Görevlisi olarak atandı (1993). DEÜ. Sosyal Bilimler Enstitüsünde W. Ernest Hocking Felsefesinde Ulûhiyet Anlayışı isimli yüksek lisans tezini (1994’te) ve Fahrettin Razi’nin Ahlâk Felsefesi adlı doktora tezini (1999’da) tamamladı. 2000 yılında Yardımcı Doçent, 2006 yılında Din Felsefesi alanında Doçent oldu. 2012 yılında adı geçen Anabilim Dalına Profesör olarak atandı. Aynı yıl misafir araştırmacı olarak ABD Minnesota’da bulundu. TUBİTAK, İZKA ve BAP kapsamında projeleri vardır.

Etik (ahlâk felsefesi) alanıyla ve din felsefesiyle ilgili bilimsel çalışmaları, kitapları, makaleleri, bildirleri, konferansları ve seminerleri bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk babası olan yazar, halen Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Din Felsefesi A.B.D.nda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Ayrıca, DEÜ İlahiyat Fakültesi İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği Bölüm Başkanlığı görevini yürütmektedir.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Etik Bilinç Kaynak SİZsiniz

Etik Kuramları

Elmalılı’nın Ahlak Felsefesi

Hayatın Anlamı ve Ölüm-süzlük

Etik Değer Açısından Eğitim, Siyaset, Kamu, Çalışma Hayatı ve Bilim

Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün

SAD1968 Gümüşhane’de doğdu. 1989’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Seyyid Ahmet Han ve modernist hareketlerle ilgili yüksek lisans çalışmasını tamamladı. Bu çerçevede İngiltere’de, School of Oriental and African Studies’de (SOAS) çalıştı. Doktorasını Nesefi ve İslam Filozoflarında Allah-Alem İlişkisi adıyla verdi. 2000-2001 akademik yılında öğretim üyesi değişimi programı çerçevesinde Gregoryan Üniversitesi’nde (Roma); 2003-2004 akademik yılında ise Georgetown Üniversitesi’nde (Washington, DC) misafir öğretim üyesi olarak çalıştı. 2005’de profesör oldu. 2007-2008 eğitim öğretim yılında, Fulbright Muslim Scholar olarak Birmingham Southern College’da öğretim üyesi olarak çalıştı. Alabama Üniversitesi, Montevallo Üniversitesi, Samford Üniversitesi’nde ders ve seminerler verdi. Uluslar arası Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesinde (Kazakistan) ders verdi (2013). Fulbright Türkiye Seçici komisyon üyesidir. İngilizce İlahiyat Bölüm Başkanlığını yürütmüştür (2010-2012). İnternet Kelam Araştırmaları Dergisi’nin editörlüğünü yapmaktadır (www.kelam.org/dergi). Hali hazırda Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı başkanıdır.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Allah, Tabiat ve Tarih

Sosyal Teoloji: İnsanın Yeryüzü Serüveni

Sarp Yokuşun Eteğinde İnsan

Çağdaş Dünyada Din ve Dindarlar

Prof. Dr. Altan Çetin

altancetin1972’de İstanbul’da doğdu. 1994’te Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünden mezun oldu. 1996–1997 yıllarında Mısır’da bulundu. 1998’de Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisansını, 2002’de aynı enstitüde Memlûk Devletinde Askeri Teşkilat başlıklı teziyle doktorasını tamamladı.

2003’te İran’a giderek, burada akademik çalışmalarını sürdürdü. 2007’de doçent ünvanını aldı. Alanında yaptığı birçok çalışması yayımlandı. Halen Gazi Üniversitesi’nde lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde dersler vermektedir. İngilizce, Arapça ve Farsça bilmektedir. Evli ve ikiz çocuk babasıdır.

Lotus Yayınevin’de yayınlanan eserleri:

Ortaçağda Kadın

Haldunname

Ortaçağ’da Devletin İki Yüzü

Tarih Meleği Nereye Uçuyor

İbn Haldun Umranında Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu

Uluslararası İlişkiler ve Tarih

 

Etik Değer Açısından Eğitim, Siyaset, Kamu, Çalışma Hayatı ve Bilim

PROF. DR. MEHMET TÜRKERİ

 

Yayınevi: LOTUS

Türü: Felsefe/Etik

Sayfa: 198

Fiyatı: 14 TL

ISBN: 978-975-6665-88-6

Barkod: 9789756665886

Ebat: 14×21 cm

Kapak: 350 gr. Kalın Kuşe

Kağıt: 60 gr. Kitap Kağıdı

Etik, ahlak alanıyla ilgili düşünme, sorgulama, analiz, bilinçlenme ve temellendirme disiplinidir. Ahlak ise, tıpkı sanat ve din gibi, bir değer alanıdır. Ahlak, aynı zamanda, bir ‘insan olma’ sanatı, ve ‘erdemlerin nasıl kazanılacağını inceleyen bir ilimdir. Dolayısıyla etiğin bir düşünceye, alana, tutuma, davranışa, mesleğe dâhil olması o konuda ahlaksal değer üretmeyi beraberinde getirir. Bu yüzden kitaba Etik Değer Açısından… başlığı konuldu.

Etik sözcüğü ve etikle ilgili kavramlar çokça kullanılıyor, etik yargılamalar yapılıyor, aynı şekilde herkes bu açıdan değişik şikâyetleri dile getiriyor.

Bu kitabın mütevazı katkısı etik tutuma sahip olmanın nasıl bir yaklaşım farkı oluşturacağını ortaya koyması ve bunun içini dolduracak ipuçlarını barındırmasıdır.